0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
65
Okunma
Şehrin üstüne ağır bir yorgan gibi serildi akşamın lekesi,
Güneş, ardında bir avuç kül bırakıp terk etti bu kimsesiz haneyi.
Kapı kapandı, zaman durdu; dünya, sessiz bir uçurumun kenarına diz çöktü.
Ben ki; gölgelerin arasında kendine yer arayan, kendi sesinden ürken bir yabancı.
Şimdi karşımda geçmişin o dev aynası;
Her çizgisi bir hata, her kırığı bir veda, her lekesi bir pişmanlık...
Sorguluyorum annam, sorguluyorum; "Neden?" diye haykırıyor içimdeki o çocuk.
Neden bu kadar erken tükendi umutlarım, neden bu kadar çabuk koptu köklerim?
İçim parçalanıyor; sanki bir cam kırığı batıyor ruhumun en hassas yerine,
Her "neden" sorusu, göğsümde yeni bir yara açıyor, kanatıyor geçmemiş yaralarımı.
Annam, annam… Garip annam, bu gece de dert yine yoldaşım oldu,
Hangi sızım, hangi duama sığışsa, orası bir düğüm, orası bir kör kuyu.
Gecelerim yarim oldu artık; ne sabahın müjdesine inanırım, ne günün aydınlığına.
Ayın gümüş rengi bir hançer gibi kalbime saplandığı her saat,
Biraz daha eksiliyor ruhum, biraz daha daralıyor nefesim.
Aynadaki aksimle hesaplaşıyorum, bakışlarımızdaki o tanıdık hüzünle...
Kendimle girdiğim bu kavgada, kaybeden hep ben, hep o yarım kalmışlık.
Üşüyorum annam, içimdeki o çaresiz çocuk, o biçare çocuk,
Dışarıda hayatın uğultusuna karşı, kendi içindeki sessizliğe hapsoluyor.
Annam, annam… Garip annam, gözyaşlarım artık birer mücevher değil,
Sadece yaramı deşen, yaramı büyüten, yaramı bana her saniye hatırlatan birer acı taşı.
"Gece geçer" dediler, "şafak elbet sökülür" dediler,
Yalanmış annam, yalan… Benim gecelerim hiç sona ermedi.
Yastığımda kurumuş bir hıçkırık, tavan arasında asılı kalmış bir vasiyet gibiyim.
Bu hüsran benim kimliğim, bu acı benim evim oldu artık.
Kalemim, içimdeki zehri akıtırken sayfalar çığlık çığlığa;
İçim parçalanıyor annam, sanki ömrüm bir film şeridi gibi geçiyor da,
Ben sadece o en hüzünlü sahnede, o kapısı hiç açılmayan evde donup kalıyorum.
Zamanın kum saati kırıldı, artık akmıyor dert, olduğu yerde donup kaldı,
Geçmişle gelecek arasına sıkışan ruhum, kendi gölgesinde bir zindan buldu.
Ne bir adım öteye gidebiliyorum ne de geriye dönüp o eski günleri bulabiliyorum,
Sanki bir boşlukta, boşluğun en derin yerinde, kendi yankımla konuşuyorum.
Annam, bu gece sadece ben ve içimdeki o bitmeyen fırtına var,
Dışarıda hayat akıp gitse de, benim duraklarımda sadece kış, sadece kar var.
Kitapların arasına sığmayacak kadar çok, sayfaların dışına taşacak kadar ağır,
Bu acı benim imzam oldu, bu gece ise benim ebedi limanım artık.
Her satırda bir parça daha eksiliyorum, sanki mürekkep değil kan damlıyor kalemimden,
Okuyan herkes, kendi karanlığından bir parça bulacak bu sızlayan yüreğimden.
Annam, ben bu geceyi değil, ben bu ömrü, bu hüzünlü sessizliği mühürlüyorum,
Ve kitabımın kapağını kapattığımda, sadece bu yorgun kalbimi, sadece seni bırakıyorum.
Annam, annam… Garip annam, yarın güneş doğsa da,
Benim gecelerim artık ebediyen, bende saklı, bende mühürlü kalacak.
Ve okuyan herkes, belki de ilk defa, kendi içindeki o parçalanmışlığı,
Bu satırların sessizliğinde bulup, benimle beraber ağlayacak.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.