3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Hakk’ın Pençesinde
Sen kesrette, bense vahdette…
Sen hevesâtında, ben hikmetli hecelerde…
Sen tecellîde, ben gece tefekküründe…
Aşamadım bu nefsin perdesini bir türlü,
Sayıkladım durdum Cânân’ın pençesinde.
"Zulmet çöktü, gece oldu" dedin ya,
"Müntazır ol, yarın olsun" dedin ya…
Ey gönül!
Sen uykuya dalmışken hayâlinle oyalandım;
Bazen Zikrullah ile ismini fısıldadım geceye,
Bazen tecellîlerinle avuttum bu garip canı.
Kesret dünyasında üçe varamadım,
Sırr-ı ehadiyette, hep "Bir"de kaldım.
Benliğimi eritip "Ben" diyemedim,
"Sen"de fenâ buldum, "Sadece Sen"de kaldım…
Ve yine sayıkladım Aşk-ı Hakîkî’nin pençesinde.
Kimi zaman ağladım seherde,
Kimi zaman lütfunla güldüm.
Serinlemek istedim de
Vuslatın ateşiyle yandım.
Kâfi gelmedi
Aşkının harıyla, nûr-ı tecellînle dağladım sineyi.
Ah ey Cânân…
Bu mahv oluşa bir isim bulamadım,
Yine "Sen" diye inledim,
"Hû" diye sayıkladım.
Düştüm bir kez dâr-ı fenâya,
Sayıkladım dâim
Aşk-ı İlâhî’nin pençesinde…
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.