13
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1480
Okunma
Sevgili arkadaşım AYŞEGÜL ATMACA ya doğum günü sebebiyle çalıştığım küçük bir armağandır.
Mütemadiyen yoklayan hüznün düğünüdür bu.
Bu, otuz yedinci tomurcuk çatlaması…
Bütün şehirler simasız açıyor gözlerimi.
Ayazım bir tek şimali kıskandırıyor.
Herkes kadar adımken hayata attığım,
Saymıyorum seni kaç ıslak yastık barındırıyor.
Neyiz biz, diyorum…
Buz kafese ayağından bağlı serçe miyiz ?
Azatsız mı geçmeli çırpındıkça ömür ?
Hiç kavuşmasız iki ayrı deniz miyiz, diyorum,
Bu yüzden mi bulut bulut vuslat dilemelerim…
Üstelik,
Hiçbir yüzle kıyas kabulsüzken yüzün
Ve hiçbir söz bir cümlen kadar beklenmezken…
Bütün yıldızlar kayıp gidiyorken tepemden,
Gözlerin kadar geceye çivilenmezken…
Kıymetsiz ellerde hor ve solgunken güllerimiz,
Her mevsim çatlayası tomurcuğa durmak nedendir?
Ve dokunacak kadar yakınken mesafemiz,
Susup da yolları yar bellememiz nedendir?
Nedir..
Günahın kırkı çıkmaz resmi midir alnımdaki ?
Vebalini otuz yedi uçlu hançer gibi göğsümde hissederken.
Hüznün düğününde vals ile mest olmak nedendir?
Bugün, senin için bir daha rahme düşmeyi dilemek varken.
Söyle sevgili !
Mut kehanetlerinin efsunlu yüzüne döneklik değil midir bu ?
Bu, düpedüz gül bozgunu değil de nedir?
Özlem Pala
19.1.09
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.