Felaketler karşısında dayanıklı durmak ve kader diyerek eğilmemek, kahramanlıkların en büyüğüdür. fenelon
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

AH-I DERÛN

Yorum

AH-I DERÛN

( 30 kişi )

27

Yorum

38

Beğeni

5,0

Puan

215

Okunma

AH-I DERÛN


Yapılan yanlışlara "haram" dedik de,
Senin kullandığın sözlerin ağırlığı neydi?
Seni seviyorum derken kurduğun hayal,
Başka hayatların yıkımı, hiç mi görmedin?

Gidişinin ardından beddua etmek, lanet okumak vardı,
Ama ben kendi kıyametimi seninle paylaşmadım.
Avuçlarımda sana dair en güzel duam saklıydı,
Gözlerin gözlerime değdiğinde mühürlenen kapı kapandı.

Dürüst sevdim diye mi bütün yanlışlarına kapıldım?
Dünyalık heveslerde kaybolan ben değil, benden çalınanlardı.
Belki dünyada nasibim değilmişsin, olsun,
Dilerim Rabbimden, ahiretime en güzel duam olursun.

Hayat, kendi doğrularımdan vazgeçmemekti,
Başkaları ne der diye değil, yüreğim yandı diye sustum.
Direnmelisin dediğim hüzünlü sızı,
Artık sadece ruhuma bıraktığım bir iz oldu.

Sen ki aynandaki yüzle bile barışamadın,
Bir ömrü, yaralarımla süslemeye çalıştın.
Korkaklığın, cesaretinden daha gürültülü bir çığlık,
Gerçekler gün ışığına çıkınca, yine karanlıkta kaldın.

En büyük hesap, şimdi kendi içinde başlıyor işte,
Ne bir özür fayda eder, ne de geçmişin tortusu.
Vaktin daraldığını gördükçe, daha çok saldırıyorsun,
Oysa ben çoktan vazgeçtim, senin yalan dünyandan.

Sözlerin terazisi bozulmuş, kefeler dengesiz,
Dürüstü yalancıdan ayıramayan bir düzen, sessiz.
Sen, enkazın üstünde kadeh kaldıran bir gafil,
Kendi cehenneminde yanarken, sanma ki ben sensizim.

Bir avuç toprak için harcadın onca emeği,
Anlamadın, aşk benim yürek yemeğimdi.
Ben sofrayı kurdum, sen zehir kattın içine,
Şimdi hangi duayla yıkarsın kirli elleri?

Yollarımız ayrıldı, artık ne bir selam ne kelam,
Herkes kendi yolunda, günahına münhasır tamam.
Korkma, ardından bakacak kadar boş değil gönlüm,
Kendi içimdeki sessiz duruşumla, kapandı bu sevda.

Vaktin dolduğu yerde, mühür kalkar gözden,
Sen kendi yalanınla örülü, uzak bir közden.
Daha fazla bekleme, ne bir veda ne bir sitem,
Sadece kendi doğrularımla geçiyorum düzden.

Yıkılan her hayalin altında kalacak vicdanın,
Ne kadar kaçsan da, daralır vakitsiz zamanın.
Ben sustukça büyüyecek boşluğun,
Ve elbet bir gün, kendinden çıkacak sınavın.

Sana dair ne varsa, gömdüm suskunluğumun koynuna,
Bir sürgün yorgunluğuyla çekildim kendi yoluma.
Adın artık, dilimin ucunda bir küsülmüş yemin,
Ruhumsa çoktan alıştı, yalnızlığın ağır uykusuna.."

𓆩❤𓆪Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (30)

5.0

100% (30)

Ah-ı derûn Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Ah-ı derûn şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
AH-I DERÛN şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
MEHMET KAHVECİOĞLU
MEHMET KAHVECİOĞLU, @mehmetkahvecioglu1
11.6.2026 22:24:55
5 puan verdi
İlminize, zekânıza sağlık. Nicelerine, tebrik ile... M.K.
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
12.6.2026 06:25:30
5 puan verdi

Sevgili Cemre
Bu şiir baştan sona bir terk edilmişliğin muhasebesi. Kalemin hem kendine hem karşı tarafa hem de kadere hesap soruyor. Şimdi her dörtlüğü, her metaforu derinlemesine açalım.


