Kalem, acemi avcıların elinde hedefini şaşıran bir ok da olabilir.-- baraccio
YağMuRun İzİ
YağMuRun İzİ
@yagmurunizi

NECİP FAZIL KISAKÜREK

25 Mayıs 2012 Cuma
Yorum
Şiirgram

NECİP FAZIL KISAKÜREK

50

Yorum

40

Beğeni

0,0

Puan

5679

Okunma

Okuduğunuz şiir 25.5.2012 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK


ne söylesem
fazlasıyla
kifayetsiz
...



sözlerin
fikirlerin
güçlü dinamolardır
dünya döndükçe
saçan
ulvi ışığını

-adetten değil
ibadettendir
yolumuzda ışığa yüz sürmek
efendim-

aydınlıktır
güneşin evlatları
belki bir Necip Fazıl olmak asla
lakin
nöbetteyim bıraktığın ufukta

tuttuğun gibi tutmaya çalışmalıyım
parmaklarımın arasında
iki bela
kalem
ve
sigara

değer ama
bilirim
çok kadim memlekettir
İslamiyet
şehadet parmağımızın kıyısında

ki
kaldırımlar bırakmışken sen
yürüdüğün kaldırımlar
ayağında toz olabilirsem
ne âlâ

aynalar bırakmışken
kurmam için dengemi
alnımdaki çizgilerde bulabilirsem seni
ne onurlu temaşa


yaşıyorsun efendim
yaşıyorsun
her sabah heybetinle yükselirken
gökyüzüne sığmıyor
imanımın gözlerinden taşıyorsun








yağmurun izi




* Benim aciz kalemime değil; Üstad’ımın kıymetli yaşam felsefesine layık görülmüş bir nişandır...

Teşekkür ederim...

Paylaş
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Necip fazıl kısakürek Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Necip fazıl kısakürek şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NECİP FAZIL KISAKÜREK şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Erkan isa Şen
Erkan isa Şen, @erkanisasen
4.11.2012 08:13:24
gözlerim yaşardı gerçekten ve gururlandım.. sevgi ile...
sevdayağmuru
sevdayağmuru, @sevdayagmuru
28.5.2012 14:21:19
İnsan ruhunun derinliklerinde çağlayan suların gizli şırıltısını bize kadar getirip ebedileştirilmenin sırrını bilen Necip Fazıl, bir eli Yunus Emre'nin yakasında, bir elinde de Baudelaire estetiğinin meşalesi, bir mistik olduğu kadar da modern şairimiz, kuş uçmaz, kervan geçmez «Kaldırımlar»dan harikulâdeye susamış milyonlarca bakışın göz kamaştıracak kadar aydınlattığı sahneye atladı. «Tohum», piyesini yazdı.

Tiyatronun san'atkârı halkla burun buruna denilecek kadar temasa getiren bir san'at şubesi olduğu ve sanatkârın da şahsiyetinin etrafında bir mahşer kalabalığı bir ayin şenliği görmek arzusiyle için için yandığı, düşünülecek olursa, şair olsun, romancı ve hikâyeci olsun, her çeşit yazıcının tiyatroya karşı duyduğu zaafı, kabuğu soyulan bir muz gibi, kendiliğinden bütün mahremiyetiyle ortaya çıkar...

Halbuki Necip Fazıl, kemiyetçe mahdut, fakat keyfiyetçe namütenahi, seçkin bir okuyucu halkasının aydınlık ve şuurlu hayranlığını, güzeli çirkinden ayırt edip edemediği meşkük bir kalabalığın müphem ve hayat kadar fani alkışlarına tercih eden, beğenilmek, sevilmek hususunda da eserin inşasında gösterdiği titizliği gösteren nâdir sanatkârlardandır.

Edebiyatımızın bulutlu göklerine bir kavsi kuzah çizen bu anlayış, hakikatte, Necip Fazıl için, Necip Fazıl'ın tefekkür dünyası için ne zamandan beri olgunlaşa olgunlaşa dallarını kıracak bir raddeye gelen meyvelerin çatlayıp düşmesi kadar tabii ve derunî bir zaruretti; zira «Tohum» Eflatun'dan Bergson'a kadar insanlığın yüzyıllardır yetiştirdiği bütün büyük kafaların uykusunu kaçırmış olan bir meseleyi, ruh ve madde münakaşasını diriltmekte, Necip Fazıl'ın bütün estetiği ise özün kabuğa, ruhun maddeye üstünlüğü prensibine dayanmaktadır.

Necip Fazıl, şiirin «kelimeler arasındaki esrarengiz izdivaçlardan doğduğuna inanan» cins şairlerdendir. Bunun için «Ben ve Ötesi»nde, fikirlerini bize yalnız nağme ve lezzet halinde veren, şiirin büyüsü bozulur endişesiyle –pek haklı olarak– tefekkür dünyasını bulutlar ve sular arkasında gizlemeye mecbur kalan şair, Tohum'u yazmakla şiirin intizam ve güzellikten ibâret olan ülkesini muvakkat bir müddet için terkederek nesrin hudutları içine girmiş, bulutları ve sesleri dağıtarak sonsuzluk bahçesini kapısını ardına kadar açmış oluyor. «Tohum» «Ben ve Ötesi» şairinin bugünkü edebiyatımızın temel taşlarından biri olduğunu kabul etmekle tereddüde düşenleri bu yersiz tereddütlerinden kurtaracaktır, sanıyorum.

