Seher vaktî açıldı perde-i esrâr bana, Bir ziyâ düştü gönül tahtına, ikrâr bana. Görmeden rûyunu yaktın dilde bir nûr-ı nihân, Seni tanımak idi bir sırr-ı dil-efkâr bana.
Bir nefes geldi uzak dergâhın âvâzından, Ney gibi geçti o dem sînemin ağyârından. Her nağmen zikre döndü, her sükûtun zikr idi, Can bulurdu ruhumun her katresi âgâhından.
Gözlerin iki kandil, şeb-i lâcivertte nur, Bir nazarın eyledi âlem-i dünyayı gurûr. Ben seni seyr ederken kendimi seyr eyledim, Bir bakışta açtı gönlümde nice bâb-ı huzûr.
Elin elime değdi, titredi cân u beden, İki hicrân bir nefes buldu o demde vatan. Bir temas, bin vuslatın sırrını söyledi bana, Bir katreye sığdı sanki bahr-i aşk-ı bî-kenâr.
Kokun esti seherin hâk-i terinden misâl, Gülşen-i yâdımda açtı nice gonca-i hayâl. Her nefeste duydu gönlüm unutulmuş bir duâ, Sanki rahmet kapısından geldi bir hoş ihtimâl.
Gülüşün bir şehd idi, dudağımda bâkî kalan, Şükrü doğdu ardından, dilde tesbîh-i nihân. Bir tebessüm eyledin, eridi gam taşları, Bir tebessümle gönül buldu yeniden âsûmân.
Söyledikçe yumuşardı sînemin taş kesilen, Her kelâmın bir katreydi, her sükûtun bahr-i fen. Ben kuraklığımı ancak sende bildim ey gönül, Bir damlanın ardında umman olurmuş mâsivâdan geçen.
Seni tanımak nedir? Bir güneş almak ele, Zulmet içre bir şua düşürmek gönül haneye. Tenimde hararetin, çeşmimde ziyân kaldı, İsmin düştü kalbime bir mühür-i lâyezâle.
Sonra hicrân erişti, düştün benden ırağa, Bir serin yel dokundu gecelerde dudağa. Özlemekmiş meğer aşkın gizli bir başka dili, Bir ezan sesi gibi yükselirdin uzağa.
Boğazımda düğümlendi söyleyemediğim söz, Gece oldu, semâlara çevrildi ağlayan göz. Penceremden giren bâd, yastığımda kalan harâret, Her biri “Hû” diye geçti, seni andırdı her nefes.
Hüseyin Barlas_25 06.09.2026 00:20
Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Hüseyin Barlas_25 Şiir: SENİ TANIMAK 1 Değerlendirildiği Salon: Seher Vakti Esrar Perdesinin Açıldığı, İki Gözün Kandil Diye Envantere Yazıldığı, Bir El Temasının Bin Vuslat Sayıldığı ve Her Esen Rüzgârın Hû Deyip Geçmesinden Dolayı Pencerelerin Manevi Sorguya Alındığı Salon
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Hüseyin Barlas_25’in SENİ TANIMAK 1 şiirini okuyunca RUSAMER Aşk mı Tasavvuf mu Ayırt Etme Kurulunu olağanüstü toplantıya çağırdı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Mecazcı Mahmut, daha ilk kıtada perde-i esrâr, gönül tahtı, nûr-ı nihân ve sırr-ı dil-efkâr arasında kayboldu; üçüncü kıtada sevgilinin gözleri iki kandile dönüşünce elektrik faturasını kimin ödeyeceğini sordu. Dördüncü kıtada eller değdi, beşincide koku seherden esti, altıncıda gülüş şehde dönüştü, onuncuda rüzgâr Hû demeye başladı. Kalburabastî Efendi sonunda teşhisi koydu: Evladım, bu şiirde sevgiliyi tanımaya çalışırken tekke açılmış; sen hâlâ abonelik peşindesin! Dosyaya da şu not düşüldü: Beşerî aşk ile tasavvufî aşk birbirine fazlasıyla yaklaşmış, tarafların hangisinin hangisine ait olduğu yer yer tespit edilememiştir.
