0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
154
Okunma
Ben kendimi kaybettim ey Dost...
Ne dağ başında,
Ne çöl yollarında,
Ne de yedi kat göğün ötesinde...
Ben kendimi,
Kendi nefsimin gölgesinde kaybettim.
Adımı herkes bildi,
Lakin beni kimse tanımadı.
Ben bile kendime yabancı oldum.
Aynaya baktım;
Yüzüm bendim,
Ruhum ise çoktan Sana yürümüştü.
Bir dervişe sordum:
"Yol nerede başlar?"
Gülümsedi...
"Yol, kendini kaybettiğini anladığın yerde başlar." dedi.
İşte o gün sustum.
Sözlerimi rüzgâra bıraktım,
Gözyaşlarımı secdeye.
Dünyayı avuçlarımdan saldım,
Kalbimi Rahmân’ın kapısına koydum.
Anladım ki;
Kendini bulan çoktur,
Fakat kendinden vazgeçip
Hakk’ı bulan ne azdır.
Ey Rabbim...
Beni bana bırakma.
Çünkü ben,
Nefsime bırakıldığım her gün
Biraz daha karardım.
Bir adım Sana geldim,
Bin adım rahmetin yürüdü üzerime.
Ben düştüm,
Sen kaldırdın.
Ben unuttum,
Sen hiç vazgeçmedin.
Şimdi ne makam isterim,
Ne alkış,
Ne de dünyanın geçici saltanatı...
Bana bir avuç ihlâs ver,
Bir damla gözyaşı,
Bir de Senin rızana açılan bir gönül.
Varsın adım unutulsun.
Yeter ki,
Arşın gölgesinde bir melek desin ki:
"Bu kul, çok düştü...
Ama her düştüğünde yine Rabbine döndü."
Ben kendimi kaybettim sanıyordum.
Meğer kaybolan ben değilmişim;
Kaybolan, nefsimin kurduğu yalan dünyaymış.
Şimdi anlıyorum...
Hakikatin yolu,
Kendini büyütmekten değil,
Kendini yok bilmekten geçermiş.
Ve son nefesimde yalnız şu duayı etmek isterim:
"Allah’ım...
Beni bana verme.
Beni Senden başka hiçbir şeye muhtaç etme.
Kalbimde Sen’den başka hiçbir sevgiyi taht kurdurma.
Canımı alırken ismimle değil, rahmetinle çağır.
Çünkü ben kendimi kaybettim...
Seni ararken,
Beni yine Sen buldun."
Âmin.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.