0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
30
Okunma
Derslerini çarçabuk yaptı Aliye
elinden defterini kapacaklar gibi,
Annesi odaya geldiğinde;
kaplumbağanın sert kabuğu gibi,
girivermişti yorganın altına.
Okuma yazmayı henüz yeni sökmüştü
ama satırları taşırmadan yazardı..
Annesi; yemeği yapıp odasında sessizce ağlardı,
bulaşıkları yıkayıp yine ağlardı, hep ağlardı..
Aliye’nin defterine bakıp, sonra çantasına koyardı.
Ya mükemmel olduğundan
ya da şiş gözleri ile göremediğinden ses etmez,
Hiç "Aferin " demezdi annesi…
Babası zaten hiç bakmazdı ödevlerine .
Ama her şeyi mükemmel isterdi .
Sofrada; “peçete eksik, yemek yağlı olmuş, yağsız olmuş,
tuzlu olmuş, tuzsuz olmuş..”
hep bir şeyler eksik gelirdi babasına.
Ama babası mükemmeldi ya Aliye’nin.!
O yüzden; defteri de, dersleri de mükemmel olmalıydı.
Yorganı da mükemmeldi Aliye’nin.
Hem ısıtırdı üşüyen yanlarını, hem hiç ses geçirmezdi.
Hatta; babasının belinden çıkardığı kemerle
annesini döverken bile hiç duymazdı.
Mükemmeldi annesi Aliye’nin, hiç ses etmezdi..
Hep ağlardı annesi ;
yemeği yapar ağlar, bulaşık yıkar ağlar, hep ağlardı .
Aliye’nin yazısı mükemmel, defteri muntazamdı,
büyüdüğünde de hep mükemmel olmalıydı.
Aliye’nin yorganı da mükemmeldi, hiç ses geçirmezdi…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.