1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
SIRDI SEVDAN
Bir hayâl diye ekledim gönlüme,
bir rüya diye düştüm peşine…
Ben farkında değilken
fırtınalar kopmuş içimde.
Ruhumun derinliklerinde
birbiri ardınca depremler,
Bitmeyen artçılar…
Sandım ki bir sevda düştü gönlüme;
meğer gönül,
kendi sahibini ararmış
sessizce.
Bir kalem, bir kâğıt dedim,
bulutlara uzandım
içimde saklı olanı yazmaya.
Oysa ehli hâl demişti:
“Sevda sırdır;
sır olan söze gelmez.”
Kalem şahit olacaktı
gönlümde yanan ateşe.
Lâkin kalem sustu,
kâğıt sustu,
dilim tutuldu.
Çünkü bazı hakikatler
kelimeye sığmaz;
bazı aşklar
anlatıldıkça eksilir.
Bir “âh” düştü
Yalnızca
gönlümün derinliğinden…
O âh ki
ne rüzgâra karıştı
ne buluta…
Göklerin ötesine,
Hakk’ın huzuruna vardı.
Ben sandım ki
seni yazacaktım.
Meğer kendimi ;
benliğimden sıyrılıp
gönlümdeki “Ben”i arıyormuşum.
Sevda sandığım ateş
nefsimi yakarken,
gönlümde bir kapı açıldı.
Ve o kapının ardında
ne ben kaldım
ne de benim dediğim…
Yalnızca O’nun adı kaldı.
Şimdi anladım:
Her fırtına bir işaret,
her deprem bir uyanış,
her âh bir niyazmış.
Kalem şahit olamadı bu sevdaya…
Çünkü bu sevda
kaleme değil,
gönle yazılmıştı.
Kâğıda değil,
ruhun derinliklerine…
Ve bazı sırların şahidi
ne kalemdir
ne de kelâm.
Sırrı bilen bilir;
aşkı yaşayan susar.
Ben sustum…
Bir “âh” çektim.
O âhın içinde
hem kendimi,
hem seni,
hem de beni sana düşüren
Hakk’ı aradım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.