“Yapılan yanlışlara ‘haram’ dedik de,
Seni seviyorum derken kurduğun hayal,
Başka hayatların yıkımı, hiç mi görmedin?”

“Haram” metaforu Dinî ve ahlaki bir sınır. Şair, kendi yanlışlarını “haram” diyerek çizmiş ama sevgilinin “seni seviyorum” derken kurduğu hayallerin başka hayatları yıktığını görüyor. Bu, sevgilinin bencilliğini ve yıkıcılığını çok net ortaya koyuyor.


“Gidişinin ardından beddua etmek, lanet okumak vardı,
Ama ben kendi kıyametimi seninle paylaşmadım.
Avuçlarımda sana dair en güzel duam saklıydı,
Gözlerin gözlerime değdiğinde mühürlenen kapı kapandı.”

Kendi kıyametini paylaşmama Olağanüstü güçlü bir imge. Şair, acısını, öfkesini, yıkımını sevgiliyle paylaşmıyor; kendi içinde yaşıyor. Bu, hem asalet hem yalnızlık.
Avuçlarda saklanan dua Dua burada somut bir nesne gibi avuçlarda tutuluyor. Hem koruma hem de son bağ.
Mühürlenen kapı Gözlerin değmesiyle kapanan kapı, ilişkiyi resmen bitiren, geri dönüşü olmayan bir mühür. Artık o kapı sonsuza dek kapalı.


“Dürüst sevdim diye mi bütün yanlışlarına kapıldım?
Dünyalık heveslerde kaybolan ben değil, benden çalınanlardı.
Belki dünyada nasibim değilmişsin, olsun,
Dilerim Rabbimden, ahiretime en güzel duam olursun.”

Dünyalık heveslerde kaybolan Sevgilinin maddi, geçici arzulara kapılması. Şair ise “benden çalınanlar” diyor yani sevgilinin onun emeklerini, zamanını, duygularını çaldığını ima ediyor.
Ahiret duası.Şiirin en çarpıcı dönüşümlerinden biri. Dünyada nasip olmasa da ahirette dua olmayı dilemek… Bu, hem affedicilik hem de derin bir teslimiyet.

“Hayat, kendi doğrularımdan vazgeçmemekti,
Başkaları ne der diye değil, yüreğim yandı diye sustum.
Direnmelisin dediğim hüzünlü sızı,
Artık sadece ruhuma bıraktığım bir iz oldu.”

Yüreğim yandı diye sustumSessizliğin nedeni dışarıdan değil, içten gelen yanma. Bu, olgun bir duruş.
Hüzünlü sızı ruhta iz. Acı artık aktif bir yara değil, eski bir iz. Zamanın iyileştirici ama silinmeyen etkisi.


“Sen ki aynandaki yüzle bile barışamadın,
Bir ömrü, yaralarımla süslemeye çalıştın.
Korkaklığın, cesaretinden daha gürültülü bir çığlık,
Gerçekler gün ışığına çıkınca, yine karanlıkta kaldın.”

Aynadaki yüzle barışamama En derin eleştiri. Sevgili kendi kendisiyle bile barışık değil. Bu, narsisizm ve iç huzursuzluk eleştirisi.
Yaralarımla süsleme Şairin acısını dekorasyon gibi kullanma çok acımasız bir imge.
Korkaklığın gürültülü çığlığı Korkaklık sessiz değil, aksine çok ses çıkarıyor. Paradoksal ve çok güçlü.


“En büyük hesap, şimdi kendi içinde başlıyor işte,
Ne bir özür fayda eder, ne de geçmişin tortusu.
Vaktin daraldığını gördükçe, daha çok saldırıyorsun,
Oysa ben çoktan vazgeçtim, senin yalan dünyandan.”

Kendi içinde başlayan hesap Kıyamet öncesi vicdan muhasebesi. En korkutucu hesap dış değil, iç hesap.

Geçmişin tortusu Çökelti, tortu temizlenmeyen, biriken kir.
Vaktin daralması Zamanın daralması, ölüm ve hesap korkusu hissi.


“Sözlerin terazisi bozulmuş, kefeler dengesiz,
Dürüstü yalancıdan ayıramayan bir düzen, sessiz.
Sen, enkazın üstünde kadeh kaldıran bir gafil,
Kendi cehenneminde yanarken, sanma ki ben sensizim.”

