0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
56
Okunma
Gitme, beyaz gül...
Ömrümün son baharını da alıp götürme.
Gökyüzümün mavi atlasını
Kederin siyah örtüsüyle örtme.
Kemanlar çalmaz artık düşlerimde;
Yaylar kırılmış, notalar yetim.
Rüzgâr, adını taşıyan ağıtlarla geçiyor içimden,
Her esintide biraz daha eksiliyorum kendimden.
Yüzüm gülmez artık,
Belki de bir daha bu dünyada.
Çünkü gülüşüm,
Sonbaharın avuçlarından kayan
Sararmış bir yaprak gibi
Sessizce toprağa karıştı.
Geceler, gözlerime siyah güller ekiyor,
Sabahlar küllerinden doğmayı unuttu.
Ay, sensizliğin matemini tutuyor göğümde,
Yıldızlar birer birer sönüyor adını andıkça.
Kalbim, kıyıya vurmuş kırık bir sandal şimdi;
Ne deniz beni kabul ediyor
Ne de sahiller.
Hasret, dalga dalga vuruyor içime,
Her çarpışında biraz daha batıyor umutlarım.
Bir zamanlar gözlerinde baharı içerdim,
Şimdi dudaklarımda yalnızlığın paslı tadı.
Sesin çekilince dünyamdan,
Kuşlar göç etti türkülerimden,
Çiçekler renklerini unuttu.
Eğer bir gün dönersen,
Küllerimden filizlenen tek umut olursun.
Dönmezsen...
Bir beyaz gül bırak ismimin üzerine.
Belki kokusunda buluşur
Yarım kalan dualarımız.
Ben seni severken
Bir ömrü değil, sonsuzluğu düşledim.
Sense giderken,
Zamanı da yanında götürdün.
Şimdi saatler bile işlemiyor sensiz;
Takvimler aynı acıyı sayıyor.
Ve ben...
Her gece içimde susan kemanların
Kırık tellerine dokunuyorum usulca.
Belki bir nota dökülür diye gökyüzüne,
Belki bir yıldız seni bana getirir diye.
Ama anlıyorum...
Bazı ayrılıklar mezar taşı istemez;
İnsan, yaşayan bir hüzne dönüşür.
Ben de sen gittiğinden beri
Nefes alan bir özlem,
Yürüyen bir yalnızlık,
Konuşan bir sessizlik oldum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.