0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
187
Okunma
O çok sevdiğimiz şarkı çalmaya başladığında,
kaderimin infaz hükmü verilmişti aslında.
Hani diyordu ya o dertli ses; "Çok geçmeden geleceğim demiştin..."
İşte geldim sevgilim, sözümde durdum; ama bir sevgili gibi değil,
kendi cenazesine çağrılmış bir yabancı gibi...
Kapıdan adımımı attığım an,
zaman denen o acımasız çark durdu.
İçeride sahte bir neşe,
havada uçuşan kahkahalar vardı;
Benim adımlarım ise ayaklarına pranga vurulmuş,
bir idam mahkûmu kadar ağır ve sessizdi.
Tam o sırada salonun bir köşesinden yükseldi o kurşun gibi ağır ezgi:
"Nikah masasına oturdun işte, dayanmak çok zormuş böyle sevgiye..."
Gözlerimi kaldırdığımda seni bembeyaz gelinliğin içinde,
bir yabancının elini tutarken gördüm.
Göğsümün ortasında kaburgalarımı kıran o cehennem yangınını,
tarif edecek tek bir kelime yoktu.
İçim feryat figan, ruhum darmadağındı,
ama dışarıdan bakan kimse bu sessiz ölümü göremedi.
Acıyı bir zırh gibi kuşanıp dik durdum,
başımı celladıma bile eğmedim.
Gözlerin birden o kalabalığı yarıp,
mızrak gibi gözlerimin ortasına saplandı.
O an dünya sustu; ne bir ses kaldı geride,
ne de yarım kalmamış bir heves.
Gözlerindeki o derin çaresizlikle bakışıp,
sadece ruhlarımızla helalleştik...
Dışarıda güneş olsa ne fark eder;
benim içim buz kesmiş, zemheri çökmüştü kalbime.
O adama taktırdığın yüzük,
o nikah defterine attığın o uğursuz imza,
Ömrümün üzerine vurulmuş dondurucu bir zemheri,
mühründen başka bir şey değildi.
Sen alkışlar Eşliğinde bir başkasına "evet" deyip,
beni diri diri gömerlerken,
Ben ceketimin önünü ilikleyip sana son kez,
bir ölü gibi baktım.
Geldim sevgilim...
Davet edilmediğim o en büyük acıma,
infazımın kesildiği o kara güne şahit olmaya geldim!
Alkışlar yükselir, yüreğim durur,
Seni bir yabancı kolda görmeye.
Attığın her adım bağrıma vurur,
Ben kendi ömrümü gömmeye geldim.
Zemheri mührümdür, ayazım derin,
Gönlümün sarayı artık buz senin.
Bir başkası olmuş sahibi tenin,
Gözümle ecelimi görmeye geldim.
Sözsüz bir muhabbet akar derinden,
Yüreğimin bağı koptu yerinden.
Aşkın hezimetle bitti elinden,
Sana mahşere dek küsmeye geldim.
Geldim sevgilim...
Elimde bir demet solmuş, kurumuş çiçekle değil;
Gözümden akıttığım o gizli, o intikam gibi kanlı yaşlarla...
Beni vurduğun, beni acımadan öldürdüğün yerde,
seni son kez helal etmek için görmeye geldim!
(Ümit Besen’in Nikah Masası şarkısından ilhamla...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.