0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
71
Okunma
Umut inadına cayır cayır bağrımızda,
Beyaz tülbentlerin altında kor.
Dinmiyor acı, dağ gibi biriken
Sen yine de dik duruyorsun ana…
Rüzgârı sırtına yeniyorsun zamanı
Ah ana…
Her cumartesi meydanlarda
Lime lime doğranıyor yüreğin.
Her adımda bir evladın kokusu
Her nefes oğula… Kıza…
Yakılan ağıtlar için içini yiyor.
Titremiyor artık ellerinde fotoğraflar
Her bakış ciğerini yeniden bıçaklıyor.
Ağzında sadece kan tadı,
Gözlerinde sadece karanlık,
Göğsünde o derin, o öldürücü yokluk.
Gözyaşların kurudu,
Ruhun hâlâ kan ağlıyor.
En çok biz üzüldük.
En çok bizim evlerimiz mezar koktu,
En çok bizim kucağımız soğudu,
En çok bizim analarımız
Yaşarken gömüldü toprağa.
Beyaz tülbentleriniz gökyüzünü
Umut denizine çevirecek.
Evlatlar fotoğraflardan fırlayacak,
Onları bağrına basacaksın,
Hasretinle,
Ömrünün yanlışlığıyla,
Paramparça yüreğinle…
Umut inadına hâlâ yanıyor!
Söndüremediniz.
Söndüremezsiniz.
Bir Barış Annesinin kalbi
Cehennemin kıskandığı ateş.
Ne kurşun söndürür,
Ne zindan,
Ne işkence,
Ne de yılların kanlı yükü…
Barış Anneleri yürüyor.
Tülbentleri kefen değil,
Gözleri yaşlı, yüreği paramparça,
Ama adımları dağları yıkan,
Azimleri ölümden güçlü.
O yanardağ patlayacak…
Adalet doğacak,
Evlatlar dönecek,
Analar nihayet gülecek.
O gün gözlerimizden yaş akacak,
Bu sefer mutluluktan öleceğiz.
04.07.1997
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.