3
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1307
Okunma
Bakınca rıhtımımda, kızılın ahvâlini
Ufukta görüyordum, zamanın melâlini
Şimdi köpükler yanmaz, durmadan ışık bekler
Doğmayan sabahlara, her zaman hazân yükler
İklimlerin sancısı, kuşattı etrafımı
Süzdürmüyor mevsimler, eritti tavafımı
Ben sahilimde mahzun, yıldızları beklerken
Çürüyor güneşim hep, sancıları yüklerken
Mavinin raksedişi, tıpkı ben gibi durdu
Dermanım yavaşlarken, teni çileye kurdu
Ufukların esrârı, yine her şeyi örttü
Göklerin karanlığı, kalbi acıyla dürttü
Nefsimin kıskacında, bir eyvâhı açmıştım
Dönülmez akşamımda, kor segâhı saçmıştım
Bütün söz sultanları, o an göründü birden
Zaman zamanı aştı, bir arınmıştım kirden
Söz sultanları bir bir, bülbül gibi çağladı
O an içimde sanki, bütün kâinat ağladı
İnledi Yahya Kemal, ufkun ötelerinden
Sundu bana ilhamı, yanan güftelerinden
Çırpınmıştı Fuzûlî, aşkı yüklemek için
Çağırdı neyi Bâkî, seda eklemek için
İşte o zaman yandım, eyvahlarımı tuttum
Bülbülün neşvesini, kor dillerime kattım
Süslendi uzaklardan, Nedim’in lâlezârı
Yok etti içimdeki, çınlayan âh u zârı
Galip gönül diliyle, ateşe soktu beni
Canlandırdı aniden, içimdeki gülşeni
Artık rıhtımda kızıl, bana hüzün yıkmıyor
Ufukların melâli, tene eyvah yakmıyor
Köpükler başka şimdi, ışıklar serenatta
Özüm nurları kapmış, ellerim hep muratta
İklimlerin sancısı, çözüldü birdenbire
Peymâneler dönmüştü, tatlılaşan iksire
Mahzun değilim artık, kızaran sahilimde
Bir başkaydım ben bugün, nurlar vardı dilimde
Ey Pervânem süzül sen, kor maksadına doğru
Aşkla dön, yürü sen, nur berâtına doğru
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.