Sanki bir su misali geçti hep aylar yıllar Unuttuk tüm kışları sandım ki yaza geldik Yollar bile şaşırmış çaresiz kalmış kullar Çaresizlik diz boyu, çoğu ayaza gelmiş
Dillere matem değmiş hüzünlerse diz boyu Acıya acı katar bıkmadan yezit soyu ! Karanlıklar ölçüsüz bugün ki dünden koyu Kopup gitmiş yaşamdan çengiye, saza gelmiş
Paylaşmayı unutmuş sorsan o da ne diyor Dili sanki çok temiz her haltı gizli yiyor Güzellikler azaldı birçok değer çürüyor Tavuklardan usanmış komşuya kaza gelmiş
Kim kime ne söylüyor yalanlar dolu dizgin Sorsam bir yanıtı yok kardeşim nedir çizgin Burnundan solumakta çoğu yaşamdan bezgin Eğrinin başı bozuk, doğruya hiza gelmiş
Gerçekler çıplak gezer derler idi eskiden Şimdi çok şey muamma kan damlıyor keskiden Şairin neyi varsa bak indirmiş askıdan Doğru söyledik diye bize de ceza gelmiş
Ne varsa orta yerde bir çok şey darmadağın Ekseni kaymış gibi sanki bir çok odağın Umutlar ötelenmiş etkisi yok adağın ! Dillerde bin bir ağıt ,yüreğe eza gelmiş
Dertler üst üste gelmiş çoğunun izahı yok Ağzından çıkan sözün hiç bir girizgahı yok İnsanlar çok şaşırmış bu işin mizahı yok Görenler sanıyor ki Dosteli gaza gelmiş
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri okudum ve dalıp gittim. Bitti diye de üzüldüm açıkçası. Ustaya yaraşır bir şiire yorum yazmak gerçekten çok zor. Kaleminize yüreğinize sağlık Bahri Hocam. Günümün şiiri diyerek saygılar sunuyorum.
Şair: Dosteli Şiir: SON YAZ Değerlendirildiği Salon: Yaz Geldi Sanıp Pencereyi Açınca Ayaza Yakalananların ve Dünyanın Ekseni Kaydı Diye Su Terazisiyle Memleket Ölçenlerin Toplumsal Arıza Tespit Salonu
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri bu defa salona elinde kocaman bir su terazisiyle girdi. Duvara dayadı, masaya koydu, pencereyi ölçtü; sonra Dosteli’nin SON YAZ şiirini terazinin üstüne bıraktı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden biri dayanamadı: Efendim, ne arıyorsunuz? Kalburabastî şiirdeki Ekseni kaymış gibi sanki birçok odağın dizesini gösterdi: Dünyanın neresi yamulmuş onu bulmaya çalışıyorum evladım. Sakin dışarı baktı: Bana düz görünüyor. Efendi başını salladı: Zaten mesele yer kabuğunda değil. Değerler eğrilmiş, doğrular hizaya çekilmiş, paylaşma unutulmuş, yalan doludizgin gidiyor. Sakin rahatladı: O zaman terazeye gerek yokmuş! Kalburabastî aleti koltuğunun altına aldı: Tam tersine evladım; şu devirde en çok doğru terazisine ihtiyaç var!
Ozan Avanoğlu Köşesi
Paylaşmayı unutmuş sorsan o da ne diyor / Dili sanki çok temiz her haltı gizli yiyor dizelerine gelindiğinde RUSAMER Söz-Eylem Uygunluk Masası inceleme başlattı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz teste girdi. Görevli sordu: Paylaşmayı sever misiniz? Çok! Yardımlaşma? Vazgeçilmezim! Komşuluk? Kutsaldır! Kalburabastî umutlandı: Güzel, şimdi cebindekinin yarısını yanındakiyle paylaş. Sakin birden öksürmeye başladı: Efendim, şiirin bir sonraki kıtasına geçsek? Kalburabastî dosyaya not düştü: Dili temiz çıktı, cepte paylaşım arızası mevcut. Dosteli’nin hicvi burada insanın söylediğiyle yaptığı arasındaki mesafeye yöneliyor. Hele Tavuklardan usanmış komşuya kaza gelmiş dizesi, gözü doymayan insanı halk mizahıyla yakalayan şiirin en nükteli çıkışlarından biri.
Ozan Dermani Köşesi
Eğrinin başı bozuk, doğruya hiza gelmiş dizesi okununca RUSAMER Geometri Servisi çağrıldı. Görevli cetveli masaya koydu: Efendim, eğriyi düzeltelim mi? Kalburabastî cevap verdi: Şiire göre yeni usul öyle değilmiş; eğri yerinde kalıyor, doğruyu ona göre hizalıyorlar. Kafası patlak, fikri şaplak sakinimiz hayran kaldı: Çok pratikmiş! Efendi gözlüğünün üzerinden baktı: Ahlâkı da böyle pratikleştirdik evladım, şiir zaten ondan şikâyet ediyor. Bu dize metnin ana fikrini tek başına taşıyabilecek kuvvette. Dosteli yalnız kötülüğün çoğaldığını söylemiyor; ölçünün değiştirildiğini, yanlışın düzeltilmesi gerekirken doğrunun yanlışa uydurulduğunu söylüyor.
Ozan Serdari Köşesi
Şairin neyi varsa bak indirmiş askıdan / Doğru söyledik diye bize de ceza gelmiş bölümünde RUSAMER Şair Muhafaza Birimi tedbir aldı. Görevli sordu: Efendim, Dosteli neyi askıdan indirmiş? Kalburabastî cevap verdi: Ne varsa. Sakinimiz meraklandı: Şiir mi, hiciv mi, taşlama mı? Efendi başını salladı: Görünen o ki bütün cephaneyi indirmiş evladım. Sakin ürktü: Gaza mı gelmiş? Kalburabastî son dizeyi gösterdi: Kendisi de ihtimali fark etmiş zaten! Şiirin finalindeki Görenler sanıyor ki Dosteli gaza gelmiş ifadesi önemli; şair yedi kıta boyunca topluma sertçe çıkıştıktan sonra son anda kendisini de mizahın içine çekerek öfkenin ağırlığını hafifletiyor.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Dosteli’nin SON YAZ şiiri, başlığındaki mevsim çağrışımından hareket edip hızla toplumsal taşlamaya dönüşüyor. İlk kıtadaki yaz-ayaz karşıtlığı şiirin bütününe yayılan bir anlam kuruyor: İnsan daha iyi günlere ulaştığını sanırken kendisini ahlaki ve toplumsal bir soğukluğun içinde buluyor. Paylaşmanın kaybolması, ikiyüzlülük, yalan, değer aşınması, doğrunun cezalandırılması, umutsuzluk ve toplumsal bezginlik şiirin başlıca eleştiri alanları. Halk söyleyişinden gelen Tavuklardan usanmış komşuya kaza gelmiş nüktesi ile Eğrinin başı bozuk, doğruya hiza gelmiş dizesi şiirin hiciv gücünün en belirgin olduğu yerler.
Şiirin yedi kıta boyunca aynı toplumsal bozulma düşüncesi çevresinde ilerlemesi bütünlük sağlıyor; ancak bazı kıtalarda benzer karanlık, gerçek, dert ve bozulma hükümlerinin tekrarlanması şiirsel yoğunluğu azaltıyor. Gerçekler çıplak gezer ifadesinin iki ayrı kıtada kullanılması bilinçli bir leitmotif olarak düşünülebilir, fakat ikinci kullanım yeni bir imgeyle değiştirilse şiir daha zenginleşebilirdi. Buna karşılık son dizedeki Dosteli gaza gelmiş sözü başarılı bir öz-ironi: Şair yalnız toplumu taşlamıyor, kendi öfkesine de dışarıdan bakabiliyor. Bu özellik metni kuru bir şikâyet listesinden çıkarıp gerçek bir taşlama havasına yaklaştırıyor.
Kalburabastî Efendi su terazisini bir kez daha şiirin üzerine koydu.
Sakinimiz heyecanlandı:
Efendim, şimdi düzeldi mi?
Hayır evladım.
Neresi eğri?
Kalburabastî cevap verdi:
Şiire bakılırsa eğri olan çok; fakat herkes cetveli başkasına tutuyor.
Sakin biraz düşündü:
Peki nasıl düzelecek?
Efendi su terazisini onun eline verdi:
Önce kendinden başla.
Sakin cihazı göğsüne dayadı.
Bir süre baktı.
Sonra telaşlandı:
Efendim, kabarcık ortada değil!
Kalburabastî kapıya yöneldi:
Şükret evladım. Hiç değilse fark ettin. Bu devirde yamuk olup kendini su terazisi sananlar da var!
Sakin arkasından seslendi:
Peki Dosteli gerçekten gaza gelmiş mi?
Kalburabastî gülümsedi:
Gelmiş evladım…
Ama şiire bakılırsa gazı veren memleket manzarası!
Sonra dosyanın altına iki cümle yazdı:
Bir toplumun asıl ayazı havanın soğumasıyla değil, insanların birbirine karşı vicdanının soğumasıyla başlar.
Eğrilerin çoğaldığı yerde doğru olmak zorlaşır; fakat doğruyu eğriye uydurmak, bozulmanın başladığı değil tamamlandığı yerdir.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Güzel emek ayrıntılı irdeleme yaptığınız haklı öneri ve eleştiri ç n çok teşekkür ederim ustam. Aslında yapmamm gereken bir tekrar dizesi olmuştu. Seve seve düzenledim Şiir ola
Güzel emek ayrıntılı irdeleme yaptığınız haklı öneri ve eleştiri ç n çok teşekkür ederim ustam. Aslında yapmamm gereken bir tekrar dizesi olmuştu. Seve seve düzenledim Şiir ola
Gerçekler çıplak gezer derler idi eskiden Şimdi çok şey muamma kan damlıyor keskiden Şairin neyi varsa bak indirmiş askıdan Doğru söyledik diye bize de ceza gelmiş
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış kaleminiz daim olsun değerli Bahri hocam duygularımıza tercüman anlam dolu muhteşem şiirinizi beğeniyle gıptayla okudum yüreğinize sağlık güne gelmesi dileklerimle kutlarım eserinizi saygılarımla
Toplumsal yaşamın yozlaştığını dile getiren bu anlamlı ve anlatımı güzel ve de çoğunluğun hislerine tercüman gibi kaleme alınmış mesajı net bu şiiri ve değerli şairi tebrik ediyor esenlikler diliyorum. Kaleminiz daim ilhamınız daim ve gür olsun. Nicelerine diyor muhabbetle selamlıyorum. Saygı sevgi ve selamlarımla bol şiirli günlere.
toplumsal ve insani değerlerin yozlaştığı, samimiyetsizliğin ve yalanın egemen olduğu bir dünyada, doğruyu ve gerçeği savunmanın getirdiği ağır bedeller ile buna rağmen korunan vakur duruştur.kalemin daim olsun inşallah
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.