13
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
291
Okunma

Hece hece ezelim mi dünyayı
Bir elekten süzelim mi dünyayı
Dalıp yağmur damlasının içine
Sessiz sessiz gezelim mi dünyayı
Çocukların düşlerine karışıp
Masallara çizelim mi dünyayı
Kanatlanıp bir serçenin sırtına
Gökyüzünden süzelim mi dünyayı
Karıncanın ayağına takılıp
Adım adım çözelim mi dünyayı
Örümceğin nakış nakış ağında
İlmek ilmek sezelim mi dünyayı
Gökyüzünden uzattığı rengarenk
Kuşağından büzelim mi dünyayı
Yuvarlayıp tepetaklak dağları
Umutlara dizelim mi dünyaya
Bir çocuğun elindeki kalemle
Yeni baştan yazalım mı dünyayı
Kudret der ki birer birer başlayıp
Kötülükten kazalım mı dünyayı
Kudret Merttürk / BERLİN
08.07.2026
Değerli dost kalemlerden …….
Aşkın potasında eritip kalbi,
İhlas ile bezelim mi dünyayı?…..
Mesut Tütüncüler üstadıma teşekkür ederim
Bir çocuğun hayreti hiçbir zaman yorulmaz.
Gelin bu hayrete ortak olalım.
Önce haritaları kaldıralım masaların üzerinden. Denizleri birbirinden ayıran çizgileri silelim. Rüzgârın kimlik sormadığı yerlere, insanın da kimlik göstermeden varabildiği bir sabah kuralım.
Sonra bütün saatleri susturalım.
Zaman, bir lannenin saçlarını okşamak, yaşlı bir çınarın gövdesine yaslanmak, bir kedinin sessizliğini dinlemek için aksın.
Dakikalar yarış atı olmasın artık. güvercin olsun, avuçlarımızdan ürkmeden uçuşan.
Bütün nefretleri toprağa gömelim.
Üstüne zeytin ağaçları dikelim.
Dağların omuzlarından savaşı silelim.
Toprağın altına yalnızca tohumlar gömelim.
Mermiler müzelerde kalsın. İnsan, başka bir insanın canına değil, sevgiyle kalbine nişan alsın.
Nehirlerin dilini yeniden öğrenelim.
Şehirlerin beton yüzünü, yabani papatyalarla utandıralım. Balkonlardan yalnız çamaşırlar değil, umutlar da sarksın. Pencereler birbirine bakmayı bıraksın.insanlar birbirlerinin gözlerine baksın. Apartmanlar yükseldikçe küçülen kalplerimizi yeniden toprağın hizasına indirelim.
Bir dil kuralım sonra...
Hiçbir sözün yaralamadığı bir dil... Cümlelerin, ekmek kadar sıcak; su kadar berrak olduğu bir dil... "Ben" kelimesi yorulduğunda, "biz" omzuna başını koysun. Affetmek, sözlüklerde değil; insanların gündelik alışkanlıklarında yaşasın.
Çocuklara yalnızca alfabe öğretmeyelim. Bir kelebeğin ömrünü, göçmen kuşların sabrını, karıncanın emeğini, ağacın ibadetini anlatalım.
Sonra gökyüzünü yeniden maviye ikna edelim. Dumanın kararttığı ufukları, yağmurun sabrıyla yıkayalım. Bulutlar yalnız yağmur değil; vicdan da taşısın. Her şimşek, korkutmak için değil; karanlıkta yolunu kaybedenlere bir anlık ışık olmak için çaksın.
İnsanları yeniden isimleriyle değil, merhametleriyle tanıyalım. Kimse servetiyle büyük sayılmasın; bir yetimin başını okşayabildiği kadar büyük olsun
Dünyayı yeniden yazacak kalemi, en temiz yüreklere verelim.
Kalbin mimarlarını çağıralım.
Çatlamış ruhların sıvasını umutla yapan ustaları...
Bir yetimin hıçkırığını duyan marangozları...
Merhameti ekmek gibi yoğuran kadınları.
"İnsan, insana emanet olsun."……
Ramazan Boran üstadıma teşekkür ederim
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.