21
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1462
Okunma
Ne kadar kalabalık bugün bu mekan,
Bir çay alayım ben,
Demini fazla kaçırmadan...
Kırk yılını doldurmamış
Vefalar var hala...
Çok biriktiler kesemde,
Fal bile bakacak olsanız istemem
Kahvenin köpüğünde,
Ömrümün son demi boğulur diye...
Uğultulardan duyamıyorum sesinizi
Pardon,
Neden mi boyamıyorum saçlarımı?
Hangi boya geçmişin kalıntılarını
Silebilir hafızadan?
Kaç ton kapatmak gerek saçı,
Onca zamanı yaşanmamış saymak için,
Beyazların arasından?
Bu çizgiler mi?
Acıların yaşanmışlık göstergeleri..
Ayaklarını sürte sürte gittiler,
Kırışıklar onların ayak izleri...
Estetik mi?
Sizce mimiksiz dolaşmak gençlik mi?
Kalsın...
İfadeler yüzümde,
Kırışıklıklar tebessümlerimde,
Beyazlar yaşımın erdeminde güzel...
Biliyor musunuz?
Sizler gibi olabilirim bende,
Maske suratlarla,
Bilmem kaç kat boyalarla
Genç görüntü yaratıp
Aldatabilirim aynaları...
Tepeden tırnağa estetikle
Kandırabilirim insanları...
Zor değil,
Hiç zor değil...
Peki siz söyleyin bana;
Beyin ve kalp nakliyle,
Silinebiliyor mu,
Bu izlerin sahipleri?
Programlayabiliyor muyuz onları da,
Tıpkı dış görünüşlerimiz gibi?
Lazerle sildirebiliyor muyuz,
Kalpteki sevgiyi,
Başarısızlıkların acı yenilgilerini?
Bir çay daha alayım ben garson...
Bu soruyu arkadaş,
Uzun zaman yanıtlayamayacak gibi...
Elif SEZGİN
Dip not: Sahte dünyanın, eli yüzü değişmiş insanlarına...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.