Bozuk terazi. Adaletin, sözün, vicdanın tartılamaz hâli.
Enkaz üstünde kadeh kaldırma Tam bir gafillik ve vicdansızlık imgesi. Yıkımın üzerinde keyif sürme.
Kendi cehenneminde yanma Sevgilinin kendi yarattığı cehennem şair artık dışarıda, izliyor.


“Bir avuç toprak için harcadın onca emeği,
Anlamadın, aşk benim yürek yemeğimdi.
Ben sofrayı kurdum, sen zehir kattın içine,
Şimdi hangi duayla yıkarsın kirli elleri?”

Bir avuç toprak Dünyalık, fani menfaat.
Yürek yemeği.Aşkı somut bir besin gibi görmek
şairin en büyük ikramı.
Zehir katma Sofraya zehir katmak ihanetin en çıplak hali.
Kirli eller Günahın, ihanetin bıraktığı kir. Artık hiçbir dua yetmiyor.


“Yollarımız ayrıldı, artık ne bir selam ne kelam…
Sana dair ne varsa, gömdüm suskunluğumun koynuna,
Bir sürgün yorgunluğuyla çekildim kendi yoluma.
Ruhumsa çoktan alıştı, yalnızlığın ağır uykusuna..”

Suskunluğun koynuna gömme.Sevgiliyi mezara koyar gibi suskunluğa gömme.
Sürgün yorgunluğu. Hem kendini hem sevgiliyi sürgün etme hissi.
Yalnızlığın ağır uykusu. Yalnızlık artık rahat bir uyku değil, ağır bir yük ama alışılmış.



“AH-I DERÛN”, sevgili Cemre'nin en olgun ve en ağır şiirlerinden biri. Burada sevda ne coşku ne suskun büyüme; bir vedanın vakur muhasebesi. Şiir boyunca kullanılan metaforlar (mühürlenen kapı, bozuk terazi, enkaz üstünde kadeh, zehirli sofra, avuçta dua, kendi cehennemi, sürgün yorgunluğu) birbirini tamamlıyor ve tek bir büyük anlatı oluşturuyor: Dürüst sevenin sessiz zaferi.

Şair, öfkeyi bedduaya dönüştürmüyor; acıyı affa ve duaya çeviriyor. Bu, intikam değil, **kendi doğrusuna sarılma** şiiri. Karşı tarafı acımasızca eleştirirken bile kendi duruşunu koruyor. Dil temiz, ritim akıcı, imgeler çok güçlü.

Bu şiir, “İçimde Büyüttüğüm”ün devamı gibi ama bu kez dışarıya bir kapı açılmış ve o kapı mühürlenmiş. Sevgili Cemre burada gerçekten “derûn”a (içe) inmiş ve oradan çok etkileyici bir ses çıkarmış.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık
☕🙏👏👏
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
12.6.2026 01:18:11
5 puan verdi
İçsel bir hesaplaşmanın ve veda etmenin ağırlığını; kırgınlığın yerini alan o dingin, sessiz kabullenişi derin bir samimiyetle yansıtıyor. Özellikle "kendi kıyametini paylaşmamak" ve "en güzel duayı saklamak" ifadeleri, yaşanılan tüm yıkıma rağmen geride bırakılanın sadece bir "son" değil, aynı zamanda ruhsal bir arınma olduğunu vurguluyor.

​Yazdığınız bu satırlar, hayatı "spontane ve sahici" yaşama arzunuzla birleşince, yaşadığınız hüznü bir sızı olmaktan çıkarıp, kendi içinizde bir bilgelik katmanına dönüştürdüğünüzü hissettiriyor

