1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
48
Okunma

Toprak çekiyor üzerindeki soğuk yorganı,
Mermerdeki isim siliniyor önce.
Yabancı bir nefes doluyor ciğerlerine,
Yerden göğe doğru süzülüyor yağmur.
Bir veda değil bu onun için;
Dünyanın gürültüsüne mecburi dönüş.
Zaman geriye sarıyor acımasızca:
Bükülen beli doğruluyor,
Saçlarındaki aklar çekiliyor şakaklarından.
Silindikçe yüzündeki o yorgun çizgiler,
Eksiliyor omuzlarındaki o mağrur keder.
Eksiliyor kazanılmış bütün ustalıklar...
Sözgelimi bir şair;
En olgun, en görkemli dizesinden sökülüp
O acemi, o henüz olmamış ilk sancısına düşüyor yeniden.
Mesela bir ressam;
Tuvalindeki ruhu silip renkleri birer birer karanlığa iade ediyor,
Geriye bomboş, suskun bir bez parçası kalıyor.
Örneğin bir âşık;
Yıllar boyu büyüttüğü o büyük sevdayı unutup
Bir yabancı gibi bakmaya başlıyor en çok sevdiğinin yüzüne.
Küçülüyor eksildikçe takvim.
Dizlerindeki kabuklar soyulup kayboluyor ama
Yılların kazandırdığı o korunaklı kabuk da sökülüyor içinden.
Kelimeler terk ediyor zihnini, alfabeyi unutuyor.
Ne bir savunması kalıyor dünyaya karşı,
Ne de tecrübeden bir sığınağı.
Ve nihayet çekiliyor o sıcak, o dar karanlığa.
Sadece tek bir kalp atışı...
Suskun, gürültüsüz ve emniyette.
Tam "kurtuldu" dendiği an,
Bir ışık bıçağı yarıyor sığınağını,
Bir el çekip çıkarıyor onu bilinmeze.
Düşünsene...
Tersine aksaydı nehir, böyle yazılsaydı kader;
Bütün o acıları sil baştan yaşamak için
Çıplak ve savunmasız ağlasaydı insan...
İyi ki ölüyor hikâyenin sonunda,
Ya her şeyin bittiği yerden en başa geri dönüp
Yeniden doğsaydı?
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.