0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
56
Okunma
Bir çocuk geldi, gözü yaşlı belki;
Dünden kalan tanıdık bir simaydı.
Kısa pantolonu belinden düşüyordu.
Pinokyo bisikleti, tıpkı burnu gibi,
Boyuna çok uzundu.
Bakışlar arasında kayboldum,
İki dünya arasındaydım.
Ansızın sesi duyuldu çocuğun;
Sanki uzak bir zamandan gelip
Bizi uyandırdı:
“Keçi sütü dondurma verir misin
Şaşırmıştım bu işe:
önlüğümdeki köpükleri
siliyordum.
Binbir katkıyla işimi yapar.
Doğal diye satardım
Dondurmam külahta eridi.
Tekrar koymak istedim ama
Kilitlenen bakışlarda yapamıyordum.
İsmini sordum sessizce;
Adaşımdı.
Bir an durakladım öylece...
Ücretini vermek istedi.
Almak istemediğim hâlde
Israrcıydı.
Küçük elindeki o tanıdık ben;
Para da kırk yıl öncesindendi.
Uzaklardan bir ses duyuldu:
“Oğlum…
”Yaklaştıkça ürpertim arttı.
Bıyıklarının altındaki tebessüm
Hiç değişmemişti.
Gelen babamdı;
Ben ise yabancıydım.
Sarılmadı bana,
Çocuğa dokundu.
O an anladım:
Ben çoktan geride kalmıştım.
Kapattım dükkânı,
Öyle bir günde.
Zamanın sessiz adımlarında
Karıştım o süte.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.