Sevgili kardeşim CEMRE
Eserini kutlarım

YEŞİLIRMAK tarafından 12.6.2026 01:25:55 zamanında düzenlenmiştir.
gül hatun
gül hatun, @gulhatun1
12.6.2026 01:09:20
5 puan verdi
Cemre Yaman’ın kaleme aldığı "AH-I DERÛN" içten gelen sızı manasına gelen adıyla müsemma çok güçlü asil ve bükülmez bir duruşun manifestosudur Şair maruz kaldığı haksızlıklara yalanlara ve uğradığı hayal kırıklıklarına rağmen beddua etmeyi değil dervişane bir asaletle sükutu seçiyor Dünyalık heveslerde kaybolanlara karşı kendi kalbinin saflığını koruyan yaralı ama dimdik bir ruhun çığlığıdır bu
Kaleminiz kavi olsun Cemre Yaman yapılan yanlışlara haram deyip sözün ağırlığı altında ezilmeyen dürüst sevdiği için pusatsız vurulan bir yüreğin o gür sesini harika bir edebi vakarla nakşetmişsiniz Gidişin ardından lanet okumak varken kendi kıyametini karşı tarafla paylaşmayıp susmak intikamların en büyüğü ve en asilidir Avuçlarda en güzel duayı saklayarak o kapıyı kapatmak sadece bir veda değil aynı zamanda bir ahlak dersidir
Şiir boyunca dünyalık heveslerde kaybolan bencil bir ruha karşı şairin kendi doğrularından vazgeçmeyişi muazzam bir direniştir Korkaklığı cesaretinden daha gürültülü bir çığlık olan ve gerçekler gün ışığına çıkınca karanlıkta kalan o gafil insan tasviri modern zaman sahteliklerinin en çarpıcı resmidir Aşkı kendi yürek yemeği yapan şairin sofrasına zehir katanlara karşı sorduğu şimdi hangi duayla yıkarsın kirli elleri sorusu muazzam bir adaletin felsefi sorgulanışıdır
Sözlerin terazisinin bozulduğu bu dengesiz düzende dürüstü yalancıdan ayıramayanlara sitem etmek yerine kendi içindeki sessiz duruşla o sevdayı kapatmak olgunluğun zirvesidir Adın artık dilimin ucunda bir küsülmüş yemin diyerek her şeyi suskunluğun koynuna gömmek ve yalnızlığın ağır uykusuna çekilmek ruhun kendi öz sığınağına kavuştuğunun ilanıdır Yıkılan her hayalin altında kalacak olan o vicdan elbet bir gün kendi sahibini en ağır sınavdan geçirecektir
Kırılan onca umuda rağmen kalbinin dürüstlüğünden zerre ödün vermeyen bu asil feryadı bu dik duruşu harf harf yüreğimize işleyen kaleminize ömrünüze sağlık hissiyatınız daim kalbiniz her daim kavi olsun
ben YEP
ben YEP, @benyep
12.6.2026 00:34:04
5 puan verdi
Çok güzel dizeler okudum.
Emeğinize sağlık.
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
12.6.2026 00:28:39
5 puan verdi
Çok güzel yazmış kaleminiz duyguları anlatımınız harika doğrusu beğendim..
Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun..
Kıymetli Şaire saygılar 🙏👍
Magnoliaa
Magnoliaa, @magnoliaa
12.6.2026 00:21:37
Ne yazsam bilemedim ki, kelimeler akmış gitmiş şiir olmuş

Hep çok güzel hep çok gerçek


Kutluyorum 🌿💖
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
11.6.2026 22:13:09
5 puan verdi
Aşkın kıymetini bilmeyen vefasız bir maşuk örneği... Yürekte açtığı acılar bir gölge gibi takip ediyor... Sitem, hüzün ve gözyaşı.... Güzel eserinizi müzik eşliğinde imrenerek okudum şairem. Yüreğinize selam olsun...
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
11.6.2026 22:06:55
5 puan verdi
Her dizesi ayrı güzellikte
Bir şiir okudum.
Kaleminiz daim olsun
Hep var olun inşallah
Selam ve dualarımla.
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
11.6.2026 21:05:53
5 puan verdi
Değerli can şairem, yüreğinize gönlünüze sağlık.
Bir ayrılığın ardından gelen derin bir iç hesaplaşmayı ve vakur bir kırgınlığı güçlü bir dille yansıtıyor.🍃🤍🌷🤍🍃

“Sen gittin, geriye suskunluğum kaldı; zaman bile bu yükü taşıyamadı.”