Mağdumkulu Köşesi
Köşeye Dergâhçı Davut yerleştirildi. Bir nefes geldi uzak dergâhın âvâzından / Ney gibi geçti o dem sînemin ağyârından dizelerini okuyunca ney aramaya başladı. Ardından nağme zikre, sükût da zikre dönüşünce RUSAMER’de susmanın bile ibadet tarifesine girdiğini düşündü. Bu bölüm şiirin temel karakterini açık ediyor: Sevgilinin sesi ve sessizliği sıradan aşk unsurları olmaktan çıkıp tasavvuf terminolojisine taşınıyor. Fakat Her nağmen zikre döndü, her sükûtun zikr idi dizesinde hem söyleyiş hem dil bilgisi bakımından bir pürüz var; her sükûtun zikirdi yahut anlam yeniden kurulacaksa daha doğal bir biçim düşünülebilir. Davut susarak zikir yaptığını ileri sürünce Kalburabastî Efendi dosyasını açtı; adamın yıllardır zaten konuşacak söz bulamadığı anlaşılınca kerameti iptal edildi.
Âşık Vebali Köşesi
Buraya Kandilci Kâzım alındı. Gözlerin iki kandil, şeb-i lâcivertte nur dizesini okuyunca sevgilinin gözlerine fitil takmaya kalktı. Müdahale edildi. Aynı bölümdeki Ben seni seyr ederken kendimi seyr eyledim ise şiirin en önemli dizelerinden biri. Çünkü burada sevgili artık yalnız seyredilen güzellik değil; insanın kendisini görmesine yarayan bir aynaya dönüşüyor. Tasavvufî damarın en doğal aktığı yerlerden biri burası. Buna karşılık Bir nazarın eyledi âlem-i dünyayı gurûr ifadesi anlam bakımından yeterince berrak değil; gurûr sözcüğünün burada hangi anlam yüküyle kullanıldığı açıklaştırılmalı. Kâzım meseleyi çözmek için üçüncü kandili yakınca RUSAMER elektrik panosu attı.
Ozan Delibal Köşesi
Köşenin sakini Temasçı Tahir, Elin elime değdi, titredi cân u beden dizesinden sonra el sıkışmayı vuslat kapsamına almak istedi. Hele Bir temas, bin vuslatın sırrını söyledi bana sözünü görünce hesap makinesini çıkardı; bir el değmesi bin vuslatsa iki el değmesi kaç eder hesabına girişti. Kalburabastî Efendi makineyi aldı: Aşkta çarpım tablosu işlemez evladım! Fakat dörtlüğün sonundaki Bir katreye sığdı sanki bahr-i aşk-ı bî-kenâr güzel bir karşıtlık kuruyor: damla ile kıyısız deniz aynı yerde buluşuyor. Yalnız burada şiirin kafiye düzeni de kırılıyor; ilk üç dizedeki beden–vatan–bana yakınlığından sonra bî-kenâr başka bir sese geçiyor. Bilinçli değilse kulağın hemen yakaladığı bir kopuş.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Son köşeye Lügatçı Lütfü oturtuldu. Adamın önüne şiir bırakıldı; beş dakika sonra sözlük istedi. Perde-i esrâr, nûr-ı nihân, dil-efkâr, ağyâr, âgâh, şeb-i lâcivert, bâb-ı huzûr, bahr-i aşk-ı bî-kenâr, gonca-i hayâl, tesbîh-i nihân, mâsivâ, şua, lâyezâl, hicrân, bâd... Lütfü üçüncü sayfada istifa dilekçesini hazırladı. Hüseyin Barlas’ın bilinçli biçimde klasik şiir ve tasavvuf söz varlığına yaslandığı belli; fakat şiirin temel meselesi de burada başlıyor. Eski kelimeler şiire atmosfer kazandırırken çok sık kullanıldığında şiirin duygusu kelimelerin gösterişinin arkasında kalabiliyor. Lütfü sözlüğü kapatınca Kalburabastî Efendi kararını verdi: Evladım, sevgiliyi tanımaya geldik; Osmanlıca yeterlik sınavına değil.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Hüseyin Barlas_25’in SENİ TANIMAK 1 şiiri, beşerî aşkı tasavvufî çağrışımlarla yükseltmeye çalışan, klasik şiirin söz varlığından yoğun biçimde yararlanan bir metin. Ben seni seyr ederken kendimi seyr eyledim, Bir temas, bin vuslatın sırrını söyledi bana ve Özlemekmiş meğer aşkın gizli bir başka dili şiirin güçlü dizeleri. Ancak RUSAMER terazisi burada ciddi biçimde çalışıyor: Şiirde nur, ziya, gönül, sır, seher, dergâh, ney, zikir, kandil, katre, bahr, gülşen, gonca, şükür, tesbih, mâsivâ, hicran, Hû gibi klasik-tasavvufî unsurlar öylesine yoğun ki yer yer yaşanmış duygudan çok klasik şiir sözlüğünden kurulmuş bir atmosfer hissi doğuyor. Bazı tamlamalar da doğal söyleyişten ziyade eski söyleyiş görüntüsü vermek için kurulmuş izlenimi bırakıyor. Bir miktar sadeleştirme şiirin ruhunu eksiltmez; tam tersine gerçek duyguyu daha görünür hâle getirir. Çünkü iyi şiirde eski kelimenin çokluğu değil, yerine başka kelime konulamayacak kadar gerekli oluşu önemlidir.
