5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1258
Okunma
üşüyorum mart günlerinin yalnızlığında
deniz durgun ve solgun bir gökyüzü
bana bir şey anlatmıyor bu yorgun günler
tükenen kış mevsiminin ayazlarında
sokaklar daha boş bu saatlerde daha soğuk
ben daha yalnızım gecelerim ürkek
hangi caddenin bilmem hangi sokağında oturuyorum
yıldızlar yorganım benim mart gecelerinde ne güzel
üşüyorum , sesimi duymuyorsun
en güzel türkülerimi mırıldandım sabaha kadar
geceler içimde zaten uykusuz gözlerimde sen
çiçeklerimi suladım erkenden bugün güneşli
çiçeklerimi ne kadar seviyorum bir bilsen
akasya ağaçlarından bir hoş geldin geliyor
erik ağaçlarını bile geçtiler bu yıl
bir ben üşüyorum yalnızlığımda bilemez kimse
üşüyorum , parmaklarım tutuşuyor gökyüzüne uzanan
annem de yok arkamda, bil istiyorum
ben zaten isyankarım ,firar ettim yaşamdan
bir sorgu odasında saatten saniyeler damlıyor
sular daha derin damlıyor tepeme bir bir
hep aynı hızla ve aynı aralıklarla okşuyor
diğerleri bir yana bu işkence daha hoş
falakayı bu akşam kim tercih edebilir
üşüyorum,bu akşam her akşamdan daha çok
sürülmüş topraklardan yükselirken bir nefes
sabah sabah koşardım o köy o taş o tepe dağlara doğru
özgür kuşlar gibi olmak vardı bilirsin
uyanıyorum daktiloya çekilmiş sözde ifadelerim
uzatılır önüme ,okuma hadi imzala artık
ve kocaman bir yumruk ama hiç acıtmayan
kimi çiçeklerin solduğu bir nisan gecesinde
nisan, aylardan en güzeli en çiçeklisi aşkların
hep açacaktır bu saatlerde dereceler ne bilir
ırmaklardan kar suları akıyor ilkbaharlarıma
beyaz gelinliklerini giymiş köpük köpük sular
ağaç köklerine tutunamayan toprakları sorgular
her dem taze, sorgularda solsa da kimi renkleri
ne bilir zavallı görevlileri nemli odaların
ve kim susturabilir karanfilleri, menekşeleri