Cahit Sıtkı TARANCI
Kurun Gazetesi; 4.11.1935
...................................
çok sevdiğim bir yazı idi paylaşmak istedim
...................................
üstadı anlatmaya kelimeler dörtlükler sayfalara yetmez
bunun bilincinde olarak
selam vermeden geçemedim böyle içten ve güzel bir şiire
helede kendisinin anıldığı
ve her eserinin günümüzde baş tacı yapıldığı
vafatının 29. yıldönümünde
Üstad Necip Fazıl 'a böyle bir hoşluk elbette
geçilemezdi sevgili Tuncer bey
tebriklerim taa yüreğimden
seçki elbette bu esere olurdu
gözden kaçırmayanları da tebrik etmek lazım
selamlar...
Niyazi Tuncer
Niyazi Tuncer, @niyazituncer
26.5.2012 23:21:30
üstadın yolunda değerli bir kalem erbabı , nur ol kardeşim gurur duydum var ol
Dikçe
Dikçe, @dik-e
26.5.2012 19:43:39


Allah cc aşkı ile onun tesiri içinde kalıp üzerine bu kadar yakışan bu Kulluk elbisesini en güzel şekilde yakıştıran Üstad..

her meseleyi kendine has aheng içinde anlatması şiirin içinde dendiği gibi ''ulvi ışığı'' olan şahsiyet..

Nur içinde yat..


teşekkür ederim Şair.

saygımla.
Altun
Altun, @altun
26.5.2012 18:40:43
öyle güzel anılanlara ne mutlu ki, onların sevenleri vardır.
tebrikler...
ah Tamara
ah Tamara, @ahtamara
26.5.2012 18:25:51
iyi şiirdi...tebrikler...
perimasalı
perimasalı, @perimasali
26.5.2012 18:13:32
üstada saygı ile..

harika ve başka da yoruma gerek yok desem hacı?

sevgi ve selam ile hep..:)
metin şaşmaz
metin şaşmaz, @metinsasmaz
26.5.2012 18:11:59
bu şiiri yazan kalemede.
büyük üstad necip FAZILADA saygılar

tebrikler
selam ile
deniz-ce
deniz-ce, @deniz-ce
26.5.2012 17:41:40
çok iyi bir şiirdi, tebrikler.
Ülviye Yaldızlıı
Ülviye Yaldızlıı, @ulviye-yaldizlii
26.5.2012 16:48:35
Pek güzel yaraştı kalemine bu kelamlar...

Üstadımızın Mekanı Cennet Olsun

Paylaştım iznin olsa da olmasa da...:)

Hürmetle can abey'm
-Güller Şairi-
-Güller Şairi-, @-gullersairi-
26.5.2012 16:06:49
ki
kaldırımlar bırakmışken sen
yürüdüğün kaldırımlar
ayağında toz olabilirsem
ne âlâ

atfedilen şaire yakışır bir kelam.
çokca güzeldi.
tebriklerimle değerli kalem.

AYKAÇ
Mehtap Yıldız
Mehtap Yıldız, @mehtaphumeyraguldalli
26.5.2012 15:48:47
evet, çok manidar
ve çok yakışmış yerine
mutlu olduk

saygımla
Seyran Tankuş
Seyran Tankuş, @seyrantankus
26.5.2012 14:31:04
Sonum yokluk olsa,bu varlık niye?...

Diyen,büyük üstadı sonsuz rahmele yad ediyorum...
Toprağımın en kıymetli hazinesi,aslıma burhansın...

Teşekkürler tebrikler Tuncer bey...

Osman NURANİ
Osman NURANİ, @osmannurani
26.5.2012 14:20:46

tuttuğun gibi tutmaya çalışmalıyım
parmaklarımın arasında
iki bela
kalem
ve
sigara

…üstadın en büyük kusuru işte bu sigara illeti. Kendiside iki bela dediği biri kalem.

…kalem ki burada ironi olarak bela diyor. Çünkü doğruları yazan ve hakkı haykıran bir kalem her zaman “güç sahiçlerinin, iktidar sahiplerinin, dünyaya don biçenlerin, yönbiçenlerin, statükocuların hışmını çekmiştir. İşte bu nedenle bir beladır.

…diğer bela ise sigara. Sigara ise kişisel bir kusurdur. İşte bu illet öyle bir beladır ki insanın kanına ve ciğerlerine işliyor. Sevgilim, efendim işte sana bu “iki bela” ile döneceğim.

…NUR içinde yat üstadım.

…böyle bir şiire imza atmanızdan doloyı sizi en içten duygularla selamlıyorum sayın Yağmurun izi.

…beni bağışlayın amma fikrinizle Profil resminiz hiç uyuşmamış.