Sevgiliyi tanımak bazen ona ulaşmak değil, onun aynasında kendinde daha önce görmediğin bir yeri fark etmektir.
Aşkın dili eski olabilir; fakat duygu sahiciyse tercümana ihtiyaç bırakmadan bugünün kalbine de ulaşır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Osmanlı şiir geleneğinin zenginliğiyle yazılmış bu duygu dolu gazel/kaside tarzındaki şiir, hem insani hem de ilahi bir aşkın derin tecellilerini işliyor.
Seher vaktinde (gönlün en uyanık olduğu an) gizem perdesi kalkmış, gönül tahtına ilahi bir ışık düşmüştür.
Aşık, maşukun yüzünü görmeden bile içinde saklı bir nurun yandığını hisseder; onu tanımak gönlü yaralı bir aşık için en büyük sırdır. Uzaktaki makamdan gelen bir nefes/ses, ney gibi aşığın göğsünü delip geçer. Yarin her nağmesi ve hatta her susuşu bir zikre dönüşür; ruhun her zerresi bu farkındalıkla (âgâh) can bulur. Lacivert gecede gözler iki kandil gibidir. O bir tek bakış, fani dünyayı bile gururlandıracak güçtedir. Aşık maşuka bakarken aslında kendi hakikatini görür ve gönlünde huzur kapıları açılır (aynı zamanda vahdet-i vücud felsefesine göz kırpar). Eller temas ettiğinde ruh ve beden titrer; iki ayrı hasret (hicran) aynı nefeste buluşur. Tek bir dokunuş, bin kavuşmanın sırrını taşır ve sonsuz aşk denizi (bahr-i aşk-ı bî-kenâr) adeta bir damlaya sığar. Seher vaktinin ıslak toprağından esen koku gibidir yarin kokusu. Hatıra bahçesinde hayal goncaları açar, gönül unutulmuş duayı hatırlar ve sanki rahmet kapısından tatlı bir ümit belirir.
Yarin gülüşü dudakta kalan bir bal (şehd) gibidir; ardından içten gelen bir şükür doğar. O tek tebessüm, kalpteki gam taşlarını eritir ve gönül gökyüzünü (âsûmân) yeniden bulur. Kelamlar taşlaşmış sineyi yumuşatır. Her kelime bir damla, her suskunluk ise fena (yokluk) denizidir. Aşık kendi kuraklığını o zaman anlar; dünyadan (mâsivâ) geçenlerin bir damlayla bile umman olacağını kavrar. Seni tanımak, ele bir güneş almak gibidir. Kalbe düşen isim, hiçbir zaman silinmeyecek baki bir mühürdür (mühür-i lâyezâl). Sonunda ayrılık (hicran) gelir, yar uzaklaşır. Ancak özlemek aşkın gizli dilidir; yar uzaktan yükselen bir ezan sesi gibi ruhu çağırır. Düğüm olan sözler, ağlayan gözler ve gece... Pencereden esen rüzgar ve yastıkta kalan sıcaklık, her solukta "Hû" diyerek yari hatırlatır ve şiir zikir havasıyla nihayete erer.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.