6
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma
Gece yarısı şehrin üstüne çöken sağır sessizlikte,
Gölgen düşüyor penceremin buğulu camına.
Anılar birikiyor masamda, yarım kalmış bir yudumla,
Dudaklarımdaki sitem, kendi yankısıyla baş başa.
Adımlarım yorgun, sanki üzerinde asırların ağırlığı,
Sokaklar daralıyor, her köşe başında bir ayrılık yalanı.
Oysa inanmıştım kördüğüm bağlılıklara,
Meğer her kavuşma, sessiz bir gidişin fragmanıymış.
Bir şarkı çalıyor uzaktan, eski bir plak cızırtısında,
Sözleri yabancı geliyor artık, sanki hiç duymamışım gibi.
Kimin ellerinde unuttun beni, hangi yabancı dokunuşta?
İçimdeki uçurum, senin sahte tebessümünde gizli.
Hani söz vermiştin, bu liman bizim sığınağımızdı,
Hangi fırtına kopardı kıyıları birbirimizden?
Yüzün, kazılı hafızamın en karanlık yerine,
Silemiyorum, çünkü içimdeki yara hâlâ taze.
Vakit daralıyor, takvim yaprakları solgun,
Sen başka mevsimlere göçerken, ben kışımı yaşıyorum.
Bir ömür biçmiştik kendimize, şimdi iki yabancıyız,
Aynı gökyüzü altında, birbirine değmeyen iki ayrı soluk.
Aynaya bakıyorum, gözlerimde biriken eski hüzün,
Sanki yorgun bir göçmen kuşu gibi kanat çırpıyor kalbim.
Senin kibrinle yıkılan sarayların kalıntısı,
Ruhumun enkazında açan tek bir yaban gülü.
Belki bir gün, tesadüfen karşılaşırız ıssız kavşaklarda,
Göz göze geliriz, kelimeler kördüğüm olur boğazımızda.
Sormayacağım nedenleri, cevabı imkansız soruları,
İçimdeki sessizliği, senin vurdumduymazlığınla örteceğim.
Düşlerimde gördüm, yine sokağın başındaydık,
El ele yürüyorduk, sanki kırmamışsın gibi kalbimi.
Uyandım, boşlukta uzanan ellerim sahipsiz,
Hepsi bir illüzyonmuş, biten masalın son perdesi.
Artık ne mektuplar sığar zarflara, ne de sitemler dile,
Her şey tükendi; geriye yarım hece kaldı.
Sen kendi yalanlarının krallığında tacını takarken,
Ben gerçeklerin cehenneminde huzurumu arıyorum.
Sana dair ne varsa, hepsini ateşe veriyorum,
Hatıralar, gülüşler, sözler... hepsi küle dönüyor.
Ardımda bırakıyorum yorgunluğu, bitmek bilmez bekleyişi,
Ne bir merhaba var dilimde, ne de sana dair beklenti.
Ruhum hafifliyor, zincirlerinden kurtulmuş mahkum gibi,
Sana olan borcumu ödedim, son damlasına kadar sevgimle.
Şimdi kendi karanlığında kaybol, sahte dünyanla baş başa,
Ben ışığımı, enkazımın arasından bulacağım.
Elveda sevgilim, bu son seslenişim, bu son vedadır sana,
Bir daha uğrama kapıma, o kapı kilitlendi.
Sana ayırdığım en mahrem, dokunulmaz "biz"i,
Gömüyorum bugün hiç yaşanmamışçasına, toprağın derin yerine.
Ardından dökülecek bir damla gözyaşım kalmadı;
Kurudu pınarlarım, bitti sitemim, Sustu içimdeki çocuksu çığlık.
Bundan gayrı, senin için yalnızca bir anıdan ibaretim,
Seni, bende bıraktığın dipsiz uçurumlara terk edip gidiyorum.
Cemre Yaman
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.