…bizim yörenin meşhur bir sözü var “önü kavurga kavurur, arkam saman savurur” tıpkı öyle bir durum söz konusu.
Davidoff
Davidoff, @davidoff
26.5.2012 14:17:23
Anılmak "
Bir hoş seda.

ve hâlâ derin derin nefes alış.
Turaç
Turaç, @turac
26.5.2012 14:10:33


NECİPÇE

aşk meşk yalanmış mîrim
varsa yoksa paraymış
sevgilinin hayali
ak mermerden saraymış

hüzün damıtan yürek
onulmaz bir yaraymış
seven gönül zengini
bir garip fukaraymış

açar solarmış leylak
doğup batar imiş gün
kana kesti el ayak
ruhum oldu kördüğüm

'sevdik yaratılanı
ol yüce nur aşkına'
gördük dehşet yalanı
dönüverdik şaşkına

garip bir serçe kuşu
yağmurda ıslak sefil
çıkamadan yokuşu
kesil nefesim kesil

ayağıma dolanmış
benden türeyen gölge
sath-ı dünya yalanmış
nerede gerçek bölge



**Turaç**

Eylül 1995
Kars


Usta bir şairden vefa örneği okuduk.

Diline sağlık şair, biz de koşulduk müsaadenle:))
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
26.5.2012 13:46:27
duyarlı yüreğinize sağlık
mekanı cennet olsun saygımla ..........
ego
ego, @ego
26.5.2012 13:16:56

Allah bizleri, nefsinin kölesi olan kullardan değil,
Üstad gibi:
"Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök" diyen kullarından eylesin..
Bıraktığı eserleri elimizden geldiğince gelecek nesillere aktarmayı nasip etsin..

Şiirinizle bir kez daha anmış olduk.. Mekanı cennet olsun..
Sizin de yüreğinize sağlık Tuncer Bey..




ego tarafından 5/26/2012 1:17:39 PM zamanında düzenlenmiştir.
frezya...
frezya..., @frezya---
26.5.2012 12:59:41
Bana şiiri sevdiren adam. Ruhu şad olsun.
ummueytem
ummueytem, @ummueytem
26.5.2012 10:26:23
ne söylense az değerli üstad için
ruhu şad olsun
tebrikler
soulmate
soulmate, @de-soulmate
26.5.2012 10:00:25


tebriğim ile Tuncer/ka...


saygımla...
çöldeki kelebek
çöldeki kelebek, @coldeki-kelebek
26.5.2012 09:55:22
Öyle bir devim ki ben hakikatte pireyim
Bir delik gösterinde utancımdan gireyim...


Ruhu şad Olsun..
ömer osmanoğlu
ömer osmanoğlu, @omerosmanoglu
26.5.2012 09:54:45
Üstad için ne söylense ne yazılsa kifayetsiz kalır

ama herkesin en azından bir teşekkür görevi borcu yada sorumluluğu olmalıdır Üstada

siz fazlasını bir güzel şiirler yapmışsınız

ömrünüze gönlünüze bereket
hyazici58
hyazici58, @hyazici58
26.5.2012 09:51:24

tuttuğun gibi tutmaya çalışmalıyım
parmaklarımın arasında
iki bela
kalem
ve
sigara

Yürekten kutladım...Selam,saygı...
DOSTLUKCAN
DOSTLUKCAN, @dostlukcan
26.5.2012 09:42:46
Güzel bir vefa şiiriydi Necip Fazıllar olmak elbetteki imkansız ama şaiirler başkalarının yerinde olmak için degil kendileri olmak içinm şiir yazarlar ve ünlü şaiirlerin açtıgı yolda yürürler kutluyorum sizi bu anlamda

saygılarımla...
Hüdaverdi ER (Hüdai)
Hüdaverdi ER (Hüdai), @hudaverdi-er-hudai
26.5.2012 09:37:20
Fikirleri ve eserleriyle yolumuzu aydınlatan edebiyat abidesine yazılmış enfes bir eser olmuş.
Dün, gün boyunca bende bir kaç karalama yaptım ancak üstada yakışmaz düşüncesiyle vaz geçtim.
Kutlarım nadide kaleminizi değerli edibim.
Erol URAZ.
Erol URAZ., @eroluraz-
26.5.2012 09:12:41
Buram buram Necip Fazıl kokuyor şiiriniz. Dost şairim, kutluyorum. Hakettiğini almış şiiriniz.
hülvani
hülvani, @hulvani
26.5.2012 08:31:06
Bizler onun kaldırımlarında yürüyoruz maksadımız şiirin efendisini olmak Üstadın tahtına konmak değil onun yürüdüğü yoldan kaldırımlardan ilahi hakikatat varmak onun ışığında yürümek.Muhterem şair kardeşim yüreğine cesaretine ferasetine sağlık haklı yerini alan şiirini ve usta kalemini kutladım selam ve dua ile.
Yahya İncik
Yahya İncik, @yahyaincik
26.5.2012 08:15:06
Alıntı.