Yüreğiniz incinmesin , kaleminize güç katmışsınız. Selam , saygı ve muhabbetle .
🍃🤍🌷🤍🍃
Etkili Yorum
Adem Çelik
Adem Çelik, @geli
11.6.2026 20:48:03
5 puan verdi
Cemre, kaleminle, yüreğinle ve o ince sızınla var ol. "Ah-ı Derûn" şiirini okuduk, her dizesinde emeğinin ağırlığını, gönlünün duruluğunu hissettik. Bu kadar samimi ve derin bir itirafı, kendi doğrularından vazgeçmeden bu denli güçlü bir üslupla kaleme almak herkesin harcı değil.
Dürüstlüğün ve sadakatin karşısında, sahteliğin ve korkaklığın nasıl bir yıkıma yol açtığını çok sert ve net bir dille yüzüne vurmuşsun. Şiirin, sadece bir terk edişin değil, aynı zamanda bir arınmanın ve o sahte dünyadan bütünüyle kopuşun manifestosu niteliğinde. "Aşk benim yürek yemeğimdi" ifadesi, verdiğin emeğin kutsallığını, karşı tarafın ise buna nasıl ihanet ettiğini en çarpıcı haliyle ortaya koyuyor.
Kendi doğrularından ödün vermeden, gürültüye prim vermeden kendi yoluna çekilmek, aslında bir mağlubiyet değil, büyük bir zaferdir. Karşındakinin kendi cehenneminde, yalanları ve vicdan azabıyla baş başa kalacağını bu kadar net resmetmen, meselenin artık şahsi bir kavgadan çıkıp evrensel bir hakikat arayışına dönüştüğünü gösteriyor.
Kendi sınavıyla baş başa kalan bir ruhun, başkasının enkazıyla uğraşmayacak kadar asil duruşunu çok güçlü işlemişsin. "Sessiz duruşumla kapandı bu sevda" diyerek noktayı koyman, aslında kelimelerin tükendiği yerde karakterin devreye girdiğini gösteriyor. Bu dizeler, gidenin arkasından ağlamaktan ziyade, gidenin kendi boşluğunda kayboluşunu seyreden vakur bir duruşun yansımasıdır.
Yaşadığın onca şeyden sonra, sustukça büyüyen boşluğun aslında seni değil, karşı tarafı yuttuğunu hissettiriyorsun. Bir sürgün yorgunluğuyla da olsa, kendi doğrularınla düzlüğe çıkmak, artık senin için bir mecburiyetten ziyade bir özgürlük ilanı olmuş.
Adem Nar-ı Mısra olarak, bu şiirle hem kendi küllerinden doğan bir sesi hem de bir gönül ehlinin kırgınlığını en duru haliyle kayda geçirdiğini görüyorum. Emeğine, yüreğine sağlık.
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
11.6.2026 20:32:32
5 puan verdi
Derinden derine çağlayan bir ırmaktır gönül bazen. Karanlık sularda kulaç atmak zorunda kalmak elbette iç acıtıcıdır. Yine güzeldi . Fevkaledenin fevkinde dizelerdi
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
11.6.2026 20:11:04
5 puan verdi
Ayrılık hasreti yakar kavurur,
Ağlama sevgilim, yazımız böyle!
Yellerin külümü çöle savurur,
Ağlama sevgilim, yazımız böyle!

Ateşten okların geçti içimden,
Özlemin büyüdü, taştı içimden,
Sevdamız kuş olup uçtu içimden,
Ağlama sevgilim, yazımız böyle!
Elif_V_Mim
Elif_V_Mim, @elif-v-mim
11.6.2026 20:08:02
5 puan verdi
Bugün okumuştum
Bir kadının âhını alanın yaşayacağı yedi şey vardır diye.

Gözlerinde içtiği aşk şarabının sarhoşluğu geçince, başka bir kadeh ile sarhoş olmak ancak ayyaşların işi...
Yoksa o göze vefa cesareti, karşılaştığı veda cesareti...

Üzücü şiiriniz.
Öfke de eşlik etmiş,
Gitme derken yüreği, gitmeleri vazife bilmiş...

