0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
28
Okunma
Ortaokul yıllarım kaldı Gerze’de,
Dayımın evinde büyüdü düşlerim.
Karadeniz sabahları vururdu cama,
Martı seslerine karışırdı özlemlerim.
Yaz gelince deniz çağırırdı bizi,
Sabah bir, ikindi bir koşardım suya.
Tuz kokusu sinerdi saçlarıma,
Mavi işlenirdi çocukluk ruhuma.
Pazar günleri başka güzel olurdu.
Evde hazırlanırdı pidenin içi:
Kavrulmuş kıyma, çiğ soğan, yumurta, Yanında bir parça tereyağı.
Hasır kol sepetine konurdu tepsi,
Yaşar’ın fırınına doğru çıkardı yol.
Bir ilçeyi sarardı sıcak pide kokusu,
Komşular selam verir, sohbet eder bol bol.
Nokulu meşhurdu Gerze’nin,
Cevizli mantısı ayrı bir lezzet taşırdı.
Sofralar sadece karın doyurmaz,
İnsanların gönlünü de birleştirirdi.
Bir de Hacıkadı tavuğu vardı,
Adı dilden dile dolaşırdı.
Misafirler sorardı önce onu,
Gerze’nin şöhreti sofralarda yaşardı.
Şimdi yıllar geçti aradan,
Sokaklar belki biraz değişti.
Ama Karadeniz’in kıyısındaki o günler,
Hâlâ yüreğimde ilk günkü gibi.
Ne zaman Gerze desem içim ısınır,
Bir martı kanatlanır hatıralarımda.
Denizin tuzu, pidenin kokusu,
Çocukluğum yürür yeniden sokaklarında.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.