Necip Fazıl ve Baudelaire

Türk edebiyatında Baudelaire’in (Charles Pierre Baudelaire, 1821-1867) tesiri üzerinde hissedilen şairlerin adı sayılırken Necip Fazıl’ın ismi de bu noktada ön plana çıkarılmaktadır. Necip Fazıl’ın, Baudelair’i pek sevmediğini biliyoruz. Ancak yine de Üstat, onun dikkate değer bir şair olduğuna değinir.

Üstadın Baudelaire’e yakınlığı, yazılarından anladığımız kadarıyla Paris’te bulunduğu yıllara dayanır. Paris, Necip Fazıl’da olduğu kadar, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Yahya Kemal’de de etkili olan bir şehirdir. Yahya Kemal’de Necip Fazıl gibi, bu hayallerinin şehrine diploma almaya gitmiş ancak, o da Necip Fazıl gibi, diploma alamadan geri dönmüştür.

Paris yılları Necip Fazıl’ın "kumar" tutkusuna yakalandığı ve gündüzlerine doğru düzgün şahit olamadığı, hep gecelerini yaşadığı bir dönemdir. Paris’te birlikte bulunduğu arkadaşları kendilerince içinde bulundukları sıkıntıların tesellilerini ve boşluklarını "kadın" ve "içki" de bulmaya çalışmışlar o ise, bu teselliyi "kumar"da aramıştır.

Necip Fazıl ve Baudelaire’in buluştuğu nokta, hayatın en uç noktalarına kadar nefsinin arzuladığı biçimde gidebilme cesaretlerine sahip olmalarıdır. Baudelaire, ömrünün sonuna kadar, zaman zaman şikâyet etse ve kaçıp kurtulmak isteğine sığınsa da nefsinin emrinde ömür sürmüş bir şairdir.

Baudelaire, kısa ömründe (1821-1867) "şehvet" ve "kötülüğün" esiri olmuştur. Necip Fazıl’da ise buna benzer olarak "kumar" tutkusu oluşmuştur. Kumar, onda sadece kâğıt ya da zarların tayin ettiği bir oyunun heyecana sürüklediği ruh tatmini değil, bir hayat felsefesi, bir yaşam biçimi haline gelmişti. İşte Baudelaire’den Necip Fazıl’a tezahür eden en önemli nokta da bu kumar tutkusudur. Aynı bohemi iki farklı açıdan yaşayan iki farklı ruhtur, Baudelaire ve Necip Fazıl.

Necip Fazıl’ı Baudelaire ile karşılaştıran ve bu ünlü Fransız şairin Üstat üzerinde birçok noktada etkisi altına aldığını iddia eden Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu, konu hakkında kaleme aldığı makalesinde çok ilginç ve ana noktadan uzaklaşan, sapan tespitlerde bulunmuştur. Kolcu, neredeyse Necip Fazıl’ın Baudelaire’i okuyup, ondan temalar alarak devşirip kendi şiirini oluşturduğunu dile getirir. Makalesinin son kısmında da bu tarz etkilenmelerin normal olduğunu, etkilenen kişinin edebi olarak pek de bir şey kaybetmeyeceğini belirtir. Ancak bizce Doç. Dr. Kolcu, ilimi olarak da, insani olarak da Necip Fazıl’ı gerektiği gibi etüt edememiş ve ortaya koyduğu tezin açmazlarını en başta kendisi farkına varamamıştır. Sanki adı geçen makale, hızlı bir şekilde hazırlanmış belki de servis edilmiş karakalem bir deneme olmuştur. Kolcu’nun bu makalesine karşı Mehmet Soyak, cevap niteliğinde bir yazı kaleme alır ve bu makalesinde daha doğru tespitler yaparak Üstadın hakkını geri vermiştir.

Bu iki şairi, yaşadıkları bohem noktasında ortak gösteren Doç. Dr. Kolcu’ya karşı Mehmet Soyak, Necip Fazıl’ın yaşadığı bohem ve melankolinin çok farklı olduğunu dile getirir. Soyak, Baudelaire’in içinde yaşadığı çevre ve topluma karşı "aciz, silik, tavırsız, karşı duruşu olmayan" bir kişiliğe sahip olduğunu hatırlatarak, J. P. Sart’ın Baudelaire incelemesinde bu tespitleri yaptığına dikkat çektikten sonra onun; ölene kadar babalığının ve annesinin vesayeti altında yaşadığını, annesinin kendisine karşı tahakkümüne ve ilgisizliğine sızlanan, yaltaklanan bir mizacından bahseder.
Soyak, Baudelaire’in yine de annesini sevdiğini dile getirdiğini belirterek "Adeta arkadaşsızdır, çevresizdir. Kadını var (dır) ama metres mi, sevgili mi, metres-sevgili mi olduğu belli değildir. Sevgilisini başkalarıyla ilişkisini bilir, yine de onu kabul eder ve sever. Dine karşıdır. Tanrıya inanır ama isyan üzerindedir hep. İnanç ve düşünce buhranı yaşamıştır. Melankolisi ve yalnızlığı psikolojiktir."

