1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Alıp götürdükleriniz öyle çok ki.
Geri gelmediğini, gelmeyeceğini,
ne yaparsa yapsın gelemeyeceğini
bildiklerim sizde saklı.
İlmek ilmek örülen bir kader çizgisinde,
yürüyoruz ölümün ölümsüzlük yolunda.
Ama bu bir son değil, aksine bir kavuşma,
hem de hiç ayrılmamacasına.
Yine de korkuyorum sizden.
Bir gizem saklı, kalın bir sır perdesi bu,
aralamak mümkün değil, kaldırması güç.
Ağır bir yüktür zaman dedikleri;
geçen giden günlerin tortusundan geriye kalırsa eğer,
birkaç yüz, birkaç ses, birkaç hatıra,
insan onlarla avutur kendini.
Oysa siz durmuyorsunuz yıllar,
bir kapıyı kapatıp ötekini açıyor,
birilerini getirirken birilerini götürüyor,
her gelişinizde biraz daha eksiltiyorsunuz bizi.
Belki korkum geçmenizden değil,
geçerken neyi götüreceğinizi bilmemekten.
Hangi yüzü son kez gördüğümü,
hangi sese son kez cevap verdiğimi,
hangi vedanın veda olduğunu
ancak siz geçtikten sonra öğrenmekten.
Yıllar, korkuyorum sizden!
Çünkü insan alışıyor varlığa.
Bir sesin hep orada oluşuna,
bir kapının ardında bekleyenlere,
dönünce bulacağını sandıklarına…
Sonra bir gün siz geliyorsunuz
ve “hep” dediğimiz ne varsa
bir anda “bir zamanlar” oluyor.
Biliyorum,
siz de emre tâbisiniz.
Ne bir anı erkene alabilir
ne bir vedayı geciktirebilirsiniz.
Yine de insanın kalbi
bildiğine kolayca razı olmuyor.
Ölümün ölümsüzlük yolunda yürüyoruz, evet.
Gidenlerin yok olmadığını,
yalnızca gözümüzün erişemediği
bir menzile vardığını umarak.
Ama insan yine de dönüp ardına bakıyor.
Ve ben,
her geçen yılın eşiğinde
biraz daha eksilen dünyama bakıp
aynı cümleyi söylüyorum:
Yıllar,
korkuyorum sizden.
Zeynep Zuhal Kılınç
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.