0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
83
Okunma
Çıplak bir çığlık gibi düşmüşüz yollara,
Kendi sesimize,
Kendi türkümüze bile yabancı...
Ardımızda soğumuş bir kül tablası,
Yarım kalmış,
Soğumuş bir bardak kaçak çay,
Adını ağzına almaya korkan
O kahrolası suskunluk...
Zamansız harabe bir kentin ortasında
Dikilen iki dilsiz çan kulesi
Millet bayram sanır,
Çağırır
Oysa içinde aşılmaz,
Zindan gibi bir sessizlik saklı.
Hiçbir haritanın yazamadığı,
Kayıp bir kıta durur senin o mahzun bakışlarında...
İçinde büyüyen o uçuruma yaklaşmaktan kork
Gözlerin umutla kimsesizliği
Aynı suda çoğaltmasın.
Her defasında kalasın
O kadehin tadımlığında
Ne içindeki o kapkaranlık gece dinsin,
Ne de şu fani suya gölgen düşsün...
Hiçbir yemin tenine oturmasın gayrı
Sana giydirilen bu çürük hayatı,
Söküp atasın üstünden eski bir gömlek gibi.
Dokununca ellerinden sıcaklık yerine
Kurşun grisi yıldızlar dökülsün...
Ulan sen gittin
Gece bitti, yollar silindi, haritalar yandı...
Ben oralarda kaldım.
Kör bir mahpusta,
Hiç çalınmamış bir kapının soğuk tokmağında.
Sessizce çekildin bu canım hayattan...
04.12.2003
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.