3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
95
Okunma
ben seni düşünürken
ayva boydan boya çiçeklenir
deniz bir yol alır içim de
bir ucu aklıma bir ucu figana uzanır
hiç tanımadıgım şiirler
gözlerimin bugusunda telaşlanır
göçebe uçurtmalar konar bahçeme
ben seni düşünürken
hasret baştan aşagı sevdalanır
Sen saadetten ne anlarsın,
çocuk?
Anlatsam sana
öykülenmiş
ağılı üzüm sandıklarını,
içlerinden
baharlar fışkıran yemiş ağaçlarını,
perili bir ormanı çizsem
avuç içlerine,
parmak uçlarının terlerini
silsem
yıldızlı bir gökyüzüne.
Sen saadetten
ne anlarsın,
çocuk?
Bir kubur versem sana;
aynalarla,
aylarla bezenmiş,
şatafatlı atlar bağlanmış olsa
bahçesinde tomurcuklanmış
ayva çiçeklerine.
Bir kubur versem sana,
kedersiz dönse
kirpiklerinin çeperinde,
sen yine de
saadetten anlamazsın elbet;
ben de inandıramam seni
bu demirden sarkacın gölgesine.
Öyleyse,
ne diye ruhun dizlerimin dibinde?
Neden bir mermi gibi
koşarsın bu karanlık öykünün peşinde?
Sen; salıncaklarda yanmış kirpiklere,
sayılmayan gökyüzüne,
gelmeyecek müjganlı günlere benzemişsin.
Yine de sana rağmen;
atlar koşumlanmış,
bahar yeniden ekilecek kıvamda.
En güzel söz
söylenmedi henüz.
Böyle dinleme karanlığı;
ben, "sular duruldu,
şarkımız sustu,
bu öykü bitti" demedim daha.
.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.