5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma

Aşkla çıktım bu yola, nice menzil geçtim geldim,
O yârin gözlerine ömrü serdim, geçtim geldim.
Düştü bir ateş cana, yaktı gönül mülkünü usulca,
Gülün sevdasını kalbe nakış ettim, geçtim geldim.
Dünya bir konaktır, insan ise bir yolcu geçer,
Nice sultanı bu taht üstünde fani gördüm, geçtim geldim.
Kalp denen ev bir saraydır, sahibi bizzat o aşk,
Hakk’a eren o yolu gönülde imar ettim, geçtim geldim.
Yunus gibi sordum aşıklara: "Bu sevda nicedir?",
Fuzûlî’nin o gizli sırrını canda duydum, geçtim geldim.
Ey yolcu! Hoş bir sadâdır dünyada kuştan kalan,
Sözü bitirdim, özümü aşkla bir ettim, geçtim geldim.
Kelimelerimi kuşattı sultan, aşk ile verdi ferman
Can havliyle kalbe,cananın lütfu verir derman
Gönül sarayımda oturan şah elbet rızayı gözler
Aşk yolunda mat olanlar, o mukaddes izi özler
Veysel’ce soğuk bir handır dünya, bir anlık rüya !
Nefs bir pervanedir gezer cihandan başkasına
Bir Latif söz bin yemin zuhûr eder "Aşk" başlar
Yürekte yanan o , şu cihanı yakmaya yeter
Ey beşer, baki kalır ancak kubbede hoş bir seda
Gülendam eliyle bade içen işi elbet tas tamam
Yürekte yanan bu kor, iki cihanıda tutuşturur
Kelâm biter, öz söylenir artık; vuslat "sen" olur.
Kopsun kıyamet, yansın cihan; bu aşk bizi kül eylesin
Sussun kamışlar, ney lâl olsun, tek kelâmı Gül eylesin!
Divan kurulur derya taşar, gayrı sığmaz can tene;
baş koydum uğruna varamasamda "Hîç" desin!
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.