3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
80
Okunma
Aşk dediğin sevgili,
Ömrü yollarda geçen iki insanın
Bir yere yerleşme arzusudur.
Artık pembe panjurlu bir ev değildir düşlerin;
İki mavinin arasında,
Yeşil küçük bir bahçedir hayal edilen.
Kapısında telaş olmayan,
Penceresinde huzur tüten…
Bir fincan kahve,
Bir kitabın sayfalarına sinmiş sessizlik,
Aynı odada konuşmadan da anlaşabilmektir.
Yatakta değil,
Ruhta sevişmenin zamanıdır artık.
Tenin değil,
Kalbin dokunur kalbine insanın.
Sevgili olduğun için değil,
“Yanındayım.” diyebilmek için
Elini tutma ihtiyacıdır aşk.
Kırkından sonra aşk;
Yorgunluğunu örtecek
Şefkatli bir çift el,
Gecenin sessizliğinde
“Buradayım.” diyen bir sestir.
Şişeyi kafaya dikmek değil,
Şarabı ağır ağır kadehten yudumlayıp
Hayatı konuşmanın keyfidir.
Birlikte susabilmek,
Aynı manzaraya bakıp
Aynı şeyi düşünmeden de
Mutlu olabilmektir.
Çünkü gençlikten kısadır artık zaman,
Ama boşa geçirilmiş yıllardan uzundur.
Ve insan kırkından sonra anlar;
Aşk, birinin hayatına girmek değil,
Birinin hayatında kalmayı seçmektir.
Ne büyük sözler ister,
Ne sonsuz yeminler…
Bir omuz yeter bazen,
Başını yaslayacak.
Bir el yeter,
Hiç bırakmayacak.
Bir ses yeter,
Gecenin bir yerinde
“Ben buradayım.” diyecek.
Kırkından sonra aşk,
Kelebekler uçurmak değil belki;
Aynı yolda, aynı yöne bakarak
Yürümeyi istemektir.
Ve insanın sonunda
Bir sevgiliden çok
Bir yuva bulmasıdır aşk.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.