Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.
Çekildi sularım, kurudu o derin nehir, Savrulmuş yapraklar gibi dağıldım sokaklara. Bastığım yer yalan, tutunduğum dal kırık… Karanlık çöktü gündüzün tam ortasına. Şimdi bütün şehir ışıklar içinde yansa, Benim içimdeki gece değişmez.
Oysa sen; Bakışına ömrümü serdiğim, Gülüşüne dünyayı sığdırdığımdın… Söküp aldın ya kendini benden; Lal oldu dilimdeki en güzel kelimeler. Cümleler boynunu büktü, Yetim kaldı defterimdeki her dize. Şimdi binlerce şair adıma destan yazsa, Senden kalan o boşluk dolmaz.
Kimse bilmez içimde kopan tufanı, Kimse anlamaz bu suskunluğun yükünü. Bir zamanlar cennetim olan o gözler, Şimdi ömrüme çizilmiş en derin çizgi… Sen gittin ya, takvimler hep o günü gösterir. Bütün dünya karşıma geçse de artık, Yüreğimdeki bu kış hiç bitmez.
Devrildi içimdeki o en sağlam sütun, Yıkıldı kaç zamandır sığındığım gölge. Bir yangın büyüdü içimin kuytularında, Küllerini savurdum rüzgâra. Adın düştü aklıma, İçimde sustu son fırtına. Ne kadar uğraşsam da Dinmedi içimde senden kalan uğultu. Şimdi bin bahar gelse ömrüme, Bir daha çiçek açmaz bu toprak.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gidenin gitmesi engellenemiyorsa baharın geleceği umudunu düşünmek biraz fazlaca iyimserlik olur bence
Ayrılığın ağırlığı ile enkaza dönmüş seven bir yüreğin olaylar karşısında duran bir idrağın sesiydi şiir
Çaresizliğin içinden çare çıkarmak bir yol aramak hâlâ umitvar olmak şairin en samimi duyguları ve arzuları samimiyeti idi ama sonuç hüsran sonuç hayel kırıklığı ve ruhun çöküşü
Şiir şiir olarak güzel vede anlamlıydı akıcı bir dili yumuşak bir üslubu ve de kusursuzdu
Mürekkebi hüzünle yoğrulmuş, sinesi yaralı ve bir o kadar da asil bir şaheser okudum Ayla Hanım. 'Şimdi bütün şehir ışıklar içinde yansa / Benim içimdeki gece değişmez' feryadınız ve 'Devrildi içimdeki o en sağlam sütun' dizesindeki o perdesiz, dilsiz yalnızlık hissi okuyucunun ruhuna ilmek ilmek işliyor. Kalemin namusunu ve o saf hisleri mısralarla müdafaa etmek hakiki bir şair ferasetidir. Sinesinde böylesine duru ve harbi bir nehir taşıyanlar, yaşadıkları hiçbir fırtınada asla sarsılmasın. Bu lekesiz tefekkürünüzü ve dervişane duruşunuzu tüm kalbimizle selâmlıyor, esere tam puanımızı mühürleyerek edebi yolculuğunuzda mutlak başarılar diliyorum. Vakarla ve esenlikle kalınız."
Mürekkebimden süzülen hüzne bu denli asil bir dille ortak olmanız ve şiirimi kalbinizin en derin yerinden selamlamanız beni ziyadesiyle onurlandırdı İçimdeki geceye ve yalnızlığa dokunan o zarif kelimeleriniz ve dualarınız için gönülden teşekkür ederim Kaleminize yüreğinize ve o harbi sinenize sağlık Sağlıcakla ve esenlikle kalınız
Mürekkebimden süzülen hüzne bu denli asil bir dille ortak olmanız ve şiirimi kalbinizin en derin yerinden selamlamanız beni ziyadesiyle onurlandırdı İçimdeki geceye ve yalnızlığa dokunan o zarif kelimeleriniz ve dualarınız için gönülden teşekkür ederim Kaleminize yüreğinize ve o harbi sinenize sağlık Sağlıcakla ve esenlikle kalınız
Ayrılık sevdaya dahil de Peki bizim bu adına şiir dediğimiz Travmalarımız ne olacak ? Defalarca okudum yutkunamadım. Yüreğiniz avunsun sizi duyan ruhların olduğunu bilerek...
Şair: Ayla KAYA Şiir: SON UMUDUMDUN Değerlendirildiği Salon: Nehri Kuruyup Dalı Kırılanların, Öğle Vakti Geceye Yakalananların, Defterindeki Dizeleri Yetim Kalanların ve Bin Bahar Getirilse de Çiçek Açmam Diye İnat Eden Gönüllerin Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri, Ayla Kaya’nın SON UMUDUMDUN şiirini okuyunca RUSAMER Afet ve Âfet İşleri Müdürlüğünü topladı. Çünkü ortada sıradan bir ayrılık yoktu: Nehir kurumuş, dal kırılmış, gündüzün ortasına karanlık çökmüş, sütun devrilmiş, yangın çıkmış, tufan kopmuş, kış başlamış ve bütün bunlar yetmezmiş gibi bin baharın da girişine yasak konmuştu. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Felaketçi Fehmi raporu okuyup Hocam bunun için itfaiye mi, meteoroloji mi, belediye mi çağıracağız diye sorunca Kalburabastî Efendi masaya vurdu: Hiçbirini çağırma! Bir insan gitmiş, bütün kurumlar çökmüş zaten! Fehmi son çare olarak sevgiliyi geri getirmeyi önerdi. Talep reddedildi; RUSAMER’in ayrılan sevgiliyi geri getirme yetkisi henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştı.
