13
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
1349
Okunma

kapattı can kafesin kapısını sevdaya
susuşunda çığlık büyüten kadın
adını sayıkladı avuntusuz zaman
lacivert akşam kuşandı intiharı
sözler tuzak
anılar uzaktı hayatın paslı kıskacında
hüzünler yalınayak sevinçler ayaz
aşk yanık bir delikanlıdır şimdi her bekleyişte
her buluşma heyecanında
her ayrılık isyanında
ve yürek sevgiliyi
bir daha görememe korkusuyla sarsıldığında
çürüdü düşler vagonlar dolusu ıssız istasyonda
söndü içindeki ışıklar
sustu bulvarlar
ve künyesiz kaldırımlar
fırsatçı yalnızlık soluk soluğa yetişti imdadına
çürüdü ten çürüdü sevda acıların koynunda
geçip gitmiş aşkların sonsuz çıtırtıları
aslı anlaşılmadan tüm yolların sonunda
boğdurdular karanlık denizlere bembeyaz martıları
yaslandı usulca duvara, çağırdı yağmuru telaşla
sesindeki ıssızlık yansıdı solgun simasına
saçlarında çiy dolusu geçmiş kıpırtısız
gri sözcükler parçalandı dudağında
parçalandı gün ve gece
hayat ve ölüm
artık ne çıldırtacak kadar güzel ne de suçlanacak kadar çirkindi
bitkin bir ihtişamın dizlerine yatırırken gövdesini...
ve ilk kez ağladı taş yürekli rüyasız ecinniler güruhu
yarınını kaybetmiş müebbet bir mahkum kadar özgürdü ruhu..!
her yan ihanetten kuşkudan susuzluktan bir pusu
sapanla vurulan gülüşünde yağmur suskusu
döktü aşk yapraklarını
ağaçların uğultusuna karıştı
duman olan düşlerin kokusu
su
ve ateş
ve bir daha görememe korkusu
yığıldı birdenbire göğsüne
her zılgıtın her hayatın bütün tortusu
zaman sarsıldı hıçkırıkla
kasvetli bir çığlık yardı karanlığı
aşkın kadavrasından sızdı avluya kan
sızdı boşluğa can
sonsuz bir çıtırtıda…
sevmek
ağırdı
ağırdı
ağır...!
Aslı Aydın & Sıtkı Caney
Şubat 2009
Sesli video
/inbox/?ref=mb#/video/video.php?v=55309528482