1
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
253
Okunma
Kızma ne olur bana sevdiğim,
Sorma neden, niye sana geldiğimi.
Yokluğuna alışırım diyedir bu korkum;
bu çekimserliğim, inan elimde değil.
Hem en sevdiğin çiçeklerden getirdim;
Biraz begonya, biraz da karanfil.
Karanlığa bürünen toprağın üstünde ellerim,
Bak, üzerimde senin o çok sevdiğin hırka,
Ve tenimde hala senden kalan o koku var.
Hangi mevsimden kaldı bu hüzün.
Hangi takvimden dökülür, bu tozlu keder.
Nedir içimde bekleyen, o soğuk ölüm.
Göğsümde vadesi dolmuş bir zamanın yası,
Avuçlarımda öylece dinmeyen o kadim zulüm.
Sözüm meclisten dışarı değil, sözüm sana;
Madem gittin, neden bu koku buram buram burnumda.
Madem unuttun, neden her defasında rüzgar adını fısıldar kulağıma.
Çaresizlik içinde bu kaçıncı mevsim, bu sensiz bekleyiş;
Ne günahı var toprağın, ne de zamansız duran akrep, yelkovanın.
Sensizliğin hasreti vuruyor pencereme usulca.
Gözlerim yorulur, dalar gider meçhul bir uçuruma.
İçimde bir ürperti, her an kapı açılacak sanki,
" Ben" geldim diye seslenecek gibisin.
Hasretin kapısını son kez araladım bekleyişe,
Ne gelen var ne giden, düşmüşüm uçsuz bir gidişe.
Duvarda, başucumda resmin o masum bakışın,
Sanki birazdan, o gülen gözlerinle gelecek gibisin.
Yine de bekliyorum işte,
Ne bir eksik, ne bir fazla,
Sensizliğin yükü çoktan çöktü omuzlarıma.
İnanmayacaksın biliyorum,
Kalbimde o bilindik, o tatlı telaş,
Seni arıyor her köşe başında,
Seni soruyor toprağa düşen her damla yaşta.
Yolun sonu görünmüyor, sisli karanlık.
Yokluğun en ağır hüküm bu diyarda.
Kuşlar küskün, çocuklar mahzun,
Haydi gel, boz şu dünyamda ki bu sessizliği;
Neşe sarsın, cennet olsun her yanım.
Yine bir başına, yine o eski inadınla,
Haydi gel boz şu boynumda ki ilmeği,
Uzat bana ellerini, son ver artık acılarıma.
Daha vakit var sanırdım, ömür uzun, yolumuz düz,
Oysa ayrılığın o soğuk yüzünü, hiç hesap edemedim.
Şimdi ne tarafa dönsem, hep bir eksiklik, hep bir kördüğüm,
Ben seni toprağa değil, aslında kendi kalbime gömmüşüm.
Bir mektup yazmak istesem, kime, hangi adrese gidecek?
Ellerimin tutmadığı bu kalem, artık neye derman olacak?
Senden sonra bu şehir, bu ev, hatta bu gökyüzü bile yabancı,
İçimde bir yerlerde dinmeyen, sızlayan bu sızı kalacak.
Kimse sormasın artık bana neden sustuğumu,
Kimse aramasın gözlerimde o eski feri.
Ben kendimi senin bıraktığın o boşlukta kaybettim;
Ne bir yönüm belli, ne de varacağım bir menzilim.
Sadece bekliyorum,
Belki bir rüzgâr, belki bir haber,
Belki de sadece, bir gece vakti çıkıp gelecekmişsin gibi...
Öylece,
Hiçbir şey olmamış gibi,
Öylece,
Sanki hiç gitmemişsin gibi.
13.06.2026
Yunus DURDAK
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.