6
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma

Aşk ile çıkdım yola, bî-had mürûr etdim de geldim
Dîde-i cânâna ömrüm ferş ü nûr etdim de geldim
Düştü bir âteş derûna, yaktı can mülkün mülâyim
Gül-i sad-berk sevdâsın dilde mesrûr etdim geldim
Menzil-i dünyâda insan bir musâfirdir geçer
Nice sultânı bu taht üstünde mecbûr etdim geldim
Evvelâ kalb bir saraydır, sâhibi bizzat o aşk
Hakk’a ermek râhını dilde mâmûr etdim geldim
Sordum uşşâka Yunus’ça: "Bu sevdâ nicedir?"
Çün Fuzûlî remzini cânda fütûr etdim geldim
Ey hırâmî! Hoş sadâdır dehre sîmurgdan kalan
Nutku hatm etdim, özü aşk ile fahr etdim geldim
Gönül denen… bir ev var, sultanı aşk
Aşk dolarda… taşar içe, geçen ömürde
Toprak olur… nice canlar, solar mı? aşk
Hak’tan gelen… güzellik görünür gönülde
Sordum hep ben bunu… nedir bu sevda
bizim Veysel der ki… ömür bir nefes, bir rüya
Aşk dediler… götürür insanı sevgiliye, Hakk’a
Hakikatin sırlı… yolları açılır bir bir gönülde
Ben bu yola… aşk ateşiyle düştüm geldim
Dağlar aşıp… patika yollar aştım geldim
Bir kara göze… bütün ömrü verdim geldim
Aldı beni… götürdü bir gönülden gönüle
Aşk vurdu… yüreğime düştü kor benim
Hâr olup da… sardı teni yaktı bir benim
Bir çift gözün… sevdasıdır derdi benim
Derman oldu… kapanmayan yarama yârim
Dünya koskoca… bir han, insan yolcu imiş
Bir gelen var… bir de giden, hepsi imiş
Nice sultan… bu yolda toprak olmuş imiş
Kalan ancak… sevda, gönüle nakşedilmiş
Ey insan dost… bir hoş seda bırak geriye
Bu can emanet… dönecek elbet Bir’e yine
Aşk ile yanar… varılır son menzile
Âşık susar… aşk konuşur son demde gönülde
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.