0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
15
Okunma
Timenos Datça’lı Terinosun tek oğludur ve Kos adadında tıp tahsili görmektedir. Baba oğul özlemi hiç bitmez. Araya aşk da karışır. Neden karışmasın ki.
Kos Adası’nda bir akşamüstüydü.
Deniz, güneşin son ışıklarıyla bakıra dönmüş, martılar limanın üzerinde ağır ağır süzülüyordu.
Timenos, okuldan çıkmış, elinde kitaplarıyla sahil boyunca yürüyordu.
Birden gözleri, iskelede denizi seyreden genç kıza takıldı.
Kızın saçları rüzgârla savruluyor, bakışları uzak adalara gidiyordu.
Timenos, ilk kez kalbinin göğsüne sığmadığını hissetti.
O günden sonra, aynı saatte aynı yoldan geçti.
Bazen bir selam, bazen kısa bir gülümseme...
Derken kelimeler çoğaldı.
Denizin renginden konuştular, Datça’nın badem çiçeklerinden, Kos’un dar sokaklarından konuştular.
Timenos, insan bedenini iyileştirmeyi öğreniyordu.
Ama aşkın, hiçbir kitapta yazmayan başka bir ilim olduğunu anladı.
Datça’da Terinos, bahçe demirlerine başını dayamış ufka bakıyor, oğlundan gelecek haberleri bekliyordu.
Keliternos ise sofrayı hazırlarken, annesinin sezgisiyle bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.
Çünkü bazı aşklar, rüzgâr gibi gelir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.