0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
74
Okunma
Diyar-ı gurbetin rüzgârı dolanır saçlarına,
Vurur o derin kırgınlık,
Bir fırtına kopar içerde.
Tenini yakarsa o amansız kor,
Yüreğin dayanmaz, bilirim.
Yorgun bir keder çöker dağların üstüne,
Gökyüzü kanar kızıldan mora,
Kuşatır hayallerin gölgesi gözlerinin mavisini.
Bir sonbahar akşamıdır,
Kavgadan ve sevdadan arta kalan.
Avuçlarında sararmış bir yaprak,
Ceketin cebinde tütün kokusu...
Radyoda içli, mahzun bir türkü,
Sokaklar vurulur,
Kalbin unuttum dediğin adrese döner.
Bir çocuk gülüşünde bulursan geçmişi,
O kadim, o tanıdık mevsim vurursa burnuna,
Bir de tek başına kaldığında,
Eksildiğini anlarsan bu zülümde...
Gecenin en pusulu,
En sessiz yerinde
Öderiz sevdaların hesabını,
Susarız, kurşun gibi ağır...
Gayrı anlarsın kendini ne çok özlediğini.
Düşerse bir damla gözyaşı kirpiklerinden,
Düşsün be kurbanım
Sırtında geç kalınmış bütün sevgilerin yükü,
Gözlerinden öperim,
Cana can katanım...
25.04.1988
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.