0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
135
Okunma
Mavinin Tanıklığı.
Gökyüzü ile deniz...
İkisi de aynı mavinin çocukları.
Biri yukarıdan bakar insana,
öteki ayaklarının ucunda nefes alır.
Ufuk çizgisi ayırır sanırsın;
oysa onlar geceleri yıldızlarda,
gündüzleri ışıkta birbirine kavuşur.
Bir kıyıya oturursun.
Elinde bir kadeh,
yüreğinde uzun yolculukların yorgunluğu.
Geceyse,
kumların üzerine bir ateş yakarsın;
alevler rüzgârla türkü söyler,
dalgalar usulca eşlik eder.
Gündüzse,
sevdiğinin adını yazarsın ıslak kumlara.
Bir kalbin içine gizlersin özlemini.
Bilirsin, ilk dalga silecek onu;
ama sevda, suyun silemediği tek yazıdır.
İçine çektiğin her nefeste
iyot kokusu dolar ciğerlerine.
Balık, tuz, rakı ve rüzgâr...
Hepsi aynı sofranın
eski dostları gibi
selam verir sana.
Sonra dalgalar gelir.
Köpüklü elleriyle dokunur ayaklarına.
"Hoş geldin," dercesine
kadehini kaldırır deniz.
Tuzu biraz yakar tenini,
rüzgâr saçlarını dağıtır;
ama insan bazen en çok
böyle güzelliklerin içinde iyileşir.
Gece uzanırsın sessizliğe.
Dalga sesleri ninni olur,
iyot kokusu düşlerine karışır.
Uykuyla uyanıklık arasında
mavi bir ülkeye yürürsün.
Sonra eline kalemini alırsın.
Birkaç fotoğraf çekersin zamana inat,
birkaç dize bırakırsın geleceğe.
Çünkü deniz,
yalnızca su değildir.
İnsanın içine açılan
sonsuz bir gökyüzüdür.
Ve bir gün biz gideriz;
ama mavi kalır.
Şiir kalır.
Dalga kalır.
İnsan çağının tanıklığını
en güzel deniz anlatır.
Abdullah Oral...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.