14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1580
Okunma
Uzun zamandan beri ilk kez dün akşam
Yasaklarımdan caydım
Affet doktocuğum bu yaptığım
Sadece efkarımdan
Tutup kırık yüreğimin elinden
Medet umdum eski bir dosttan
Baş başa dağıtalım dedim.
Nasıl dağılacaksa bu efkar?
Hep bıraktığımcaydı Osman amcanın
Balık ağı süslü salaş meyhanesi
Birkaç renkli fener
Bir de gecede sen
Ay ışığına uzayan yol gibiydi
Denize kurduğu derme çatma iskelesi
Beyaz kuşaklı sandalı
Hala mavi direğe bağlı
Üzerinde adım yazılı
Hayret, hatırladığımdan da yalnızdı
Eski bir dostla dertleşeceğim
Ben gibi başı sevdalı
Kırık kalbim kanlı elimde
Bu kimsesizliğim sadece sana gebe
Biraz ondan biraz bundan söz ettik
Kadehlerin dibini gördükçe
Denize takıldı gözüm kirli pencerede
Yol uzayıp gidiyordu ay gümüşüne
Yüzün gecemde
Osman amca arada bana bakıyordu
Ben sustukça,o anlatayım istiyordu
Babacan gözlerinden
Yüreğime tanıdık bir sızı salıyordu
En sevdiğim mezesini getirip
Ağlamaklı havamı bozuyordu
Eski dost elini omzuma koyup
İçme diyordu bu sana ölüm
Gülümsüyordum
Bırak ondan gelsin be gülüm
Hem bahane çok bende
Üstelik Yusuf’u kaybettik bugün
Vakit ilerde bir zaman
Osman amca masaları siliyor
Aksayan ayağı ile ne heybetli duruyor
Çünkü o kendi ekmeğini kazanıyor
Bir sigara uzatıp bana
Masamıza geliyor
Ateş harlanıyor yine ocakta
Hep böyle yapardı o
Zor soru soracakta
Soramıyor
Yaşlı kurt derdimi anlıyor
Aşk karşıdan bu kadar mı belli oluyor?
Ben sarhoş bir gece sonunda
Eski dostun şefkatli kolunda
Kırık kalbimi unuttuğum masada
Ölümü yudumluyorum
Kesif bir duman altında
Sen beni sevmemişsin güya
İçince hep bu takılıyor aklıma
Ay ışığı neden bu kadar içime yara?
Bir mesajın bile yok telefonumda
Söyleyin yıldızlar ben mi suçluyum?
Yoksa sevmeyi mi bilmedik Meriç Dicle boyunca
Bir de sözüm ona duyarlı şairlerdik
Aman nasılsa herşey bir gün bitiyor
Koskoca Yusuf ustayı bile yitirdik
Ben neyim ki?
Sen böyle her şeyimken.