Ozan Avanoğlu Köşesi
Köşenin sakini Işıkçı İshak, Karanlık çöktü gündüzün tam ortasına dizesini okuyunca salonun bütün lambalarını yaktı. Ardından Şimdi bütün şehir ışıklar içinde yansa / Benim içimdeki gece değişmez dizelerine ulaşınca bir lamba daha taktı. Sonuç değişmeyince elektrik tesisatını suçladı. RUSAMER kendisine arızanın şebekede değil gönülde olduğu bildirince tornavidasını sessizce bıraktı. Şiirin ilk bölümündeki en kuvvetli karşıtlıklardan biri bu: Dışarıdaki şehir aydınlanabilir ama insanın içindeki geceyi hiçbir sokak lambası dağıtamaz. İshak’ın raporu da sonunda şiire yakışır hâle geldi: İçerisi karanlıksa TEDAŞ’ı rahatsız etmeyiniz.
Ozan Dermani Köşesi
Buraya Yetimci Yakup yerleştirildi. Lal oldu dilimdeki en güzel kelimeler / Cümleler boynunu büktü / Yetim kaldı defterimdeki her dize bölümüne gelince RUSAMER Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne başvurdu. Defterde çok sayıda yetim dize bulunduğunu, bunlara koruyucu aile gerektiğini söyledi. Kalburabastî Efendi dilekçeyi geri verdi: Yakup, bunların annesi de babası da şair; yalnız sevgili gidince çocuklar perişan olmuş! Mizahı bir yana, şiirin en güzel bölümlerinden biri burası. Ayrılık yalnız sevgilinin yokluğu olarak değil, şairin dilinin de eksilmesi şeklinde anlatılıyor. Kelime lal oluyor, cümle boynunu büküyor, dize yetim kalıyor. Böylece aşkın kaybı doğrudan şiirin kendisine sirayet ediyor.
Âşık Vebali Köşesi
Köşenin bugünkü sakini Takvimci Talat, Sen gittin ya, takvimler hep o günü gösterir dizesini okuyunca RUSAMER’deki bütün takvimleri topladı. Yaprakları çevirdi, telefonun tarihini değiştirdi, duvar saatini ileri aldı; fakat şiirdeki gün bir türlü geçmedi. Sonunda takvimleri üretici firmaya iade etmeye kalktı. Kendisine bazı günlerin yirmi dört saat sürdüğü, bazılarının ise insanın içinde yıllarca bitmediği anlatıldı. Şiirin bu bölümündeki tufan, suskunluk, cennet olan gözlerin acıya dönüşmesi ve bitmeyen kış aynı duygunun etrafında birleşiyor: Ayrılık gerçekleşmiş ama zaman ilerlememiş. Talat’ın son tespiti doğru çıktı: Saat yürüyebilir, takvim değişebilir; gönül aynı tarihte kalmışsa insan hâlâ o gündedir.
Ozan Veysi Kabaca Köşesi
Son köşeye Bahçıvan Bedri getirildi. Şimdi bin bahar gelse ömrüme / Bir daha çiçek açmaz bu toprak dizelerini görünce işe büyük başladı. Gübre getirdi, toprağı sürdü, bin baharı nereden temin edeceğini sordu. RUSAMER Satın Alma Müdürlüğü Bin bahar toplu alım ihalesi yapılamaz cevabını verince Bedri morali bozularak işi bıraktı. Oysa bu iki dize şiirin umutsuzluk derecesini tek başına anlatmaya yetiyor. Şair bir baharı değil, bin baharı bile yetersiz buluyor. Bedri son çare olarak toprağın analizini yaptırmak isteyince Kalburabastî Efendi müdahale etti: Toprakta sorun yok Bedri; bahçıvanın beklediği kişi gelmiyor!
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Ayla Kaya’nın SON UMUDUMDUN şiiri, ayrılığın ardından yaşanan tükenişi güçlü ve peş peşe gelen imgelerle anlatıyor. Gündüzün ortasına çöken karanlık, boynunu büken cümleler, yetim kalan dizeler, aynı günü gösteren takvimler ve bin bahara rağmen çiçek açmayacak toprak şiirin en etkili tarafları. Özellikle Cümleler boynunu büktü / Yetim kaldı defterimdeki her dize söyleyişini başarılı buldum. Bununla birlikte şiirde karanlık, tufan, kış, yangın, kül, fırtına, uğultu gibi çok sayıda ağır imgenin art arda kullanılması yer yer şiirin nefesini daraltıyor; birkaçının ayıklanması kalan imgelerin gücünü artırabilirdi. Bir de metin Sen yüzünü benden öteye döndüğün an; dizesinde bitiyor. Bu bilinçli bir yarım bırakışsa şiirin terk edilme duygusuna oldukça uygun; değilse şiirin devamının eksik kaldığını düşündürüyor. Mevcut hâliyle bile şiirin asıl yarası belli: Giden yalnız sevgili değil, onunla birlikte geleceğe duyulan son umut da gitmiş.
