9
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
2319
Okunma

ben sende anadoluyu gördüm
fırat’ta çağladım sesinle
hazar’da yüzdüm…
şiirlerinde
“toprağı kanla sulanmış
kızıllığı dünyayı aydınlatan,
coğrafyası iştah kabartan”
memleketime ağladım!
can kekê!
hani sen başlarsın ya okumaya?
hani yüreğin dile gelir ya sesinde?
koparım ben,
giderim ait olmadığım bu yerlerden
konarım mezopotamya’mın
yüreğimizin aksine
çorak topraklarına
yeşermeyen ağaçlarımıza
zılgıtlar çekerim!
asırlık yazgımıza isyan edesim gelir
seni dinledikçe
çocukluğuma giderim
okulsuz doktorsuz
yolsuz yollarımıza
çetin zemherileri gelir usuma
güneşin doğum yeri memleketimin
sızlar burnumun direği
yüreğimden dilime
acılı özlemin tuzu yayılır
şekersiz bayramları yaşarım dün gibi
ablamın eskilerinin
bana yeni, bayramlık olduğu yılları
çamurdan bebekler yapmalarım
siyah-beyaz film gibi düşlerimde
çarşı ekmeği süslerken çocuk rüyalarımızı
anamın bakır teştte yoğurduğu
buğday unu hamurundan kara ekmeğe
on bir nüfus yirmi iki elle
nasıl şükürle
nasıl kutsal
ve nasıl;
“yarına da kalsın” korkusuyla
uzandığımız gelir aklıma kekê!
daha mavi değildi önlüklerimiz
umutlarımız gibi kapkara giyerken sistemi sırtımıza
yarınlarımızın daha kötü olacağından habersizdik…
edison’u öğrenmiştik keke
ama aylarca hasrettik aydınlığa
meşe odunu ateşinde ders çalışmanın
bugün bana
eksi sekiz miyop döneceğinden habersizdim kekê!
cahil dediler insanıma
anlatamadı derdini ana diliyle
başım ağrıyor dedi
dişini çektiler
asırlık kimliğini suç sayıp
alay edip güldüler!
okulsuz köylerde okuyun dediler kekê
okuyup aydık;
kimliğimize
coğrafyamıza
insanlığımıza!
hak dedik susturdular
siz doğuştan
siz topraklarınızdan
siz dilinizden
“potansiyel suçlusunuz” dediler
düşüncemizden ceza yedik mahpus yattık!
gün oldu
babamın asırlık puşisini
anamın örtüsünü yasakladılar bize
güldük suç
ağladık suç
konuştuk terörist olduk!
ah keke!
sen okudukça mezopotamya aklıma
sesini dinledikçe köyüm kokar burnuma
geçmişim
acısıyla sevinciyle titretir iliklerimi
bedenim yorulur
yüreğimin yaşları süzülür yanaklarımdan...
dansı öğrettiler bize
yakışmadı yakıştıramadık
halaylarım tüter gözümde
“ki zava” “ki buke” ler yankılanır kulağımda
davulun zurnaya sevdası
analarımızın
toyda yasta çektiği yanık zılgıtlar
yemeklerimiz gelir aklıma acılı
alışamadık hamburgere salama, sosise...
kara diyorlar derimize dilimize kaba
kıro diyorlar cümlemize!
iklimimiz serttir zemherimiz acımasız
onurumuzu iklimden
sıcaklığımızı güneşten
insanlığımızı toprağımızdan almışız!
ve kendi kalemleriyle yazıp
yazgınız diye inandırdıkları
sistemin yüz karasını
karşımıza almışız!
asi diyorlar
protest diyorlar şairliğimize
onu bile çok görüp
yakıştıramıyorlar bize
yakıştırılan değil
aslımızda var olandır özümüz!
seni dinledikçe anadolu gelir aklıma
sen vazgeçme sakın yazmaktan
susma asla okumaktan
yakışıyor can kekem yakışıyor
hem de ananın ak sütü gibi helal
sen hep oku keke
sen hep yaz!
5.0
100% (5)