4
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma

Gecenin aksanı yok, anne ve aksamıyor da hayallerim sadece randıman alamıyorum eskisi gibi.
Tebessüm ehli idi senin kızın bir zamanlar
Aklım olsaydı aynada ilk kendime gülerdim başkalarının yerine:
Bana gülmeyi Tanrı öğretti bir de sen
Gülen aforizmalar uçuşuyor bazen başucumda
Ben Kafka diyorum
Karşıma sonra Oğuz Atay çıkıyor:
İkisini de gülerken görmedim
Hoş önce kendine b/akmalı insan
Çünkü senden sonra tebessümler suyunu çekti
Önceleri yaşlarımla ıslanıyordu toprak bu aralar ağlamıyorum
Ama gülümsediğimi de kimseler söyleyemez.
Hep derdi insanlar bana:
Ne kadar enerjik ve canlısın
Terk edilmiş bir şehrin hiç avizesi olur mu anne, söyle?
Tüm insanlar top yekûn firar etmişlerken şehirden
Önce sessizlikle ihya olan benlik
Derken çöken binalar
Yıkılan köprüler ve barajlar ve bentler
Gerçi şehrin de çok umurunda
Gel gör ki:
İstanbul nasıl ki ruh ikizim
Ve benim umurumda işte onca yitenler
Nihayetinde sen.
Delişmen ruhum ve çılgın yüreğim de sönüverdi
İnsanlar gölgemin peşinde iken
Önce gölgemi kovdum sonra mutluluk terk etti beni
İlham perim bile küsüp gidiverdi
Ki gitsin de anne:
Yeter ki sen dön, demem mümkün olmadığı kadar
Ve işte yüreğim ve ruhum adeta bir radar
Mahiyetinde ilhamın peşinde
İlham ise mutluluğun
Bu gün yakalamışken ilhamı
Mutluluk az çok yapıştı yakama yakıştı da hani
Şairin dediği:
Sevmekten kim usanır?
Bu da benden gelsin:
Umut etmekten ve yazmaktan ve beklemekten
Kim usanır?
Ki neyi ya da kimi beklediğimi de bilmezken
Ve işte henüz reşit olmayan bu yeni hüznümle
Alıştım da seni görmemeye
En azından düşlerime misafir gelsen
Sen de bıraktın ya beni kendi halime…
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.