0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
977
Okunma

Ne o galip ayrıldı bu amansız kavgadan
Ne ben sağ çıkabildim devasa arenadan
Nisan da çamur yağdı
Haziran da kızıl kar
Çirkefin içinde üşüdü sevdam
Yine segâh geçiyor gönül makamından
Bedenim bildiğin zelzele
Bırak inadı mızrap
Dokunma tellerime
Say ki;
Sıska bir yaşama birkaç beden büyüktü dünyam
Ve dardı hayatın pabuçları
Kesildikçe nefesim adımlayamadım tökezlemeden
Kâh fırtına oldum bir bardak su da kopan
Kâh Cezayir menekşesi mevsimsiz açan
Ne vakit bir rüzgâr esse başımda
Palazlanmadan kırılırdı kanadım
Pes etmek yoktu serde
Zira yürek delikanlı
Grileşen umutlara maviler çalardım gökkuşağından
Oysa güz çocuğuydum ben
Tesadüf değildi elbet
Uyandığım mevsimin adı hazan
Bu yüzden sandık lekesidir ömrüm
Biraz talan
Biraz nalân
Ama illa ki nihan
Yine de uslanmadım sevdadan
Yapma mızrap
Değme tellerime
Bilmiyorsun sen
Ne çok örselendi mabedimde kutsadığım o mihrap
Say ki;
Kanamadım hüzzam da
Durmadım nihavent makamında
Yorulmadım okyanusun azgın dalgalarında
Hiç söndürmedim umudun fenerini
Geçmişin deliklerinden su alırken bu gemi
Sen tıkanmadım say alacakaranlık sabahlarında
Hiç yadırgamadı ellerim ellerinin kirini
Hiç azdırmadı say içimdeki deliyi
Haşerenin teninde yolculuk edebilme ihtimali
Düşün ki
Konuştuğum sustuğumun yarısı değil
Etme eyleme mızrap
Basma tellerime
Öyle bir Araf ki çıldırmak işten değil
Biraz nar
Biraz küffar
Ama illa ki efkâr
Sen say ki;
Rast idi o yar
Edilgen bir geçmişin satır aralarından gülümseyen
Bambaşka diyar
Hani bir şiir yazsam gözlerini resmeden
Kalem hicap eder densizliğin böylesinden
O yar ki bakışı mızrak
Gülüşü akla ziyan
Nasıl anlatsam heyhat
Kim bilir
Belki de Ab-ı hayat
ARAZ