Necip Fazıl ise yaşadığı bohem ve melankoli açısından Baudelaire’den çok daha farklıdır. Kolcu’nun iddia ettiği gibi bu iki şair, bohem yaşama konusunda ortak olsalar da, yaşadıkları bohem ve melankoli çok başkadır. Necip Fazıl’ı dikkatli olarak incelersek onda Baudelaire gibi, içinde yaşadığı topluma ve insanlarına karşı eksik ve tutuk değildir.

Mehmet Soyak, Kolcu’nun makalesini eleştirdiği yazısında Necip Fazıl’ın bu yönüne değinerek "Necip Fazıl, bir kaçı dışında çoğu sanatçıda görülen insanlara ve topluma karşı çekingen, buruk ve eksik tavırdan uzaktır. Tam tersine, insanlara ve hayata karşı rahat ve hâkim tavırlıdır. Bu özellikleriyle değil Baudelaire, hiçbir sanatçıya benzemez. O, ilk gençliğinden itibaren yerleşik düşünce, geleneksel din anlayışı ve toplumsal düzenle uyuşmamış, sonrasında en şiddetli metafizik buhranları yaşamıştır. Bu bakımdan, Necip Fazıldaki sıkıntı ve melal fikir temellidir."

İşte bohem hayatı noktasında birbirine benzeyen bu iki şairin bazı şiirleri karşılaştırıldığında da, ortaya şiir noktasında "etkilenme" çıkıyor. Gerçi Necip Fazıl, Baudelaire’in yaşadığı suni cenneti dekorlara benzeterek kendisinin böyle bir cennette yaşayamayacağını dile getirir ve "… Dekorlarda yürünemez, saraylarda oturulamaz. Kimyevi saadetlerden anlayamam. Bu türlüsüne uzak benim yaradılışım…" demektedir. Baudelaire’in "Çalar Saat" şiiri ile Necip Fazıl’ın "Geçen Dakikalarım" şiiri karşılaştırıldığında bir etkilenmeden söz edilmektedir.

Baudelaire bu şiirinde; insan hayatı ile ona verilen ve adına ömür dediğimiz zaman arasındaki dengesiz ilişkiye dikkat çekmekte ve çalar saatin iğrenç hortumlarıyla insan ömrünü emdiğini, bunu yaparken de, zalimce ve hoyratça davrandığını belirtir. Baudelaire, zamanın altın değerinde olduğuna dikkat çeker ve insan ömrünün, ancak değerli bir yaşantıya dönüştürülürse anlamına ulaşacağına inanır. Kendi yaşam biçiminin zevk ve sarhoşluk içinde olmasını ve zaman aşımı olan bir zenginliğe dönüşmesini arzu eder. Böylece ömür diye tarif ettiği o sınırlı zaman, gereği gibi değerlendirilmiş olacaktır. Fakat yine şaire göre, insan zaman karşısında aciz bir tutum sergilemektedir ve bu tutum da şairi derin düşüncelere sevk etmektedir.

Necip Fazıl’da Baudelaire gibi, geçip giden zaman karşısında sitemde bulunmaktadır. Baudelaire, zamana bir hayat yerleştiremezken, anı yaşantıya çevirememektedir. Necip Fazıl da ise, geçip giden bir hayatın muhasebesi yapılmaktadır.

Necip Fazıl’ın "Saat" şiirinde de açık bir Baudelaire etkisi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu; "Necip Fazıl’daki ‘şehvet’ teması ve bu temanın şiirlerinde işlenişi yine Baudelaire tesirini açıkça ortaya koyar" demektedir. Bunun dışında Necip Fazıl’daki "kadın" teması, Baudelaire ile paralellik arz eder. Necip Fazıl’ın ilk dönem şiirlerinden olan ve kendisinin daha sonra "Çile’ye" almayarak reddettiği şiirlerden olan "Kadın Bacakları" ile Baudelaire’in "Öğleden Sonrasının Şarkısı" birbirine yakın bir düzlemdedir. Gerçi Necip Fazıl, daha sonraki dönemlerinde bu tarz şiirlerini ve kadın temasını değiştirmiş ve bu konuda kendi hakikatine uygun yeni tanımlamalar getirmiştir. Gençlik döneminde Necip Fazıl’da kadın, şiirin temel temalarından birisini oluşturur ve dişiliği ile ön plana çıkar. Ancak daha sonraki döneminde yani şiirini bir davanın ve cemiyetin hizmetine verdikten sonraki dönemde kadında, metafizik bir arayışın peşine düşmüştür. Necip Fazıl artık kadını, "dişilik" kavramı yerine "erdemin tecelli ettiği bir kaynak" olarak görmeye başlamıştır. Baudelaire ise kadını temel bir izlek olarak kullanır ama bunu yaparken kadın onun şiirlerine "anne, fahişe, sevgili, dost, kız kardeş, aşk ve güzellik" unsurları olarak girer...