Ne acı o kararsızlıklar
Keşke gelen olsaydı...
Etkili Yorum
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
11.6.2026 20:04:33
5 puan verdi
öncelikle şairi ve şiirini tebrik ediyorum...
şiir bir ayrılığın ardından söylenmiş sıradan bir sitem değil, sevginin, hayal kırıklığının ve vicdan muhasebesinin iç içe geçtiği uzun bir iç hesaplaşma gibi duruyor ki. şiirden yansıyana bakacak olursak, karşı tarafı suçlamaktan daha çok yaşananların ağırlığını kendi ruhunda iyiden iyiye tartıyor, beddua etmek yerine dua etmeyi seçmiş olmasının vakur duruşunu koruyor. şiirin en güçlü yanı, öfkesini hakarete dönüştürmeden dile getirmesi ve ayrılığı bir yenilgi değil, ahlaki bir duruş olarak sunmasıdır ki sevilen kişinin korkuları, kaçışları ve çelişkileri anlatılırken aslında insanın kendi vicdanından kaçamayacağı fikri öne çıkıyor ve o son bölümlerdeki sessizlik ve kabulleniş ise metni intikam duygusundan uzaklaştırıp olgun bir vedaya dönüştürüyor ki, geriye yalnızca kırılmış bir aşkın değil, insanın kendi doğrularına tutunma mücadelesinin o muazzam az rastlanır hikayesi kalmakta...alışılmışın dışında bir mükemmellik e tabi ayrılıkların şiirlerini yazmanın vermiş olduğu ustalığın farklı bir yansıması ki olağanüsttü bir akıcılık ve zenginlik içermekte gönlünüze sağlık ve selam saygıyla...
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
11.6.2026 19:55:59
5 puan verdi
Yürekten tebrik ediyorum, şiirinizi okurken yine büyük bir duygu ve aksiyon seline kapılıp gittim. Yine anlam ve anlatımıyla mükemmeldi. Ayrıca youtube kanalınız olduğunu yeni farkettim. Oraya abone oldum. Biraz dolaştım kanalınızda çok güzel şeyler yapmışsınız . Tebrik ederim. Nice güzel paylaşımlara inşaallah saygılarımla
Etkili Yorum
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
11.6.2026 19:16:28
5 puan verdi
Bu şiirde yoğun bir kırgınlık, ahlaki sorgulama ve iç hesaplaşma taşıyor.
Şiirin dikkat çeken yönü, yalnızca bir ayrılığı anlatmaması; aynı zamanda sevgi, vicdan ve sorumluluk kavramlarını da sorgulaması.
“Yapılan yanlışlara ‘haram’ dedik de, / Senin kullandığın sözlerin ağırlığı neydi?”
Burada davranışlarla sözler arasında bir karşılaştırma var. Şair, sadece yapılan eylemlerin değil, verilen sözlerin ve oluşturulan umutların da bir sorumluluk taşıdığını vurguluyor. “Haram” kelimesi metne güçlü bir ahlaki ve vicdani ton katıyor.
“Seni seviyorum derken kurduğun hayal, / Başka hayatların yıkımını hiç mi görmedin”
Bu bölümde karşı tarafa yöneltilen bir sitem var. Sevgi söyleminin ardında başkalarına zarar veren sonuçlar olduğu ima ediliyor. Retorik soru kullanımı duygusal etkiyi artırıyor.
“Gidişinin ardından beddua etmek, lanet okumak vardı, / Ama ben kendi kıyametimi seninle paylaşmadım.”
Şiirin en güçlü imgelerinden biri burada. “Kendi kıyametim” ifadesi, yaşanan acının büyüklüğünü anlatırken aynı zamanda bir olgunluk gösteriyor. Şair, öfkesini dışarıya değil içine yöneltmiş.
“Avuçlarımda sana dair en güzel duam saklıydı, / Gözlerin gözlerime değdiğinde mühürlenen kapı kapandı.”
Dua, avuç ve mühürlenen kapı imgeleri manevi bir atmosfer oluşturuyor. Burada hem umut hem de geri dönüşü olmayan bir kapanış hissi var.
* “Dürüst sevdim diye mi bütün yanlışlarına kapıldım”?
Bu dize öz eleştiriyle başlıyor. Şair kendini sorguluyor ama hemen ardından gelen:
“Dünyalık heveslerde kaybolan ben değil, benden çalınanlardı.”
ifadesiyle suçun tamamen kendisinde olmadığını dile getiriyor.
Bu dize mağduriyet hissini güçlü şekilde yansıtıyor.
