1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma
Bir nefes kadar yakınken şu fani dünya,
2026 yılı, aynı gök kubbe, aynı telaş,
İnsanlık yorgun, insanlık bir garip rüyada,
Kimi mal mülk derdinde, kimi cana yoldaş.
Topraktan geldik, yine toprağa o meyil,
Gövdemiz çürür ama ruhumuzda bu vatan.
Ölünmeyecek gibi yaşamak marifet değil,
Asıl marifet, giderken bir kök bırakıp gitmek arkandan.
Tabiatı sevmek, taşa toprağa can vermek,
Kuşun kanadında, yaprağın yeşilinde gizli hayat.
Öleceğini bilsen bile o fidanı dikip büyütmek,
İşte budur insana yakışan en güzel vaat.
Bakma insanın dillendiğine, taşa toprağa meydan okuduğuna,
Aslında hepimiz dikerlerse, bir fidanın gölgesine muhtacız.
Yarın kıyamet kopsa, o ağaç yine dikilecek yarına,
Çünkü biz bu dünyaya tüketmeye değil, yeşertmeye geldik.
Hırs dediğin ne ki, bir avuç toprakla doyar ancak,
Geriye ne saraylar kalır, ne o şatafatlı isimler.
Sadece diktiğin o zeytin ağacı, o çınar kalacak,
Gölgesinde serinleyecek senden sonra gelen nesiller.
Korkma ölmekten, korkma bir nefes sonra yok olmaktan,
Kork; arkanda tek bir yaprak bile kıpırdatmamaktan.
Madem toprak bizi çağırır, madem vuslat ona,
Öyle bir yaşa ki, bastığın yerler can bulsun seninle yana yana.
Bir gün adımız unutulur, izimiz silinir yoldan,
Ne bir haber kalır bizden, ne bir eski merhaba.
Ama bir çocuk bir meyve koparır o daldan,
İşte o an, can üflenir bıraktığın mirasa.
Kaderimiz topraktır, eyvallah, itirazımız yok buna,
Ama nefes aldıkça hakkını vermeli bu canın.
Sevgiyle dokunmalı ağaca, kuşa, insana,
Çünkü sevmek ve yaşatmak, tek çaresidir zamanın.
Şimdi bırak aksın hayat, bilsen de sonunu,
Korkmadan, sevgiyle sarıl bu kadim dünyaya.
Biz ektik tohumu, toprak bilir yolunu,
Uyanırız elbet bir gün, en güzel rüyaya.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.