Katreyim, ummana sığmıyor parçam, Bir buse tadınca dağıldı sırçam. Hüzün çizer oldu daima fırçam, Dertler katar katar tura geliyor.
Bağrım taşa döndü, saçlarım aya, Mahkûm edilmişim mağlup olmaya. Doğarken yenilmiş, ütülmüşüm ya; Ben yazı dedikçe tura geliyor.
Abdal oldum dost hırkası giyerim, Kadanaya kuskun tutmaz eyerim. Herkes halay çeker, ben darbe yerim, Düğünde şansıma tura geliyor.
Güzelliğe gündüz, şerre gece ol, Bilgisi uzunca, kibri cüce ol. Sır sakla ey gönül, daim yüce ol, Ayetler Hira’ya, Tur’a geliyor.
Mustafa Erkenekli 12.02.2012-Malatya
Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Mustafa Ertekin Şiir: TURA Değerlendirildiği Salon: Yazı Diye Para Atıp Her Defasında Tura Gelince Kaderin Madeni Paraya Müdahale Ettiğinden Şüphelenenlerin Şans, Dert ve Gönül Terbiyesi Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salona girer girmez cebinden bir madeni para çıkardı, havaya fırlattı. Tura geldi. Bir daha attı; yine tura. Üçüncüsünde de sonuç değişmeyince kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden biri heyecanlandı: Efendim, parada hile var! Kalburabastî Mustafa Ertekin’in TURA şiirini masaya bıraktı: Parada değil evladım, şairin talihinde bir mesele var. Adam Ben yazı dedikçe tura geliyor diyor. Sakin parayı eline aldı: Bir de ben atayım. Yazı geldi. Kalburabastî parayı hemen geri aldı: Mustafa Bey görmesin! Üç kıtadır kaderle boğuşuyor; bir de RUSAMER sakinlerinin kendisinden şanslı olduğunu öğrenirse beşinci kıtayı doğrudan bize yazar!
Ozan Duranoğlu Köşesi
Katreyim, ummana sığmıyor parçam / Bir buse tadınca dağıldı sırçam dizelerine gelindiğinde RUSAMER Ölçü ve Hacim Masası karıştı. Görevli rapor verdi: Efendim, katre küçük ama ummana sığmıyor. Kalburabastî sordu: Nasıl oluyor? Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz hemen atıldı: Teknik olarak mümkün değil! Efendi başını salladı: Şiirde mümkün evladım. Bazen insan bir damladır ama içinde taşıdığı dert denizden büyüktür. Ardından gelen Bir buse tadınca dağıldı sırçam dizesi kırılganlığı güzel tamamlıyor. Şair ilk kıtada kendisini hem küçücük bir katre hem de bir dokunuşla parçalanabilecek sırça olarak kuruyor; fakat hüzün öylesine baskın ki artık fırçasının değişmez rengine dönüşüyor.
Ozan Çiçeklioğlu Köşesi
Ben yazı dedikçe tura geliyor dizesinde RUSAMER Talih ve Madeni Para İnceleme Heyeti olağanüstü toplandı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz önerisini sundu: Efendim, Mustafa Bey bundan sonra tura desin; belki yazı gelir. Kalburabastî düşündü: Mantıklı ama kader bu numarayı yutar mı bilmem. Şiirin asıl kelime oyunu burada kuruluyor. Tura yalnız madeni paranın bir yüzü değil, insanın istediğinin tersine gerçekleşen kaderin adı hâline geliyor. Doğarken yenilmiş, ütülmüşüm ya söyleyişindeki halk ağzı ve kendine dönük mizah da yakınmayı ağır bir karamsarlığa düşmekten kurtarıyor.
Halil İbrahim Köşesi
Herkes halay çeker, ben darbe yerim / Düğünde şansıma tura geliyor dizelerine gelindiğinde RUSAMER Düğün Güvenliği devreye girdi. Görevli sordu: Şair halaya katılacak mı? Kalburabastî cevap verdi: Dosyaya göre riskli. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz şaşırdı: Düğünde insanın başına ne gelebilir? Efendi dizeyi gösterdi: Millet halay çekiyor, adam darbe yiyor evladım. Sen Mustafa Bey’i mümkünse takı masasının yanında tut! Bu kıta şiirin mizah damarının en belirgin olduğu bölüm. Abdal oldum dost hırkası giyerim diyerek başlayan şair, kendi talihsizliğini trajikomik bir kabullenişe dönüştürüyor. Tura artık yalnız dertte değil, düğünde bile peşini bırakmıyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Mustafa Ertekin’in TURA şiiri, ilk üç kıtada talihsizlik ve kaderle didişme, son kıtada ise ahlaki ve manevi öğüt ekseninde ilerleyen hece geleneğine yakın bir şiir. En başarılı buluş kuşkusuz tura kelimesinin şiir boyunca genişleyen anlamıdır. İlk başta şanssızlığın simgesi olan tura, Ben yazı dedikçe tura geliyor dizesinde kaderin ters yüzünü temsil ederken son kıtada Tur Dağı’na dönüşüyor. Böylece aynı ses alanı dünyevi talih oyunundan manevi bir çağrışıma taşınıyor. Bu, şiirin başlığına da anlam kazandıran güzel bir final hamlesi.
Şiirin halk söyleyişine yaslanan canlı bir dili var. Herkes halay çeker, ben darbe yerim özellikle güçlü ve akılda kalıcı; hem sitem hem mizah taşıyor. Bununla birlikte bazı söyleyişler açıklık bakımından gözden geçirilebilir. Bağrım taşa döndü, saçlarım aya dizesindeki aya ifadesinin muradı ilk okumada açık değil; Kadanaya kuskun tutmaz eyerim dizesi de yöresel/özel kullanım nedeniyle her okura hemen açılmayabilir. Son kıtanın öğüt veren tonu önceki üç kıtanın kişisel kader hikâyesinden belirgin biçimde ayrılıyor. Buna rağmen Ayetler Hira’ya, Tur’a geliyor finali tura/Tur ses oyunuyla bu geçişi şiirin başlığına yeniden bağlamayı başarıyor.
Kalburabastî Efendi madeni parayı son kez havaya attı.
Sakinimiz yere düşen paraya baktı:
Efendim, yine tura!
Efendi başını salladı:
Mustafa Bey’in şiirinin tesir alanındayız evladım.
Ne yapacağız?
Parayı atmayı bırakacağız.
Ama o zaman yazı hiç gelmez!
Kalburabastî gülümsedi:
Belki de şiirin söylediği tam budur. İnsan bazen ömrünü yazı gelsin diye para atmakla geçirir.
Sakin sordu:
Peki ne yapmalı?
Efendi son kıtayı gösterdi:
Paranın hangi yüzü geldiğine değil, senin hangi yüzle yaşadığına bakmalı.
Sakin derin derin düşündü:
Yani tura gelmesi mesele değil mi?
Değil evladım.
Peki mesele ne?
Kalburabastî parayı cebine koydu:
Düğünde herkes halay çekerken darbeyi yine sen yiyorsan biraz da oynadığın yeri değiştirmek lazım!
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
Talih bazen insanın istediği yüzünü göstermez; marifet, tura geldiğinde kendi yüzünü karartmamaktır.
Kader parayı havaya atabilir; fakat insanın değeri, yere hangi yüzün düştüğünden değil, ayağa hangi gönülle kalktığından anlaşılır.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.