Doç. Dr. Kolcu’ya göre, Necip Fazıl’ın "Ben ve Ötesi" isimli şiir kitabında yer alan "Hayal" isimli şiiri, işlenen tema açısından incelendiğinde içinde Baudelaire etkisi taşımaktadır. Bu şiirde yakıcı bir "şehvet" teması göze çarpmaktadır. Daha önce de değindiğimiz gibi şehveti bu tarzda işleme Baudelaire’de en temel noktaydı. Yine Necip Fazıl’ın "Bekleyen" şiiri ile Baudelaire’in "Hortlak" şiiri karşılaştırıldığında konunun birbirine benzediği görülecektir. Ancak Necip Fazıl konuyu Baudelaire’den alırken bazı ayıklamalar yapmıştır diyen Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu; "Onun şiirlerinde kullanılan ´cin, peri, iblis, hortlak, mezar, azap, ölü, tabut´ gibi kavramlar Abdülhak Hamid, Tevfik Fikret birkaç istisna dışında, bu denli yoğun ve ürkütücü biçimde ele alınmamış, bu kavramlar üzerinde ısrar edilmemişti. Bunun Necip Fazıl üzerindeki Baudelaire etkisinden geldiğini düşünüyoruz" demektedir.

Kolcu’nun bu tespitlerine değinen Mehmet Soyak, "kadının diriltici etkisi ve kadına tapma imajlarının Baudelaire’den esinlenerek alındığı" yorumunu kabullenmezken bunu kadına tapma olarak değil, kadını yüceltme ve perestiş duyma nedeni olarak görür.

Soyak; "Ayrıca birçok şair sevgilisine tapınmadan söz etmiş; divan şiirinde de sevgilinin Mesih etkisinden bahsedilmiştir" derken Kolcu’nun yaptığı şiir karşılaştırmalarında geçen "Bekleyen" şiiri ile Baudelaire’in "Hortlak" şiirinin imaj açısından çok farklı olduğunu söyler.

Yine Necip Fazıl’ın "Aynalar Yolumu Kesti" şiiriyle Baudelaire’in "Kendini Cezalandıran Kişi" isimli şiiri bir etkileşimi ortaya koyduğunu ifade eden Kolcu, iki şiirde de ortak motiflerin varlığından bahseder.

Kolcu’yu bu noktada da eleştiren Soyak, aynalarla ilgili şiirler için imaj ve motif benzerliği iddiasını, "Kafa sahibi her insan ayna karşısında, alık alık kendini seyretmek yerine, geçmişini sorgular" diyerek eleştirmektedir.

Yine Kolcu’ya göre, "Seyahate Davet" ve "Spleen" (C. P. Baudelaire) ile "Takvimdeki Deniz" ve "Çan Sesi" (N. F. K.) şiirleri arasında da etkileşimden bahsedilebilir. Kolcu, Necip Fazıl’ın "Çan Sesi" şiirindeki konuyu, ilhamı ve esini doğrudan Baudelaire’in (Spleen) şiirinden aldığını yazar.

Ancak Baudelaire, iç sıkıntısını uzun uzun anlattığı şiirinin sonunda çan seslerinden bahseder. Necip Fazıl’ın "Çan Sesi" şiirindeyse, sürekli çalan çanların yıldırıcı seslerini verdiği melankoli işlenir. Bu farklılığa rağmen Kolcu yukarıda zikrettiğimiz ifadeyi kullanmaktan çekinmez.

Baudelaire’e ait "İki Kişilik Oda" isimli mensur şiir, Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu’ya göre Necip Fazıl’ın "Otel Odaları" şiirine kaynaklık etmiştir. Tüm bunların dışında Orhan Okay, "Kaldırımlar", "Ben" ve "Serseri" gibi şiirlerin yazımında da Baudelaire tesiri olduğunu düşünür ve iki şairin kullandıkları kelime dağarcıklarının birbirine yakın olduğunu ifade ederek, yine her iki şairin bohem hayatını "etkileşime" bir örnek olarak sunar. Kolcu’ya göre, iki şair arasında ortaya konan etkileşim bunlarla da sınırlı değildir.

Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu, Necip Fazıl’ın poetika noktasında da Baudelaire’den etkilendiğini dile getirmektedir. "Hikâyelerim" isimli eserinde yer alan "Esrar" adlı öykünün de Baudelaire etkisi taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Kolcu; "Ancak bu etkileşimi şairimiz için bir kusur ve eksiklik olarak görmemek lazımdır. XIX. Yüzyılın kaotik panoramasını Fransız ve Avrupa ölçeğinde spleen’le karşılayan ve bu büyük ‘ağrının’ şiirini yazan Baudelaire’le, takip eden yüzyılda aynı zihni kaosu yaşayan Türkiye’nin sancılarını ‘çile’ kavramı ile izah eden Necip Fazıl da, rüyasını gördüğü cemiyetin büyük ‘ağrısını’ hissedip dizelerine yansıtmaya çalışmıştır" demektedir.