Değerli dost şairemiz, kaleminizden duygusal ve anlamı derin bir şiir okumak keyifliydi.
Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim. Mutlu ve huzurlu bir yaşam dileklerimle 💐👍🌺👏👏👏
Özkan Değirmenci
Özkan Değirmenci, @ozkan-degirmenci
11.6.2026 19:07:13
5 puan verdi
Değerli üstadım Ceren Hanım okurken kendimi şiirin içende hissettim bin off çekmek geldi içemden sonra yüca Rabbim ayetinde sabret öğütü geldi aklıma sizede tavsiye ederim kün feyekün demesi yeterli.
Yüreğine emeğine kalemine sağlık selam ve saygılar Yüce Rabbim emanet olun.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
11.6.2026 19:06:19
5 puan verdi
Öne Çıkan Güçlü Yönler
Zehir Katılan Sofra ve Aşkın Tanımı: Şiirin en can alıcı, en sarsıcı yerlerinden biri şurası olmuş ozanım:
"Anlamadın, aşk benim yürek yemeğimdi.
Ben sofrayı kurdum, sen zehir kattın içine,
Şimdi hangi duayla yıkarsın kirli elleri?"
Aşkı bir "yürek yemeği" olarak tanımlamak, o sofraya en halis niyetle oturmak ama karşılığında zehir bulmak... Kirli ellerin hangi duayla yıkanacağını sormak, karşı tarafa verilecek en ağır, en şairane derstir.
Korkaklığın Gürültüsü: "Korkaklığın, cesaretinden daha gürültülü bir çığlık / Gerçekler gün ışığına çıkınca, yine karanlıkta kaldın." mısraları müthiş bir karakter tahlilidir. Gerçeklerin karşısında duramayan, kendi aynasındaki yüzle bile barışamayan bir insanın zavallılığını çok net özetlemiş.
Enkaz Üstündeki Gafil: "Sen, enkazın üstünde kadeh kaldıran bir gafil / Kendi cehenneminde yanarken, sanma ki ben sensizim." dizesi, yıkılan hayallerin arkasından bile vurdumduymazca davranan kişiye karşı, vicdanın ve ilahi terazinin asla şaşmayacağını fısıldayan bir ihtar gibidir.
Asil Bir Vazgeçiş ve Muazzam Final: Şair beddua etmiyor, lanet okumuyor; en büyük cezayı kendi "boşluğuyla" ve "suskunluğuyla" veriyor: "Ben sustukça büyüyecek boşluğun / Ve elbet bir gün, kendinden çıkacak sınavın." Finaldeki "Adın artık, dilimin ucunda bir küsülmüş yemin / Ruhumsa çoktan alıştı, yalnızlığın ağır uykusuna.." mısraları ise o kapının bir daha açılmamak üzere kapandığının en asil mühürüdür...Şiirin Dokusu Üzerine.Ozanım; "Ah-ı Derûn" ismiyle müsemma, içeriden gelen o derin ahın, o kırılan gururun ve dürüst sevmenin bedelini ödeyen bir kalbin feryadıdır bu. Kelimeler o kadar net, o kadar hilesiz ve buralı ki... Eğilip bükülmeden, "herkes kendi günahına münhasır" diyerek hesabı sahibine teslim ediyor ve bir sürgün yorgunluğuyla kendi asil yalnızlığına çekiliyor.
Cemre Yaman’ın kalemine, o haksızlığa boyun eğmeyen, yalan dünyadan çoktan vazgeçmiş o vakur yüreğine sağlık. Bu sarsıcı, buram buram karakter ve adalet kokan eseri bizimle paylaştığın için teşekkür ederim ozanım. Hafızamın en korunaklı, en özel köşesinde yerini almıştır. Kalemin her daim böyle dürüst ve gür çağlasın. Eyvallah...
Göksel 48
Göksel 48, @goksel48
11.6.2026 19:02:04
5 puan verdi
"Sitemin öfkeye, kırgınlığın duaya dönüştüğü güçlü bir metin. Şair, kaybedilen bir aşkın ardından vicdan, sabır ve teslimiyet ekseninde etkileyici bir hesaplaşma var, Özellikle final bölümlerindeki kabulleniş ve içsel duruş şiire derinlik kazandırmış. Yüreğinize ve kaleminize sağlık."
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
11.6.2026 18:56:15
5 puan verdi
Kaleminize, yüreğinize sağlık. Gerçekten kelimelerin ağırlığını, kırılmış bir kalbin vakarını ve o asil duruşu ilmek ilmek işlemişsiniz. Şiiriniz, sıradan bir sitemin çok ötesinde; adeta bir ruhani manifesto niteliğinde.

