4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma

Eylül’ünüz bereketli olsun kıymetli dostlar.
Eskiden, çocukken Eylül denince aklımıza üzüm ,ceviz, tarhana, pestil, sucuk, pekmez ;
Eeee bir de okul gelirdi tabi.
Niye büyüdük ki, hep çocuk mu kalsaydık diye geçiriyor insan içinden bazen.
Büyüdükten sonra Eylül deyince hüzün çağrışım yapmaya başladı.
Ne değişti ki?
Bunca işin arasında hüzünlenmek için vakit bulabilene aşk olsun
Eylül’ün hüzün veren en güzel yanı ölümü çok daha fazla hatırlatmasıdır. Tefekküre dalındığında.
E Y L Ü L V U S L A T A Y I D I R
Ah Eylül....
Ah benim sarı saçlı, soluk benizli kızım,
Ah benim kızıl saçlı kınalı kuzum.
Niçin sana hep hüznü yükler ki insanoğlu?
Bilmezler ki Eylül vuslat ayıdır.
Düğün mevsimidir, şenlik ayıdır.
Yapraklar Eylül’de nişan yaparlar toprakla.
Beşik kertmesi değil midir toprağın?
Ağaçlar, yapraklarını yuvadan uçurmanın telaşına düşer bu mevsimde.
Ve düğün Kasım’dadır çoğu zaman.
Bizim hazan dediğimiz,
Hüzün yaftasını yapıştırdığımız doğanın vuslatı, yaprağın toprağına kavuşmasıdır.
Eylül vuslat ayıdır azizim!
Çocuklar çiçek açar Eylül’de.
Eylül çiçeğidir onlar. Okullar açılır, kırtasiyeciler hareketlenir, dolmuşlar, otobüsler tıklım tıklım dolar...
Harekette bereket vardır derler.
Yatan aslandan gezen tilki yeğ değil midir?
Eylül çiçeklerinin bıcır bıcır sokaklara döküldüğü aydır Eylül...
Hatırlıyorum da çocukluğumda, bir büyüğüme bir tas su verdiğim zaman ,
Önce suyu lıkır lıkır içer, sonra elinin tersiyle ağzını siler ve dönüp boş tası uzatırken:
—Ömrün uzun, düğünün güzün olsun kara kızım derlerdi.
Bir de :
—Yaylalarda gelin olasıca derlerdi.
Çocuktum idrak edemezdim ne demek istediklerini.
Sonra, büyüdükçe anladım ki güz mevsimi bereket mevsimidir.
Harman yerlerinin hasata dönüştüğü, bağların bızulduğu, üzümlerin kaynatılıp şıralar yapıldığı, pekmez yapıldığı,
Pekmezin pestil, bastık, samsa, sucuk yapıldığı mevsimdir.
Anladım ki köylünün yüzünün güldüğü aydır Eylül.
Buğdayların ambara girdiğ, pamukların toplandığı, fasulyenin, nohutun para eylediği mevsimdir.
Salçaların yapılıp damlardan indiği, tarhanaların fıçılara girdiği, kuruların kurutulduğu bir karnaval ayıdır. Festivaldir, şenliktir.
Kim demiş benim cömert Eylül’üme hüzün mevsimi diye.
Yazın başı pişenlerin kışın pişecek aşlarının kış için kazanlara kaldırıldığı aydır Eylül.
Biraz sarı saçlıdır, biraz kızıla çalar saçları.
Yorgun bir kadındır biraz da...
Ama cömerttir Eylül’üm, eli açıktır.
Gözleri buğulu, başı duman dumandır bazen de.
Ama Eylül’de bulutlar ağlamasa Mart’ta yeşillikler nasıl güler?
Serin serin yellerin davetçisidir Eylül.
Yazın sıcağından bağrı yanan toprak ananın çatlak dudaklar Eylül ve kardeşleri Ekim, Kasım yağmurları ile serinler.
Dedim ya köylünün yüzünün güldüğü aydır Eylül.
Bir yıllık emeklerinin, alın terlerinin kazanca döndüğü zamandır.
Tarla işlerinin azalmaya başladığının, istirahat vaktinin geldiğinin muştusunu verir benim sarı Eylül’üm.
Emek , kazanca dönüşmeye başlarken kurulur döğünler, toylar, halaylar..
Kaynata elini cebine korkmadan sokabilir güz mevsiminde.
Bundandır düğünlerin güze sarkması.
Yani demem o ki Eylül tıpkı bir gelin gibidir.
Biraz hüzünlü, biraz heyecanlı; hem ağlarım hem giderim der gibi.
Verimli, dinamik, doğurgan, anaç ve muhteşem güzellikte....
Nurgül KAYNAR YÜCE/ K. MARAŞ
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.