0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
7
Okunma
İşte o an...
Gecenin sessizliği kalbime dokunduğunda,
Yıldızlar birer birer ismimi fısıldadı.
Rüzgâr, geçmişin küllerini savurdu,
Ufukta yeni bir sabah doğdu.
İşte o an...
Gözlerin, bütün mevsimleri unutturdu bana.
Bir tebessümün, bin bahara bedeldi;
Bir bakışın, ömrümün en uzun cümlesi oldu.
Konuşmadan anlaştık,
Sessizlik bile bize şiir yazdı.
İşte o an...
Zaman yürümeyi bıraktı.
Saatler sustu, takvimler anlamını yitirdi.
Sadece iki kalbin aynı ritimde attığı
Kutsal bir an kaldı geriye.
Ne ayrılık vardı o anda,
Ne korku, ne hüzün...
Yalnızca umut vardı;
Gökyüzüne kanat açan beyaz bir güvercin gibi.
İşte o an...
Anladım ki sevgi,
Bir insanın elini tutmak değil yalnızca;
En karanlık gecesinde bile
Ona ışık olabilmektir.
İşte o an...
Hayat bana yeniden "başla" dedi.
Kırılan dallar filiz verdi,
Solmuş çiçekler yeniden koktu.
İçimde yıllardır susan çocuk,
İlk defa kahkaha attı.
Ve eğer bir gün yollarımız ayrılırsa,
Benden geriye ne kalır diye sorma.
Çünkü ben, seni sevdiğim o anda
Ömrümün en güzel izini bıraktım zamana.
İşte o an...
Bir ömre bedel bir nefesti.
Bir bakış, bir dokunuş, bir dua...
Belki de insanın gerçek mucizesi,
Tam da "işte o an" dediği yerde başlıyordu.
O anı kaybetme...
Çünkü bazen bir tek an,
Bin yıllık bir ömrün anlatamadığını anlatır.
Ve bazen bir tek sevda,
Bütün karanlıkları aydınlatmaya yeter.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.