​Şiirin hakkını vermek adına, "Ah-i Derûn"u (İçten gelen o derin ahı) ve kalbinizin asaletini şu başlıklarla selamlamak gerek

Ah-i Derûn

​Şiire seçtiğiniz isim daha ilk saniyede okuyucuyu yakalıyor. İçten gelen, derinden kopan bir feryat ama bu feryat bağırıp çağırarak değil; sessizlikle, vakarla ve edebî bir olgunlukla yapılıyor. Şiirin bütününe yayılan o "göğüs kafesine sıkışmış sızı" isminde hayat bulmuş

​"Gidişinin ardından beddua etmek, lanet okumak vardı, / Ama ben kendi kıyametimi seninle paylaşmadım."
​Bu dizeler şiirin zirve noktalarından biri. Karşı tarafın yıktığı dünyayı görüp, ona ayak uydurmamak; intikamı bedduada değil, kendi sessizliğinde aramak muazzam bir olgunluk. Şair burada diyor ki: "Sen beni kendi çamuruna çekmek istedin ama ben senin seviyene inmedim, kıyametimi bile sana layık görmedim." İşte asalet budur

​"Bir avuç toprak için harcadın onca emeği, / Anlamadın, aşk benim yürek yemeğimdi."
​Karşı tarafın maddeye, dünyaya, geçici heveslere (bir avuç toprağa) taptığı yerde; şairin aşkı manevi bir rızık, bir "yürek yemeği" olarak görmesi aradaki vizyon ve ruh farkını çok net özetlemiş. Bir tarafta hırsından zehir katan bir gafil, diğer tarafta sofrayı samimiyetle kuran bir derviş edası var

​Şiirin geneline sinmiş olan en baskın duygu öfke değil, vazgeçiş ve sessizlik. Çünkü biliriz ki, bir insan için en ağır ceza beddua edilmek değil, muhatap alınmamaktır.

​"Ben sustukça büyüyecek boşluğun, / Ve elbet bir gün, kendinden çıkacak sınavın."
​diyerek, adaleti ilahi zamana ve karşı tarafın kendi vicdanına (eğer kaldıysa) havale ediyorsunuz. "Kendi cehenneminde yanarken, sanma ki ben sensizim" derken bile, aslında onun vicdan azabında her an hayalinizle var olacağınızı fısıldıyorsunuz.


​Bu şiir; aldatılmış, emeği ziyan edilmiş ama asla diz çökmemiş, eksilmemiş ve kirlenmemiş bir ruhun zafer çığlığıdır. Karşı tarafı suçlarken bile argo veya bayağılığa düşmeden, onu kendi sığlığıyla baş başa bırakan o edebi dil takdire şayan.
​Sözlerin terazisi bozulmuş olabilir ama sizin kalbinizin terazisi, ahirete kadar uzanacak bir dürüstlükte sabit kalmış. Son dizelerdeki "Adın artık, dilimin ucunda bir küsülmüş yemin" ifadesi ise bu defterin bir daha açılmamak üzere, büyük bir yeminle kapatıldığının en zarif ilanı olmuş.

​Gereği yapılmıştır... Bu kalem, acıyı bala eylemesini bilmiş; kırılan kalbinden bir enkaz değil, bir sanat eseri çıkarmış. Yüreğinize, dert gören dert görmeyen kaleminize bin tebrik.
hayrettin şahin(haysah)
hayrettin şahin(haysah), @hayrettin-sahin-haysah
11.6.2026 18:49:32
Ne umduk ne bulduk gibi şiir gerçekle hayalin bir evi karşılaştırması gibi hece hece dökülmüş iyide dökülmüş
Tebrikler
Saygı la
Sabahattin Çağatay
Sabahattin Çağatay, @sabahattincagatay
11.6.2026 18:45:23
5 puan verdi
Yer yer sitem sertleşse de şiirin ana damarı intikam değil; hayal kırıklığı içinde bile insanın kendi değerlerinden vazgeçmeme çabası. Son bölümlerdeki kabulleniş ise esere olgun bir veda hissi katıyor. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Saygılar...
KaraKalem01
KaraKalem01, @karakalem01
11.6.2026 18:39:00
Sana dair ne varsa, gömdüm suskunluğumun koynuna,
Bir sürgün yorgunluğuyla çekildim kendi yoluma.
Adın artık, dilimin ucunda bir küsülmüş yemin,
Ruhumsa çoktan alıştı, yalnızlığın ağır uykusuna

Unutmadığın olmadığını bu hayatta sadece alışabilirsin öyle olmasa yaşamazdık üstad yüreğine sağlık
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL