1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Kendimle yüzleştiğim,
emeklerimin birer birer
sessizliğe gömüldüğü bir gece.
Sessiz çığlıklarım
arşa kadar yükseldi,
ama hiçbir kapı açılmadı.
Bir araftaydım;
çırpındıkça derinleşen,
sustukça büyüyen
bir karanlığın içinde.
Yollar bitmedi, sesler susmadı,
yüzler görünmedi.
Tanıdığım, bildiğim ne varsa
bir anda yabancılaştı.
Bütün seslere sağır, bütün yüzlere kördüm.
Ama anladım ki !
her şey gibi bunlar da yalanmış.
Var sandığım kimse yokmuş;
meğer birbirimizi
ihtiyacımız kadar sevmişiz.
Herkes ihtiyacı kadar yanında,
herkes zamanı gelince
bir başkasına bırakıyor seni.
Bir eşya gibi yerin değişiyor,
adın eksiliyor, sonra unutuluyorsun.
Peki adil miydi?
Bunca ego, bunca ah, bunca savaş…
Hepsi boşuna.
Geriye yalnızca kırık dökük bir kalbin
hayatın içinde
son nefeslerini sayması kalıyor.
Sizi ağlatanlar güler mi?
Gidenler
bir gün terk edilir mi?
Oysa ne gerek vardı…
Herkes sonunda
kendi sessizliğine varacak,
kendi toprağında susacak.
Biz ise bunu bilmeden
ömürden eksile eksile yaşadık.
Ey hayat,
bugünü de yaşanmadı say.
Heba olan onca zamana
bir gün daha ekle.
Senden çok alacağım var.
Bugün olmadı…
Yarın.
Yarın da olmadı…
Ahirette.
Belki orada kimse kimseyi
yarım bırakmaz.
Belki orada kalpler susar,
Hesaplar konuşur.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.