0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma
Sokak lambalarının altında büyüdü bu sevda.
Adını duvarlara değil,
Gecenin tam ortasına yazdım ben.
Bir sigaranın dumanına,
Bir martı sesine,
Bir de dönüp dönüp sustuğum o iç boşluğuna.
Gacal kızı…
Gözlerin vardı ya,
İstanbul’un en asi yağmuru gibi.
Bir damlası düşse insanın içine hem yarayı kanatır,
Hem kimsenin dokunamadığı yerleri iyileştirirdi.
Gece kar yağmıştı.
İstanbul sessizdi ama biz değildik.
Ayak izlerimiz buhar gibi düşüyordu sokaklara.
Canan vardı yanımızda, bir de içimize sığmayan gençliğimiz.
Sana gelmiştik.
Ellerimiz soğuktan değil,
Birbirimize yetişememekten üşüyordu biraz.
Mutfakta sen vardın. Camlarda kar.
Masada telaşlı bir sıcaklık.
Sevmediğin Balıkları sen koymuştun sofraya.
Sonradan öğrendim aslında hiç sevmezmişsin.
İnsan bazen tam orada kırılıyor işte.
Çünkü bir insan sevmediği bir şeyi bile
Başkası mutlu olsun diye güzelleştiriyorsa
Orada kimsenin görmediği bir yalnızlık vardır.
Ben o gece balık yemedim aslında.
Senin çabanı yedim.
Sessizliğini.
Kimse fark etmesin diye sakladığın yorgunluğunu.
Eve dönerken kar daha sert yağıyordu.
Şimdi düşünüyorum da beni üzen şey sofradaki eksiklik değilmiş.
Bir insanın kendi sevmediği hayatı,
Başkasına sıcak göstermeye çalışacak kadar
Yalnız kalmasıymış.
Sonra zaman geçti.
İlk yemeğini teyzenden aldığın tariflerle,
Tuzu biraz fazla olsa da yaptın.
Ama insan bazen lezzeti değil,
Birinin ilkine denk gelmeyi seviyor.
Senin ilkin olmak isterdim.
İlk heyecanını,
İlk telaşını,
Kimseye göstermediğin o acemi tarafını.
Ama senden önce de senden sonra da
Çok kırık kalp bırakmışsın geride gacal.
Bir şehirden geçer gibi geçmişsin insanlardan.
Biraz oyalanıp, bir iz bırakıp,
Hiçbir şey olmamış gibi yürümüşsün.
Sana ne çok kırılmışım... Bana bakarken...
Sanki ilk kez seviyormuş gibi yapmana.
Oysa belli ki o bakışı senden önce de birileri tanıyordu.
Yine de inkâr edemem…
Sen biraz eksik,
Biraz taşkın,
Biraz yorgun,
Biraz kaçak yaşadın sevgiyi.
Ama unutulmayacak kadar gerçektin.
Şimdi sensiz koridorlar daha uzun.
Saatler daha ağır.
Sigaram daha sert yanıyor geceleri.
Ama ne zaman dönüp seni düşünsem,
Bir hastane koridorunda nöbetten çıkmış gibi hissediyorum kendimi.
Yorgun, uykusuz, sadece sesini duysam iyileşecek kadar sana yakın.
Gacal kız…
Sen benim hiç kapanmayan,
Her defasında yeniden kabuk bağlayan yaramsın.
Bu şehir seni unutur belki.
Kar erir.
İzler silinir.
Sokak lambaları sabaha karışır.
Ama ben hâlâ
o karlı gecede,
Sevmediği balığı sevgi gibi sofraya koyan,
Bir kızın yalnızlığında kaldım.
12.02.2001
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.