5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
168
Okunma

Bu nasıl vuslat söyle, bu nasıl kavuşmaktır?
Adını anmak bile can evimden vurulmaktır.
Sen bir çift söz esirgerken dudaklarının ucundan,
Ben her gece yokluğunda bin kere öldürülmektir.
Susuz toprak misaliyim, çatlak çatlak bağrım var,
İçimde feryat eden susturulmaz ahlar var.
Sen baharı yaşarken gül yüzünün gölgesinde,
Benim mevsimlerimde hep karanlık kışlar var.
Bir kurşun değdi sanırlar, oysa yara daha derin,
Ne mezarım kazılmıştır ne de bitmiştir seferim.
Senin gidişinle öyle bir yıkıldı ki dünyam,
Artık kendi enkazımda kaybolmuştur kaderim.
Gözlerin bir uçurumdu, düştüm de çıkamadım,
Çığlık çığlığa yandım da bir kere yakınamadım.
Herkes yaşar zannetti bu bedeni ayakta,
Ben senden sonra inan ki bir gün bile yaşamadım.
Katlime ferman gerekmez, adını duymam yeter,
Bir bakışın mahşer olur, bir susuşun bin keder.
Cellâdıma âşık olmuş mahkûm gibi kaldım ben,
Boynumda hasret urganı, her gün biraz daha beter.
Yık artık zülfündeki o karanlık darağacını,
Kirpiğinin ucunda çürüttün ömrümün baharını.
Ne zaman düşsem aklıma, ne zaman adın geçse,
Bir bıçak dönüp duruyor yüreğimin yarısını.
Naz etme canan artık, merhamet et bu cana,
Bak enkaza dönmüşüm ben, bak şu viran hâlime.
Senin için gözyaşımı denizlere çevirdim,
Bir damla şefkat düşmedi kuruyan sahilime.
Bu nasıl vuslat söyle, bu nasıl sevda böyle?
Yaşarken mezar kazmak hangi vicdana söyler?
Ölüm bile utanırdı çektiğim acılardan,
Ben her gece sen diye diri diri gömülürüm toprağa öyle...
Ne hançer bu kadar keskin, ne kurşun bu kadar zalim,
Beni öldüren sensin, bunu bil ey sevgili yârim.
Mezar taşım dikilmedi, nefes alıyor sanırlar,
Ben senden ayrıldığım gün toprağa verilmiş hâlim.
@NURAL BEKTAŞLI
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.