1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma
Kelimeler ufalır zihnimin dehlizinde,
Bir hece kalır ayakta.
Vakit, etimde işleyen soğuk bir sarkaç;
Taşırım boynumda giden bir mevsimin ebedî yasını.
Mekân daralır, dünya çekilir aradan,
Bir tek Nazlı kalır; sönmüş bir lambanın camında buğu gibi.
Öyle bir sürgün ki bu harflerin arası,
Mutfağın masasında öylece duran eski bir hırka.
Yeşil bir uğultu yükselir şimdi o dilsiz yaradan,
Boğazımda paslanan bir harf gibi beklerken yokluğun.
Zaman kırıldı;
Sustuğun yer, içimde açılan derin bir yarık.
Kader, sayfaları yarım kalmış bir defter gibi.
Hangi yöne dönsem, adı silinmemiş bir su izi...
Unutulmuş bir kokunun gölgesiyle sallanır içimdeki ağaç,
Kapanan kapıların ardında üşür varlığım.
Söyle, senden sonra hangi eşik tutar bu nefesi?
Eksik bir harfin boşluğunda can çekişiyor koca bir hayat,
Dünya dediğin, çatlamış bir camın arkasında soluk bir ışık.
Kırık bir pencere camından sızıyor sokağın uğultusu,
Bir isme mahkûm olanın kalbinde,
Her gece yeni bir şehir sessizce çöker.
Musalla aranmaz artık bu sessiz cinayetlere,
Ruh, kendi tabutunu taşır caddelerce.
Ne kefen örter bu çöküşü, ne toprak saklar izi.
İnsan ölmez her zaman;
Nazlı der,
Ve ebediyen susar
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.