4
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
539
Okunma

Ansızın solsa da ömrüm, senin değildir vebal,
Kurusa da damağım, suçlamaz seni bu yorgun dil.
Sitem etmiyorum, bu yüzden azmasın yaram;
Gözlerinin gergefine ebemkuşağı dizerken...
Renk cümbüşünün altında törpüledim ömrümü,
Söktüğüm ilmekleri geceye giydirdim usulca.
Bakışlarında cemalin belirir yeniden,
Yitirdiğim ne varsa gererim vuslatın çarmıhına.
Dönen zamanın çarkı, sıratın çizgisinde,
Aşk eşiğinden geçmek, ayrılığın çetin sınavıdır.
Savrulurken ömür gazelleri hüznün önünde,
Bu azap sükûtla yan yana; kırılıp dökülsün sol yanım.
Gönül bizar benden, suçu kime yüklerim?
Bu yangının külüne banarken ayaklarım...
Göğe yükselen adın, en mukaddes duamdır,
Secdeye kapansa alnım, kara sevdayla sınanır.
Sen o mağrur gökkuşağısın, ben kırkikindi yağmuru;
Aynı semaya sevdalı,toprağa düşen son damla...
İster savur bilinmeze, ister en derine göm,
İçimde yükselen o ses, benim kıyamet sesimdir.
Aşılması güç dağların çöktüğü tam yerine,
Ruhumu kendine bağlayan o kaçınılmaz nefestir.
İster oku biat et, ister savur meçhule,
Sustuğumu sanma sakın, dinle feryat eden kadını.
Ruhumu teslim ettim kaderin merkezine...
Remziye ÇELİK
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.