Bazı gidişlerden sonra insanın takvimi ilerler; fakat gönlü son görüştüğü günün yaprağını koparamaz.
Bir insan son umudunsa, gidişi yalnız boşluk bırakmaz; baharın geleceğine olan inancı da yanında götürür.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Değerli Celil Bey RUSAMER Afet İşleri Müdürlüğünden Bahçıvan Bedriye Takvimci Talattan Kalburabastî Efendi Hazretlerine kadar şiirimin sokağına uğrayan her bir sakine ve bu eşsiz derin tefekkürlü değerlendirmenize gönülden teşekkür ederim Sorunuza ve o hassas tespitinize de açıklık getireyim Şiirin en sondaki o yarım kalan mısrayla bitişi bir teknik kaza değil tam olarak bir nutuk tutulması tercihidir Bütün fırtınalar koptuktan cümleler boynunu büktükten sonra dönüp dolaşıp gelinecek tek yer o kırılma anıdır Söz orada biter kelimeler lal olur ve insan tam da o dizede askıda kalır Emeğinize kaleminize ve şiirime kattığınız o güzel renklere eyvallah Selam ve hürmetle
Değerli Celil Bey RUSAMER Afet İşleri Müdürlüğünden Bahçıvan Bedriye Takvimci Talattan Kalburabastî Efendi Hazretlerine kadar şiirimin sokağına uğrayan her bir sakine ve bu eşsiz derin tefekkürlü değerlendirmenize gönülden teşekkür ederim Sorunuza ve o hassas tespitinize de açıklık getireyim Şiirin en sondaki o yarım kalan mısrayla bitişi bir teknik kaza değil tam olarak bir nutuk tutulması tercihidir Bütün fırtınalar koptuktan cümleler boynunu büktükten sonra dönüp dolaşıp gelinecek tek yer o kırılma anıdır Söz orada biter kelimeler lal olur ve insan tam da o dizede askıda kalır Emeğinize kaleminize ve şiirime kattığınız o güzel renklere eyvallah Selam ve hürmetle
Yüreğe dokunan, hüzünle işlenmiş çok güçlü dizeler… Özlemi ve kırgınlığı okuyana hissettiren etkileyici bir şiir. Kaleminize, yüreğinize sağlık Ayla Hanım. Tebrik ederim
Çok yoğun bir ayrılık ve yıkılış duygusu var şiirde. Özellikle “Sen yüzünü benden öteye döndüğün an” dizesinin her bölümde yeniden gelmesi, yaşanan kırılmanın tek bir ana bağlandığını güçlü biçimde hissettiriyor. “Bütün şehir ışıklar içinde yansa, benim içimdeki gece değişmez” dizesi de şiirin hüznünü güzel taşıyor. Baştan sona özlem, kayıp ve tükenmişlik duygusu hâkim. Yüreğe dokunan, samimi bir ayrılık şiiri olmuş. Kaleminize sağlık.
Şiirdeki o kırılma anını ve içsel karanlığı bu kadar derinlemesine hissetmeniz ve güzel sözlerle dile getirmeniz beni çok mutlu etti İncelikli okumanız duyarlı yaklaşımınız ve emeğiniz için gönülden teşekkür ederim Kaleminize yüreğinize sağlık Selam ve hürmetle
Şiirdeki o kırılma anını ve içsel karanlığı bu kadar derinlemesine hissetmeniz ve güzel sözlerle dile getirmeniz beni çok mutlu etti İncelikli okumanız duyarlı yaklaşımınız ve emeğiniz için gönülden teşekkür ederim Kaleminize yüreğinize sağlık Selam ve hürmetle
Kimse bilmez içimde kopan tufanı, Kimse anlamaz bu suskunluğun yükünü. Bir zamanlar cennetim olan o gözler Şimdi ömrüme çizilmiş en derin çizgi... Sen gittin ya, takvimler hep o günü gösterir; Bütün dünya karşıma geçse de artık, Yüreğimdeki bu kış hiç bitmez.
Yüreğindeki bu kış bitsin .Zevkle okudum güzel ve anlamlı şiiriniz .Güzel şiiri ve sizi kutluyorum.Kaleminize bereket.İlhaminiz bol olsun .Tebrikler..Selam sevgimle👏🏻🌹
Sevilen insanın yüzünü çevirmesiyle yalnız bir aşkın değil, bütün umutların yıkılışını anlatan ağır bir şiir olmuş. “Cümleler boynunu büktü, yetim kaldı defterimdeki her dize” sözleri ayrılığın şairde bıraktığı boşluğu çok güzel dile getirmiş. “Bütün dünya karşıma geçse de artık, yüreğimdeki bu kış hiç bitmez” dizeleri de hüznü güçlü bir sonla tamamlamış Ayla hanımefendi. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.