Mehmet Soyak ise, Kolcu’nun Necip Fazıl’ı çok değişik bir şekilde ele aldığı makalesini okudukça hayret ve dehşete düştüğünü belirtir. Soyak, "Necip Fazıl, Baudelaire için diğer çağdaş şairlerden, farklı olan, zamanı aşan sanatçı kişiliğini, dehasını görmüş ve beğenmiştir" der. Doç. Dr. Kolcu’nun iddiasının aksine Mehmet Soyak; "Aynı düşünce ve duyarlılıkları, birbirinden habersiz sanatçılar ifade etmişlerdir. Necip Fazıl’da, usta film yönetmeni Tarkovski de ‘Sanatın gayesinin mutlak gerçeğe ulaşmak’ olduğunu söylerler" demektedir. Soyak, Kolcuyu eleştirdiği makalesini bitirirken Türk Edebiyatının usta kalemleri olan Tarık Buğra, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Ziya Osman Saba ve Sezai Karakoç’tan Necip Fazıl’ın şiiri ve kişiliğiyle ilgili alıntılar yapar. Mehmet Soyak neticede Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu’nun makalesini pek değer ve anlam ifade etmeyen cümlelerle bitirdiğini ifade ederek Kolcu’nun yazısından "Necip Fazıl ‘Elem Çiçekleri’ kitabını açarak her bir şiir üzerinde, uğraşa/didine, düşüne/düşüne kendi şiirlerini yazmıştır" sonucunun çıktığını belirtir.

Türk şiirinin yaşayan efsanesi Sezai Karakoç da, "Edebiyat Yazıları II, Dişimizin Zarı" isimli eserinde, Baudelaire’i tam manasıyla bir sembolist şair olarak kabul etmenin imkânı olmadığını vurgular. Her iki şairde ortak gibi görünen vücut arzuları ve şehvet objelerini ele alınış bakımından farklı bulan Karakoç’a göre: "Baudelaire, zaman zaman ten hazlarına kendini bırakıp gitmektedir. Hatta kimi zaman teselliyi bu hazlarda arar gibidir. Zaman zaman duyulan pişmanlıklar da bu hazların tabii olarak getirdiği pişmanlıkların sınırını aşmaz."

Yine Sezai Karakoç, vücut arzuları ve şehvet objelerinin Necip Fazıl’da ise "Ten, daha çok insanın ayağını bağlayan bir bağdır, insanı rapteden, insanı yüceltmekten alı koyan, ruhun büyük şuuruna engel olan günahların kaynağı" olarak işlendiğini vurgular.

Netice olarak Kolcu’nun üzerinde tam tefekkür edilmemiş, fikri zahmete girilmeden belli hükümlerle kaleme alınmış makalesi göz önüne alınarak Üstat hakkında değerlendirilme yapılamayacağı kanaatindeyiz. Çünkü Necip Fazıl, Türk şiirinde işlenmeyen bazı temaları ısrarla işlerken toplumsal duyarlılığını, fert olarak sorumluluğunu bir kenara atmamıştır. Bunu şu nedenle söylüyoruz; sadece eser mi, yoksa eser ve yaşam mı noktasından düşünürsek iki şair arasındaki en önemli fark da ortaya çıkacaktır. Necip Fazıl, Sayın Soyak’ın da belirttiği gibi; sorumluluklarından kaçmayan ve gerektiğinde kellesini milyonların ayakları altına atan modern yüzyılın aydın prototipini oluşturmaktadır. Eserleriyle hayatı bu kadar iç içe girmiş bir dava, fikir ve aksiyon adamının sanatsal kişiliğine gölge düşürecek bazı asılsız etkileşimleri sebepsiz yerde dile getirmek art niyetli bir davranış olsa gerek.
Sonuçta Necip Fazıl ve Baudelaire, hem şiir temaları hem de bu temaların işlenişi açısından doğu ve batı kadar birbirlerine uzaktırlar. Bunun dışında yine bu iki şair, eserleri ve kişisel yaşamlarıyla da çok farklı bir çizgi çekmişlerdir. Bunu anlamak için sadece Necip Fazıl’ın hayatını okumak yeterli olacaktır kanaatindeyim...

Davut Bayraklı
www.aygazete.com

---

Bende soruyorum ? Hangi Necip Fazıl... Solcu mu ? İslamcı mı ?

...
hüzzam
hüzzam, @huzzam
26.5.2012 02:42:52

hissediyorum ki ruhu şad...

kutluyorum güne gelen şiirin şairini...


ebrulias
ebrulias, @ebrulias
26.5.2012 01:32:39
ruhu şad olsun...

duyarlı yüreğiniz dert görmesin ...

tebrikler...
Çiğdem P. Yüksel
Çiğdem P. Yüksel, @cigdemp-yuksel
26.5.2012 01:24:15

Şiiri sevdiren nadir bir Kalem olmanın yanı sıra, memleket ruhunu yoğun yaşamış
ve sevdirmiş önemli bir Değerdir Necip Fazıl...

Adına yakışır bir Arkadaşımın Şiirini Günde görmek
beni çok mutlu etti.

Sevgilerimle
Mevlüt GÖZDE
Mevlüt GÖZDE, @mevlutgozde
26.5.2012 01:17:53
Üstadı en mükemmel biçimde anlatan harika ,sade bir şiirdi...

