0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
69
Okunma
KADERİMİN SOKAĞI
Doldur usta, sek koy...
Kadehin dibi görünsün ki,
İçimizdeki sızının da masadaki lafın da hakkı verilsin.
Sokakta buz gibi bir ayaz,
Bizim mekânda racon belli;
Suskunluğumuz korkudan değil, edebimizden!
Biz bu mahalleye dün düşmedik usta!
Bizim gençliğimizde mahalleden bir kadın geçti mi,
Ceket iliklenir, baş öne düşer, adımlar sayılardı.
Yan gözle bakmak ne demek?
Adını anarken bile yüzümüz kızarırdı!
O kadın başkaydı usta...
Sokağın başından geçti mi rüzgâr bile edeple eserdi.
Feleğin çemberinden geçtik de,
Bir tek onun o mahcup bakışlarında çakılı kaldık.
Biz öyle sevdik usta;
Sahip olmak için değil, kirletmemek için!
Kendi adımızı unuttuk, onun namusuna leke sürdürmedik.
Ama ne oldu usta, ne oldu?!
Kader tuttu bizi ayrı kıyılara savurdu!
Ulan biz nerede yanlış yaptık?!
Bir kalbi sakınacağız diye kendi ömrümüzü yaktık!
Can dediklerimiz sırtımızdan vurdu,
Uğruna gençliği serdiğimiz sevda ele yar oldu!
Yeter lan yeter! Vur şu kadehi masaya!
Varsın camı kırılsın, varsın dökülsün ne varsa!
Biz insan gibi sevmenin bedelini,
Böyle kahpe bir cehennemde yanarak mı ödeyecektik?!
Gece vardiyasının ayazında giden biz,
Racon uğruna ömrünü harcayan yine biz!
Dost dediklerimizin kahpeliği bir yana,
Şu feleğin bize ördüğü çoraba yansın bu şehir!
Kusura bakma usta, dağıttık masayı...
Ama adam olan acısını kadehine gömer, yine susar.
Bir ayağım zaten çukurda benim,
Kaybedecek neyim kaldı ki şu yalan dünyada?
Doldur usta, son bir tane...
Bu sefer sek koyma, su koy.
Çünkü bazı geceler sarhoş olmak için değil,
Sadece hatırlamamak için içilir...
Sokak değişti, insanlar kahpeleşti usta.
Ama ben hâlâ o köşedeyim...
Ve galiba bazı adamlar hiç büyümez;
Sadece içindeki o garip çocuğu susturmayı öğrenir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.