0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Hangi rüzgâr attı beni bu eşiğe, bilmem,
Hangi vicdan sığdırdı beni bu karara?
Bir ömür verdiğim, tırnağına zarar gelmesin diye titrediğim,
Şimdi yüzüme kapanan o demir kapılara bakıyorum.
Kapı dışarı...
Koca bir hayat, kırk yıllık emek, bir avuç çöp gibi atıldı sokağa.
Gözümün feri, ciğerimin kösesi dediklerim,
Hangi ara bu kadar yabancı, bu kadar taştan oldu?
Acaba nerede yanlış yaptım derim kendi kendime,
Yemedim yedirdim, giymedim giydirdim,
Saçımı süpürge ettim o loş odalarda.
Şimdi ellerim titrer, şimdi dizlerim derman süzülür,
Ve evladımın eliyle konulur adım sokağın ortasına.
Yabancılaşan Evlatlar
Duvarlar üstüme üstüme geliyor sandığım o yuva,
Meğer yabancı bir hanmış, benim haberim yokmuş.
Besleyip büyüttüğüm kuşlar, yuvadan uçmak değil,
Gelip kafesi başıma yıkmış meğer.
Oğlum derdim, dağlar ardında kalsa özlerdim,
Kızım derdim, saçının teline can verirdim.
Hangi ara unuttular ninnilerimi?
Hangi ara benden ziyade, ellerin sözü kıymetli oldu?
Şimdi bu merdivenler ne kadar dik, ne kadar buzlu...
Ağır adımlarla iniyorum yılların izini taşıyan o basamakları.
Arkama dönüp bakmaya korkuyorum;
Bakarım da gözlerindeki o taşlaşmış nefreti görürüm diye,
Yüreğim bir kez daha bin parça olur diye ödüm kopuyor.
Ana Yüreği ve Sitem
Bir ana yüreği ki; dağları deler, denizleri aşar,
Evladının bir tek öksürüğüne dünyayı ateşe verir.
Ama evladım yüreğin,de bir iğne deliği kadar bile yer açamamış bana.
Kapı dışarı edildim...
Ne bir kucaklaşma, ne bir "helal et" duası,
Sanki kırk yıllık anam değil, kapıya gelen dilenci sanki.
Yüzüme çarptıkları o kapı, aslında kendi insanlıklarının duvarıymış,
Bilmezler ki...
Sokak lambaları yanmaya başladı yavaş yavaş,
Akşamın o soğuk ayazı düşüyor sırtıma.
Elimde bir bohça, içinde geçmişin soluk fotoğrafları,
Ve dualarla büyüttüğüm çocukların bana bıraktığı o koca "yalnızlık".
Ağlamıyorum, inanın ağlamıyorum;
Gözyaşım içime akıyor, dağlıyor ciğerimi derinlerden.
Bir ana sokağa atılır mı hiç?
Bir çınar kökünden sökülüp rüzgâra verilir mi?
Gecenin Ayazı ve Son Söz
Yürüyorum işte, karanlık caddelerde tek başıma,
Yılların omuzuma yüklediği yükle,
Ve evlatlarımın sırtımdan vurduğu o derin bıçak iziyle.
Gecenin bu saati kim dinler bit ananın ahını?
Kim siler gözümden akan o acı yaşları?
Toprak bile bu kadar incitmezdi insanı,
Evladın attığı taş, dağdan ağır geliyormuş meğer.
“Bir ana ne zaman yaşlanır bilir misiniz?
Evladı ona ’yabancı’ dediği an.
Ve ne zaman ölür bilir misiniz?
Gözünün içine baka baka kapı dışarı edildiği sefil akşam...”
Recep Hayal
Hayaloğlu
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.