Tebriklerimle...
Kalimera.
Kalimera., @kalimera-
26.5.2012 00:53:17
Necip Fazıl

sultan üs şuara...

ne çok severim, ne çok okudum, yine de eksiğim

en sevdiğim tek mısralık tarzıyla da yer yer ona yaklaşmışsın

çok beğendim, takdirlerim gönül dolusu

tüm içtenliğimle kutluyorum, ne güzel bir iz bıraktın........
sahaf
sahaf, @sahaf
26.5.2012 00:43:03

Vefâya ne güzel bir örnek

Kutlarım
Şiir ola
Râzı.
Râzı., @rzi-
26.5.2012 00:25:40
Üstada yakışmış yağmur/un/ izi

tebrikler
O qué
O qué, @o-qu
26.5.2012 00:21:48
Büyük bir şair, düşünen bir adamdı.
Çok tebrikler günün güzel şiirine.
Sessiz Peri (S.Yılmaz)
Sessiz Peri (S.Yılmaz), @sessizperi-s-yilmaz-
26.5.2012 00:21:29
Tebriklerim bolca dostum!
Kırmızı kurdela çok yakışmış... Yüreğine selam olsun...
Çiğdem Çimen
Çiğdem Çimen, @cigdemcimen
26.5.2012 00:04:26
kutlarım günün şiirini ve şairini
lacivertiğnedenlik
lacivertiğnedenlik, @lacivertignedenlik
26.5.2012 00:01:45
güzel bir anma yağmurun izi

.

kutlarım
7TEPE
7TEPE, @7tepe
25.5.2012 20:27:04
( 26 Mayıs 1904 - 25 Mayıs 1983 )

tarih ne kadar enteresan... çok şaşırdım...
suzan çelik
suzan çelik, @suzancelik
25.5.2012 19:41:46
akşam
Güneş çekildi demin,
Doğdu bir renk akşamı.
Bu, bütün günlerimin,
İçime denk akşamı.

Akşamı duya duya,
Sular yattı uykuya;
Kızıllık çöktü suya,
Sandım bir cenk akşamı...
N:F:KISAKÜREK.

çok güzel bir konu seçmişsin oğlum bu mübarek günde.hem onu anmıoş olduk.hem herkesin geçmiş kandili mübarek olsun.

yaşıyorsun efendim
yaşıyorsun
her sabah heybetinle yükselirken
gökyüzüne sığmıyor
imanımın gözlerinden taşıyorsun

bu bölümlerde onu ne kadar sevdiğini ve ona ne kadar değer verdiğini anlatmışsın.benimde sevip,saydığım bir şairdir.
bende onun güzel sözlerinden eklemek istiyorum iznin olursa.



(Sonunda "eyvah" diyeceğin şeylere, başında "eyvallah" deme.)



(Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık.)



(İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu)

Harika bir şiirdi.Kutlarım.Puanım tam.Selamlar arkadaşım.

ALLAH RAHMET EYLESİN.MEKANI CENNET OLSUN.NURLAR İÇİNDE YATSIN İNŞALLAH......





suzan çelik tarafından 5/25/2012 7:44:26 PM zamanında düzenlenmiştir.
Mehtap ALTAN
Mehtap ALTAN, @mehtapaltan
25.5.2012 18:05:52
bıraktığı ufukta maneviyatın derinliğindeki şiirsel yakarışlar var!...

ve biz o ufkun enginlerinde kulaçlar olacağız inşaallah...

ruhu şad olsun...

duyarlı yüreğin dert görmesin Tuncer...

tebrikler...
gevdan
gevdan, @gevdan
25.5.2012 17:59:22
__________________________KUTLADIM DUYARLI YÜREĞİ SAYGIMLA...
İsmail Gezer
İsmail Gezer, @hachik333
25.5.2012 17:46:38
çok güzel kardeşim .
tebrik ederim.

her daim rahmetle ...
sera.
sera., @sera-
25.5.2012 17:31:07
'Şiir'di.
İnsanı kendinden alan dizelerin yaratıcısı üstadı yaşatan yüreğe-kaleme teşekkürler...

"seni dağladılar, değil mi kalbim,
her yanın, içi su dolu kabarcık.
bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

sensin gökten gelen oklara hedef;
oyası ateşle işlenen gergef.
çekme üç beş günlük dünyaya esef!
dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!" N.Fazıl Kısakürek rahmetle.

Saygıyla...

sera. tarafından 5/25/2012 7:32:59 PM zamanında düzenlenmiştir.
meltemecem
meltemecem, @meltemecem
25.5.2012 17:04:21
günümün şiiri bu sayın şair...

ışık kaynağı sönmez elbette...devamı sizler gibi kor yürekler oldukça

selam
Hayat.İşte
Hayat.İşte, @hayat-iste
25.5.2012 17:03:16

Ne güzel olmuş şiiriniz.
içten,sıcak ve samimi duyguların dile gelişi.
gönlünüze sağlık..
Denizce
Denizce, @denizce
25.5.2012 16:45:50


çok , çok iyi...

kutlarım...:)

Serhat AKDENİZ
Serhat AKDENİZ, @serhatakdeniz
25.5.2012 16:43:24
tek kelimeyle fevkalade dost...


ışığıyla şiire verdiği yeni boyutla büyük ustaya selamlar bir kere daha...


'güne düşen ateş' dedim bu dizelere



hürmetle
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.