9
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma

Kardeşim,
var mısın?
Bu ülkenin sabahına
ekmek kokusuyla mı uyanırsın,
yoksa sarayların camından
başka bir memleket mi seyredersin?
Var mısın kardeşim?
Çünkü burada
soğan doğranmıyor artık yalnız,
umut doğranıyor
mutfakların tahta tezgâhında.
Domatesin kızarıklığı
pazardan silindi,
çocuğun yanağında kaldı
bir ülkenin bütün yoksulluğu.
Bir tarafta
göğe doğru yükselen beton kuleler,
bir tarafta
yağmurda içine su alan evler...
Birileri
geleceği ihale dosyalarına yazarken,
birileri
geleceğini veresiye defterinde arıyor.
Var mısın?
Yoksa sen de mi
televizyonların mavi ışığında
gerçeğini unuttun?
Bak kardeşim,
meydanlar kalabalık,
ama vicdanlar tenha.
Kürsüler yüksek,
halkın sesi alçak.
Mikrofonlar açık,
ama memleketin kulağı
duymamaya ayarlanmış.
Siyasetçi seçimden önce
kapıyı çalıyor;
seçimden sonra
o kapının önünden geçerken
başını başka yana çeviriyor.
Sandık geliyor kardeşim,
herkes halk oluyor.
Sandık gidiyor,
halk yine yalnız.
İşte tam burada soruyorum:
Var mısın?
Çünkü sandık
yalnızca bir kutu değildir.
Biriktirilmiş öfkedir.
Bir annenin
“Bu ay nasıl geçecek?” sorusudur.
Bir işçinin
avuçlarında taşıdığı
sessiz isyandır.
Bir öğrencinin
karanlık odasında
geleceğe tuttuğu son kibrittir.
Bir emeklinin
eczane kapısında
cebini yoklayan elidir.
Ve bazen
bir mühürdür kardeşim;
küçücük bir mühür,
koskoca bir düzenin
uykusunu kaçırır.
Yok musun?
Öyleyse sus.
Ama bil ki
sessizlik de tarihe yazılır.
Bugün susanların adı
yarın taşların altında okunmaz belki;
ama çocukların dilinde
“neden?” diye büyür.
Çünkü hiçbir saray
halkın öfkesinden büyük değildir.
Hiçbir duvar
birikmiş yoksulluğu sonsuza kadar tutamaz.
Hiçbir iktidar
göğü kendi malı sanamaz.
Ve hiçbir düzen
sonsuz değildir.
Bir gün
pazar yerlerinde yükselen ses
meydanlara taşar.
Bir gün
işçinin nasırı
kürsülerden daha yüksek konuşur.
Bir gün
unutuldu sanılan adalet
kapıyı yumruklayarak gelir.
O gün
kimse saklanamayacak kardeşim.
Ne kürsünün arkasına,
ne bayrağın gölgesine,
ne makamın duvarına...
O gün herkes
kendi vicdanının önünde
tek başına kalacak.
İşte o gün
sana yine soracaklar:
Var mısın?
Yok musun?
Eğer varsın,
ekmeğin yanındasın.
Emeğin yanındasın.
Çocuğun geleceğindesin.
Halkın içindesin.
Ve eğer gerçekten varsın,
korkunun karşısında
bir taş gibi durursun.
Çünkü kardeşim,
bazı zamanlar
susmak taraf olmaktır.
Bazı zamanlar
beklemek teslimiyet.
Bazı zamanlar
bir kelime söylemek bile
duvarlarda çatlak açar.
Ve bazı zamanlar vardır ki,
“Varım!”
demek,
bir ülkenin karanlığına
kibrit çakmaktır.
Kardeşim,
var mısın?
Yok musun?
Bu soru
bana değil,
sana.
Hikmet Metin Çavdar
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.