2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Ne ben muntazırdım, ne sen tâlib-i cânân
Bir Nefhâ-i İlâhî’dir böyle bir sırr-ı nihân;
Tecellî etti aşk, iki gönül de nâgehân,
Bir anda iki ömrü eyledi birbirine revân.
Ne mâzi böyle bir aşkın haberini verdi bize,
Ne dil bu denli yanmayı yazmıştı gizlice;
Bilâ-iktisâb düştük aşkın nâr-ı demine,
Bir lütf-î ezel üfledi Hakk, ayn-î levnî kalbimize
Bu aşk ne yalnız heves, ne fânî bir hiss-i hevâ,
Sanki ezelden yazılmış iki rûha bir duâ;
Sen bana vuslat diye geldin, ben sana bir ilticâ,
Berâber teslim olduk Hakk’ın lütf-u ihsânına.
Seninle tattım, bilmediğim zevk-i cemâli,
Bir nevbahâra döndü gönlümün hazânlı ahvâli
Nazarınla açtı içimde muhabbetin hayâli
Aşkınla bi-hûş ettin, pür-gam olan her hâli
Muhabbetinle içimde nice mânevî gül sündü;
İki kalbin secdesinde Sırr-ı Vuslat göründü,
Aynı mihrâba yönelmiş iki cân Hakk’a döndü,
Beşerî aşkın içinden Aşk-ı İlâhî göründü.
Her şeb münâcâtımız yükselirken semâda
İsteriz aşk bâkî kalsın, hem dünyâ hem ukbâda;
Birbirimize değil yalnız, Hakk’a yakınlık sevdâda,
Niyazımızdır ebedî vuslat, o Dergâh-ı A‘lâ’da.
Eda Barlas
30.08.2026 {19.20}
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.